reaktif depresyon

4 Soruda Reaktif Depresyon Nedir?

Reaktif depresyon, kişinin yaşadığı olumsuz olaylar neticesinde meydana gelebilen bir depresyon türüdür. Depresyon türleri bakımından farklı kollara ayrılabilir.

Her bir depresyon türü farklı özellikler içerebilir. Reaktif depresyon da olaylara bağlı olarak gelişen bir duygudurum bozukluğu olarak adlandırılır.

Reaktif kelimesi de zaten reaksiyon kelimesinden yani tepki kelimesinden gelmektedir. Reaktif depresyon tedavisi olan bir ruhsal sorundur.

Depresyonla mücadele edebilmenin en iyi yolu ruhsal destek almaktır. Depresyon tedavisi eğer ihtiyaç varsa antidepresan olarak bilinen psikiyatrik ilaçların kullanımı ile gerçekleştirilir.

Ancak ilaçlar her zaman gerekli olmayabilir. Reaktif depresyon yalnızca psikolojik destek alınarak da ortadan kalkabilir.

Eğer siz de reaktif türde bir depresyondan muzdaripseniz, uzman psikolog kadromuzdan bu konuda destek alabilirsiniz.

reaktif depresyon

Reaktif Depresyon Nedir?

Reaktif depresyon, kişinin yaşadığı bir olay sonucunda ortaya çıkan bir depresyon türüdür.

Bu tip depresyonun, sosyal koşullara bağlı bir ortamda semptomların ortaya çıkmasıyla yakından ilişkili olduğuna yaygın olarak inanılmaktadır.

Reaktif depresyonda suçluluk ve sorumluluk, çaba göstermeme, hayal kırıklığı, sevdiklerinden ayrılma, akrabaların ölümü, emeklilik, istenmeyen gebelik gibi etkenler vardır.

Bu nedenlerle ortaya çıkan nevrotik kökenli reaktif depresyona yol açabilir. Bu reaktif depresyonun bir belirtisi olan uyku bozuklukları çok sık görülebilir.

Reaktif depresyon, kişide uykuya dalmayı zorlaştırır ve depresyonu olan kişi sabah erkenden uyanamaz. Kilo kaybı depresyonda görülür ancak reaktif türde bu şekilde bir değişim gözlemlenmemektedir.

Reaktif depresyon, gün boyunca kaygı, endişe ve benzer diğer semptomları artırır. Bu durum geceleri zirve yapar.

Ayrıca kalıcı yasa da bu noktada bir parantez açmamız gerekir. Kayıp sonrası oluşan yas da olumsuz bir olaydan sonra gerçekleşen depresyon olduğu için reaktif depresyon grubu içinde değerlendirilmelidir.

Reaktif depresyonda kişinin, belirli psikososyal stresörlere yanıt olarak psikolojik durumunun bozulması olarak tanımlanır.

Başka bir deyişle, reaktif depresyon, stresin hafif veya orta derecede depresif belirtilerle sonuçlandığı bir durumdur.

Bu belirtiler genellikle stresli bir olaydan sonra aylarca sürer, ancak uzun sürmez ve bireyler baş etme stratejilerini kullanabilirler.

Ancak, reaktif depresyon belirtileri daha uzun süren ve daha şiddetli olan bireyler için profesyonel yardım almak önemli bir gerekliliktir.

reaktif depresyon

Reaktif Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Reaktif depresyon belirtileri arasında en sık görülenlerden birisi hayattan eskisi kadar zevk alamamaktır.

Reaktif depresif kişi eskiden zevk aldığı şeylerden artık hoşlanmaz. Sağlıklı insanlar güzel günler, güzel filmler ve komik şakalar ile mutlu olmanın mutluluğunu yaşarlar.

Ancak reaktif depresyonu olan kişiler bu mutluluğu ve yaşamı pek hissedemezler. Hayat reaktif depresif kişiler için boş ve anlamsızdır. Sevinç getiren etkinliklere bakmaz.

Çok sevdiği arkadaşlarıyla takılmak bile istemiyor hale gelirler. Gelsem de tadını alamam diye düşünürler ve bu sebeple gitmeyi dahi düşünmezler.

Eskiden zevk aldığı şeylerden artık zevk almıyor duruma gelirler. Depresyon sayesinde artık kişi keyifsiz bir halde görünür ve bu durum dışardan belli olmaktadır.

Kendine bakmıyor, markete gitmiyor ve hiçbir şey almak istemiyor ise reaktif depresyon tanısı için şüphelenmek gerekir. Kendini yaşlanmış hisseder ve çok yorgundur.

20 yaşındayım ama 70 yaşında gibi hissediyorum diyebilirler. Gerçekten de kendilerini çok yaşlı hissederler.

Adı reaktif depresyon olan bu ruhsal rahatsızlığa sahip kişiler aktivitelere reaksiyon veremez hale gelirler. Ev hanımları artık ev işlerini yapamıyor ve çocuklarına bile bakamıyorlar olurlar.

Bir çocuğun yeme, içme, yıkama, kıyafet değiştirme gibi fiziksel ihtiyaçlarını bile tam olarak karşılayamazlar.

İşte bu sebeple reaktif depresyon olan kadınlarda bu yüzden dahi suçluluk duygusu belirir.

İyi bir anne olmadığını ve çocuğuna haksızlık ettiğini düşünür. Kendini yıpratır ve bu kısır döngüden çıkamaz.

Reaktif depresyonda direnç o kadar güçlenir ki hasta yataktan çıkmak dahi istemez. Erken kalkar ama saatlerdir yataktadır ve bütün gün orada yatmak ister.

Dizi film izleyemez, kitap dergi okuyamaz, en yakınlarıyla dahi konuşmaz, kollarını kaldırmaz hale gelir.

Tuvalete bile gitmeye üşenir hale gelir ki bu depresyon seviyesinin gittikçe arttığını gösteren belirtiler arasındadır.

Açıklanamayan stres, kaygı, huzursuzluk, ajitasyon, gerginlik ve aşırı duyarlılık reaktif depresyon belirtileri arasındadır.

Reaktif depresyondan muzdarip hastalar kendilerini “depresif, daralmış, ruhları daralmış, sanki boğuluyormuş” olarak tanımlayabilirler.

Genellikle bu hastalığın bir kaynağı vardır ve depresyon her ne kadar kesin kaynaklara bağlanamasa da reaktif türde kaynak bulunması muhtemeldir.

Depresyonu olan bazı insanlar huzursuzluğu sık sık yaşarlar. Huzursuz ve gergin bir yapıya sahiptir. Reaktif depresyonu olan bireylerde öfke patlamaları da olabilir.

Huzursuzluk daha çok anksiyeteye benzer bir aşırı kaygı durumu hâkim olabilir. Bazen kafa karışıklığı ve sıkıntı herkesi etkileyebilir.

Ancak reaktif depresyon hastalarında bu şikayetler şiddetli ve uzun sürelidir. Çoğu hasta sabahları ağrıyla uyanır.

Depresif hastalar yorgun uyanırlar ve sanki gece hiç uyumamış gibi görünürler. Hatta bazıları akşamdan kalma zanneder ancak ortadaki sorun sadece depresyon hastalığıdır.

Depresyonu olan kişilerin çoğu gergindir. Küçük üzüntüler karşısında gergin olduğu gibi, üzücü olayların yokluğunda bile gergin haldedirler. Arada sırada olan bir gerginlik hali değildir.

Sabah kalkıyorum ve tüm vücudum ağrıyor ve uyurken bile gergin oluyorum diyebilirler.

Huzursuzluk, üzüntü, gerginlik, heyecan ruhsal belirtiler olabilir ancak depresyon sadece ruhsal belirtilerden oluşmaz.

Çarpıntı, nefes darlığı, yutma güçlüğü, kan basıncında dalgalanmalar ve ateşin neden olduğu karıncalanma reaktif depresyonun yaygın bedensel belirtileridir.

Güçlü bir acı çekme duygusu olan depresyon hastaları ise yüksek intihar riski altındadır.

Bazen hastanın hissettiği ağrı dayanılmaz hale gelir, bu nedenle bu durumlarda depresyonu gidermeyen ancak ağrıyı dindiren ilaçlar kullanmanız gerekir.

Aksine, depresyonu hafifleten bazı ilaçlar kaygıyı artırabilir ve tedavinin ilk birkaç gününde hastaların kendilerini hasta hissetmelerine neden olabilir.

Bu ilaçlar, uzun süreli yan etkileri olmadığı ve uyku ya da uyuşukluğa neden olmadığı için başlangıçta sıkıntı düzeyini artırır.

Hastalar “depresyon için ilaç alan kötüleşir” gibi dedikodulara inanmamalıdır.

Eğer bir yan etki olursa doktoruna danışmalı ve ne yapılacaksa onun bilgisiyle yapmalıdır. Çoğu fiziksel hastalık gibi, birçok psikolojik hastalık da yorgunluğa neden olur.

Bununla birlikte, reaktif depresyon, yorgunluğun en yaygın nedenlerinden biridir.

Bir kişi bedensel bir hastalıktan bitkin düştüğünde çalışmak ister, ancak yorgunluğu onu bunu yapmaktan alıkoymaktadır.

Depresyondayken kişi isteksiz ve aynı zamanda yorgundur. Yani bu fiziksel yorgunluktan ziyade ruhsal yorgunluğun isteksizlikle birlikte görülmesidir.

Yorgunluk fiziksel hastalıklarda (kalp ve akciğer hastalıkları gibi) daha sık görülür. Ancak kalp hastalığı olan kişi fiziksel aktiviteyle yorulur.

Depresyonda ise hastalar hiçbir şey yapmadan yorulurlar. Sabahları yorulur ve yataktan yorgun olarak kalkarlar.

Reaktif depresyon yaşayan bireyin yorgunluğu adeta yüzünden okunur. Unutmanın guatrdan B12 vitamini eksikliğine kadar birçok nedeni olabilir.

Demans (özellikle Alzheimer hastalığı), 60 yaş üstü insanların unutmada en yaygın nedenidir. 60 yaşın altındaysanız ve şiddetli bir unutkanlık yaşıyorsanız, reaktif depresyon akla gelir.

“Aklıma hiçbir şey gelmiyor, ne söylendiğini bilmiyorum, çevremde ne konuşulduğunu bilmiyorum” gibi şikayetler çoğunlukla reaktif depresyondan kaynaklanır.

Hasta kararsızlıktan şikâyet eder. Basit şeylerde bile karar vermekte zorlanır hale gelir.

Arafta kalırcasına kararsızlık yaşar. Unutkanlık bazen çok ciddidir ve bir kişinin depresyonda mı yoksa bunama sürecinde mi olduğunu anlamak zor olabilir.

Unutkanlık her zaman fark edilmez, ancak yetersiz dikkat ve zayıf konsantrasyon gibi semptomların eklenmesi iş performansını ve okul başarısını önemli ölçüde bozabilir.

Okuyamadığımız, okuduklarımıza odaklanamadığımız, okuduklarımızı anlayamadığımız şikayetleriyle karşı karşıya kalırız.

Reaktif depresyon bu nedenle kişinin iş, sosyal ve akademik yaşantısını oldukça olumsuz etkileyebilir.

Depresyon hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel direncin en yaygın nedenlerinden biridir. Kişinin depresyon ile mücadele ederken cinsel ilişki için güçlü bir isteği yoktur.

Cinsel ilişkiye girip girmediğini gerçekten umursamadıkları düşünülür. Reaktif depresyon ayrıca erkeklerde erektil disfonksiyona, erken veya geç boşalmaya ve kadınlarda orgazm olamamaya neden olabilir.

Aslında burada cinsel isteksizliğe en çok neden olan şeylerden birisi de kişinin kendisini değersiz hissetmesidir.

Değersiz ve başarısız hissettiği için cinsel birleşmede de başarısız olacağını düşünür ve partnerinin gözünde gülünç duruma düşmemek için uzak durur.

Acı bir olay yaşayan herkes üzgündür. Depresyon ve üzüntü arasındaki önemli bir fark, depresyon sorunu yaşayan kişilerin yaşadığı değersizlik duygusudur.

Depresyonda kişi kendini yetersiz, başarısız, çirkin ve aptal olarak görür. Aslında, genellikle reaktif depresyonda suçluluk ve günahkârlık da eşlik eder.

Kendilerini bir hata olarak nitelendirebilirler. İnancı olanlar Tanrı tarafından cezalandırılmış birer kul olduklarını düşünürler. Aslında bu söylemler içinde bulundukları karamsarlığı da işaret eder.

Reaktif depresyon sorunu yaşayan kişi kendisini Tanrı’nın adeta lanetlediği hissine kapılır ki ne yapsa da bu durumun düzelmeyeceğini düşünebilir.

Başka bir deyişle, depresyon bir anlamda “kendinden nefret etme” hastalığıdır. Kendinden nefret etmek zirve yaptığında, kişi intihar etmeyi seçebilir.

Depresyondaki insanlar intiharı düşünmeseler bile genellikle ölümü düşünürler. Bazı insanlar intiharı düşünmezler ama “Keşke ölseydim” derler.

“Dini inancım olmasaydı ya da ailemi üzmeyeceğini bilseydim, şimdiye kadar defalarca intihar etmiştim” diyen hastalarla da reaktif depresyonda sıkça karşılaşılır.

Ancak reaktif depresyon şiddetli olduğunda, dini inançlar bile intiharı engelleyemez.

Hasta ailesinin yaptığı en büyük hatalardan biri, “güçlen, depresyonu yen, eğlen ” gibi tepeden bakan ve çok kolaymış gibi gösteren sözlerdir.

Reaktif depresyon hastaları seyahat etmeyi, eğlenmeyi, kısacası hayattan zevk almayı sevmezler. Hiçbir şeyden zevk alamadığını görmek onu hayattan soğutur.

Öte yandan, “kendini yen, güçlen” gibi tavsiyeler, zaten değersizlik duygusuna sahip hastaların kendilerini tamamen yetersiz hissetmelerine neden olur.

Çevrenizdeki biri reaktif depresyondaysa, yanlış tavsiyenin ölümcül olabileceğini unutmayın. Onu hayattan vazgeçirme noktasında istemeden de olsa katkıda bulunabilirsiniz.

Ne yazık ki, depresyon hastası her 7-8 kişiden biri yaşamına kendi kendine son vermektedir. İntihar, 25 yaşın altındaki kişilerde ikinci veya üçüncü önde gelen ölüm nedenidir.

40 yaşın altında ise ikinci veya üçüncü sırada yer alacaktır. İntihar ölümleri yaşla birlikte artmakta, ancak kardiyovasküler hastalık ve kanser ölümleri arttıkça ölüm nedeni sırasına göre intiharlar azalmaktadır.

Kişinin zihninde belirli bir intihar yöntemi dolaşıyorsa (örneğin boyun asmak, silahla ateş etmek, yüksekten atlamak, uyuşturucu kullanmak vb.) reaktif depresyon hastasına daha çok dikkat edilmesi gerekir.

İntihar etmek istediğini söyleyen depresyon hastaları çok ciddiye alınmalıdır.

Şiddetli intihar düşüncesi için hastanın yatarak tedavisi şarttır. Bu gibi durumlarda birkaç hafta psikiyatri servisinde kalmak depresyon hastasının hayatını kurtarabilir.

Bazı depresyon hastaları parmaklarını hareket ettirmek konusunda bile o kadar isteksizdirler ki kendilerini bir yük gibi hissederler.

Bu hastalar ağızlarını açıp tek kelime edemeyecek kadar ağır bir haldedirler. Reaktif depresyon semptomları yaşayan hasta uyuşuk, halsiz ve nadiren konuşur.

Dikkat, hafıza ve konsantrasyon eksikliğiniz kötüleştikçe, size cevap vermekte yavaşlar, sohbeti sürdürmekte zorlanırsınız.

Hem hareketlerinde hem de zihinlerinde yavaşlar ve külçe gibi yığılmış insanlarla karşılaşırsınız eğer bu kişilerde reaktif depresif duygudurum varsa.

Öte yandan, depresyon tanısı olan bazı insanlar gittikçe yavaşlar ve evden çıkmakta da zorlanırlar. Huzursuzluk özellikle hızlanan depresyonu olan kişilerde belirgindir.

Çok gergin görünür ve bunu belli de ederler. Üzüntü, mutsuzluk, sefalet, umutsuzluk ve karamsar düşünme gibi depresyon belirtisi olan duygular ortaya çıktığında çevresindekiler de durumu fark eder.

Yüz ifadelerini ve göz temasını azaltır, konuşmayı, yürümeyi ve hareketi yavaşlatır.

Bahsettiğimiz belirtilerin tamamı reaktif depresyon hastalarında bulunmayabilir ancak bazı depresyon belirtilerinin görülmesi tanı için yeterlidir.

reaktif depresyon

Reaktif Depresyon Neden Olur?

Yaşanan stresli olaylar kişinin beyin fonksiyonlarını bozar ve depresyon için zemin hazırlar. Dayanılmaz bir ağrı yaşadıktan hemen sonra, bir kişi depresyona girebilir.

Örneğin sevdiklerini kaybeden, iflas eden, eşi tarafından terk edilen ya da sınavlarda başarısız olup depresyona giren kişilere sıklıkla tanık oluyoruz.

Bu gibi durumlarda üzücü anlar yaşamak bile normal kabul edilir. Fakat üzüntü ve depresyonun iki farklı şey olduğunu unutmamak önemlidir.

Bazen küçük, stresli olaylar birikir ve sonunda reaktif depresyon için zemin oluşturabilir.

Diyelim ki üniversitede okuduğunuz bölümü seviyorsunuz, okul arkadaşlarınız mükemmel ve derslere gitmekten keyif alıyorsunuz. Ancak, sürekli bir zaman baskısı altındasınız.

Sık sık size verilen ödevleri ve projeleri aceleyle tamamlamanız istenir. Her zaman bir yerde bir şeyler yetiştirmek zorundasınızdır. Haydi diyelim ki üniversiteler artık sınav yapmayacaklar.

Dışarda bir kaza geçirme olasılığınız olmadığını düşünebilir misiniz? Yakın arkadaşlarınızdan birisi bir iş kazası geçirerek hayatını kaybetmiş olabilir.

İşte bu tür olumsuz yaşam olayları kişinin reaktif depresyon geliştirmesi için risklerini arttırır. Tabii ki, stres yaşayan herkes depresyon sorunu yaşayacak demek değildir.

Örneğin, 1999 depreminde binlerce insan enkaz altından kurtarıldı veya yakınlarını bu felakette kaybetti.

Ancak bu kişilerden yalnızca bazıları reaktif depresyon geliştirmiştir. İşte bu sebeple her ne kadar tetikleyici olsa da yaşanan olumsuz olaylar direkt neden olabilir mi sizce?

Depresyona yatkınlık oluşturan çeşitli biyolojik ve psikolojik faktörler vardır.

reaktif depresyon

Reaktif Depresyon Tedavisi Nasıl Olur?

Reaktif depresyon tedavisi esnasında kullanılan başlıca ve en önemli ilaçlar antidepresanlardır. Genelde antidepresanlar 21. günden sonra etkisini göstermeye başlar.

Tam iyileşme için ise en az 6 ay beklenmelidir. Eski nesil antidepresanlar etkilidir ancak yan etkileri nedeniyle artık tercih edilmemektedirler.

Ancak bu, bu ilaçların yalnızca yan etkileri olduğu için kullanılmaması gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Çok ucuz ve etkili oldukları için hala önemli alternatif ilaçlardan biridirler. Tıbbi gözetim altında doz kademeli olarak artırıldığından yan etkiler bir veya iki hafta içinde kaybolur.

Yeni nesil antidepresanlar ise mutluluk hormonu olarak da bilinen serotoninin kullanımıyla çalışan ilaçlardır. Bu ilaçlara “serotonin geri alım inhibitörleri” de denir.

Bu ilaçlar yan etkiler açısından eski ilaçlara göre çok güvenlidir. Yan etkiler genellikle kullanımın ilk birkaç gününde görülür.

Daha sonra kaybolacak olan bu yan etkiler nedeniyle reaktif depresyon tedavisi asla kesilmemelidir. Herhangi bir ilaç kullanmıyormuş gibi tedaviye devam edebilirsiniz.

Yeşil reçeteli ilaçlar ise şiddetli anksiyete, sıkıntı ve ajitasyon şikayetleri olan reaktif depresyon hastalarında etkili olana kadar antidepresanları rahatlatmak için kullanılabilir.

Yeşil reçeteli ilaçlar hakkında kamuoyunda bir önyargı ve korku bulunmaktadır. Bazı insanlar hastalıkları nedeniyle son derece memnuniyetsiz ve endişelidir.

Bazı reaktif depresyon hastaları ise bu ilaçların bağımlılık yaptığından endişe ediyor olabilirler. Yeşil reçeteli olması bir ilacın tehlikeli olduğu anlamına gelmemelidir.

Bu ilaçların kaygı, korku, endişe vb. depresyon belirtisi olan duygulardan muzdarip kişiler tarafından kullanıldığında bağımlılık potansiyeli yoktur.

Zevk için tüketildiğinde de kesinlik yoktur ancak bağımlılık yapma riski vardır. Bu nedenle psikiyatrist tarafından geçici olarak verilen bu ilaçlar doktorun belirlediği süre içerisinde kullanılmalıdır.

Zamana doktor karar verecektir çünkü reaktif depresyon şiddeti de belirleyici olacaktır.

Tedavi aşamasına gelen ve rahatlama yaşayan kişiler bazen psikiyatriste gitmemekte ve uzun süre tedaviye devam etmektedir.

Tedavi bir süreçtir ve süreç tamamlanana kadar psikiyatrist ile iletişimin sürdürülmesi önemlidir.

Bunu yapmamak, aşırı ve uzun süreli ilaç kullanımına ve hatta yeşil reçeteli ilaçlara bağımlılığa yol açabilir.

Bir kişi özellikle şiddetli düzeyde depresyon hastalığından muzdaripse, muhtemelen kimyasal bir bozukluğa sahip olduğuna işaret eder.

Bu nedenle, tam gelişmiş majör depresyondan muzdarip insanlar antidepresanlarla tedavi edilmelidir.

Bu gibi durumlarda bitkisel tedavilere başvurmak yanlış olur. Bu, hastayı riske sokar ve zaman kaybına neden olur.

Reaktif depresyon başta olmak üzere şiddetli depresyon formlarında da bu nedenle ilaç tedavisine başvurulabilir. Ancak yalnızca bitkisel yöntemler asla tedavi edici değildir.

Bununla birlikte, kişi depresyon kriterlerini karşılamıyorsa ve başka bir ruhsal sorundan şüphelenilmiyorsa, hemen antidepresan almak ilacı kötüye kullanmaktan başka bir şey yapmaz.

Örneğin kişi kötü bir olay ya da travma sonrası moral bozucu durumdan sorumlu olan olayları incelediğinde rahatlayabilir.

Ufak sorunlarda veya hafif seyirli reaktif depresyon sürecinde ilaçtan önce psikoterapiye başvurulmalıdır.

Bu gibi durumlarda, piyasadaki birçok doktor nedeni ortadan kaldırmak yerine antidepresanlara güvenebilir. Ancak depresyon tedavisinde ilk yapılması gereken psikolojik destek almaktır.

Erken yaşam deneyimleri veya travma durumunda, hastanın kendisinin ve çevresindekilerin bilişinde bir işlev bozukluğu şemasının gelişmesine yol açar.

Bu işlevsiz bilişsel düşünme kalıpları, depresyonun gelişmesine zemin hazırlar.

Örneğin “işe yaramazım, değersizim, beceriksizim, her şey ters gidiyor, tüm olumsuzluklar beni buluyor” gibi düşünceler depresyona yatkınlığı artırır.

İlaçlar biyolojik olarak şartlandırılmış depresif düşünceleri düzeltebilir. Ancak çocukluk deneyimlerinden kaynaklanan olumsuz otomatik düşünceleri olumluya dönüştüremezler.

Bu düşünceler değiştirilemezse, kişi her zaman depresyon riski altındadır. Bir başka deyişle, kişi psikoterapi almaz ise reaktif depresyon sinsi şekilde hep kapıda bekler.

Bilişsel davranışçı terapi sürecinde, kişi önce bu olumsuz otomatik düşünceleri tanır. Daha sonra bu kaynaklar araştırılır ve sorulur.

Daha sonra, bu fikirlerin altında yatan inançları değiştirmek için girişimlerde bulunulur.

Bu tedavi iyileşmeyi hızlandırabilir, depresyonun tekrarını önlemek için başa çıkma becerileri sağlayabilir ve hem depresyona hem de olumsuz olaylara karşı reaktif depresyon hastasını daha dirençli hale getirebilir.

Mentalium Psikoloji olarak uzman psikolog kadromuzla reaktif depresyon tedavisi sunmaktayız.

Merkezimizde ağırlıklı olarak bilişsel davranışçı terapi olmak üzere birden çok psikoterapi ekolü kullanılmaktadır.

Uzman psikolog kadromuz size reaktif depresyon ile ilgili gerekli açıklamaları yapacak ve uygun tedavi modellerini tanıtacaklardır.

Bilişsel davranışçı terapi bilimsel temellere dayanan ve hem psikolog hem de depresyon hastasının birlikte çalışmasını sağlayan bir ruhsal değişim sürecidir.

Eğer siz de reaktif depresyon belirtileri sergiliyorsanız, tedavi sürecini mutlaka gözden geçirmelisiniz. Depresyon tedavisi için Mentalium Ailesi olarak yanınızdayız.