ölüm korkusunu yenmek

5 Maddede Ölüm Korkusunu Yenmek

Ölümün tanımı; topluma, yaşa, kültüre ve dine göre değişir. Ancak herkes için genelebilen bir tanım yapmak gerekebilir.

Ölüm önemli organların işlevini yitirmesi ve organizmanın kendini yenileme işlevini yitirmesi nedeniyle yaşamın sona ermesi anlamına gelir.

Ölüm anlamı itibariyle ise herkese göre değişir. Ölüm korkusunu herkes çok farklı şekilde dile getirebilir.

Hatta ölüm korkusunu herkes yaşayabilir ve sağlıklı bir korku olabilir. Ancak ölüm korkusunu yenmek konusunda kişi zorlanıyor ve yaşamı bundan olumsuz etkileniyorsa sorun var demektir.

Ölüm korkusunu yenmek için bazı şeyleri yapabilirsiniz. Bunların en etkilisi ve önemlisi ise bir psikolog ile görüşmektir.

Eğer siz de Mentalium Psikoloji uzman psikolog kadrosundan destek almak isterseniz bize ulaşabilirsiniz.

ölüm korkusunu yenmek

Ölüm Korkusu Nedir?

Ölüm düşünceleri kişileri elbette etkilemektedir. Ancak ölüm düşüncelerinin boyutu da çok önemlidir.

Patolojik olarak değerlendirilen ölüm ile ilgili düşünceler, bireyin yaşamını ve ruh sağlığını olumsuz etkiler.

Bu nedenle tüm olumsuz düşünceler gibi ölüm korkusunu da işlevsel olup olmamasına göre ayırt ederiz.

Ölüm ile ilgili abartılı tutum ve duygular kaygıyı artırabilir ve koordinasyonu zorlaştırabilir.

Ölüm korkusunu yenmek bu şekilde gitgide zorlaşmaya başlar. İnsanların ölüm korkusunu yaşadıklarında ölüm fikrinden korkması normaldir.

Ancak bu fikrin varlığının hayatımızda daha anlamlı bir yaşama yol açtığını unutmamalıyız.

Ölümün varlığını kabul etmek, kişiyi amaçlarına ve değerlerine ulaşmaya teşvik edebilir.

Bir başka deyişle, kişi için ölüm korkusunu yenmek mümkünse, o zaman bu işe yarayabilen bir korkudur.

Ölüm korkusu, insanlar hayatlarının sonunu anladıklarında ortaya çıkar. Hayatınız boyunca ölüm korkusunu hissedebilirsiniz.

Ölüm korkusunun tanımına baktığımızda ölüm korkusunu ve ölüm kaygısını görebiliriz.

Ölüm korkusu ve ölüm kaygısı birbirinin yerine kullanılır, ancak birbirlerinden ayrıdırlar.

Ölüm korkusu barizdir ve ölümün korkutucu olduğu gerçeğiyle ilgilidir. Ölüm kaygısı, yok olma korkusuyla ilişkilidir.

Psikoloji kaynakları, ölüm korkusunu çok yönlü olarak göstermektedir. Belirsizlik ve yalnızlık korkusu, sevdiklerini kaybetme korkusu ve kimliğini kaybetme korkusu ölüm korkusunu işaret edebilir.

Ayrıca ölüm cezası korkusu, geride kalanlarla alakalı korku, kontrolü kaybetme korkusu da ölüm korkusunu tanımlayabilir.

Ölüm korkusunu yenmek için korkunun ana temasını da bilmek gerekir. Ölüm kelimesi kişiye göre farklı anlamlar taşır.

Ölüm bir kişi için stres kaynağı iken bir başkası için yeni bir başlangıçtır. Ölüm başkaları için ise stresten arınabilmek olabilir.

Bu noktada ölüm korkusunu yenmek için ölümün bizim için ne ifade ettiğini anlamak çok önemlidir.

Bireyler ölümü bir yaşam sonu olayı ve yok olma olarak yorumladıklarında, ölümü yaşamın sona ermesine neden olan bir düşman olarak görebilirler.

Ancak ölümü ve yaşamı bir bütün olarak görebilirsek, ölüm korkusunu yenmek de daha kolay olabilir.

Önemli olan ölümün hayatın bir parçası olduğunu kabul etmektir. Bireyin kişisel özelliklerine, dinine ve toplumuna göre ölümün tanımı değiştikçe ölüme karşı tutumu da değişmektedir.

Ölüme yönelik tutumlar, yaşamda görülen ve yaşanan olaylara bağlıdır. Bireyin ölümüne karşı tutumu beş ana nokta ile açıklanabilir.

Bu temalar ölüm korkusunu yenmek için de ipuçlarını verebilir. İnsanlar ölümü kabul etmemeleri gereken bir durum, savaşılması gereken bir hastalık olarak görürler.

Sanki ölüm gerçeği yokmuş gibi davranırlar ve ölüm utanç verici hale gelir ve onu karartmaya çalışırlar.

Üzüntü de yaşanmaması gereken ancak göz ardı edilmesi gereken bir durum olarak görülmektedir.

Ölüm korkusunu bu şekilde daha net yaşarlar çünkü ölüm üstü kapatılması gereken bir süreç olarak kodlanmıştır.

Ölümün reddi iki kategoriye ayrılabilir: baskılama ve maskeleme. Baskılama, ölüm yokmuş gibi, ölüm sonsuza kadar sürecekmiş gibi yaşamak demektir.

Maskeleme ise ölümü düşünmek ve neden olduğu olumsuz duygulardan kaçınmak için yoğun bir şekilde başka şeylerle uğraşmaktır.

Kişisel huzur, dinlenme ve güvenlik ihtiyacının ölüme duyulan özlemden kaynaklandığı söylenir. İnsanlar genellikle ölümsüzlüğü arzulayabilir.

Çeşitli ritüellerde insan vücudunun gizlenmesi ve ölünün defnedilmeden önce hazırlanıp güzelleştirilmesi ölümsüzlük arzusunun bazı örnekleridir. 

Zihinsel olarak sağlıklı olmanın temeli ölümü kabul etmektir. Ölüm korkusunu yenmek için adımlardan birisi de ölümü kabul etmekten geçer.

Bireyler genellikle ölümsüz gibi davranırlar ama bir gün ölümün geleceğini de bilirler.

Bu nedenle ölümü kabul etmemek insanların kendilerini olumsuz hissetmelerine neden olabilir.

Bildiği bir şeyi reddetmek ya da kaçınmaya çalışmak ya da görmezden gelmek ne kadar mümkündür ki?

Ölüm korkusunu ve bu duyguyu yenmek ile ilgili fikirleri konuşurken yas sürecini konuşmamak olmazdı.

Sevilen birini kaybettikten sonra kişinin yaşadığı doğal bir süreç vardır. Bu doğal sürece yas süreci denir.

İşlevsel yas süreci dört aşamadan oluşur. İnkâr aşaması olarak adlandırılan aşama haftalarca sürer ve yoğun duygusal durumlar eşlik eder.

İkinci aşama, ölen kişiye duyulan özlemdir. Üçüncü aşama, uyum aşamasıdır.

Dördüncü aşamada, bireyler yeni ilişkiler kurarak kimliklerini yeniden inşa ederler.

Yas süreci bu aşamalardan geçmezse daha zor, daha karmaşık olur ve patolojik sorunların üstesinden ortaya çıkmasına neden olabilir.

ölüm korkusunu yenmek

Psikolojide Ölüm Korkusu

İlk olarak ölüm korkusunu varoluşsal yaklaşımın nasıl değerlendirdiğini inceleyelim.

Varoluşsal bir sınır olarak tanımlanan ölüm, anlam, irade, özgürlük gibi alanlarla ilişkilendirilir.

Bu yaklaşıma göre ölüm korkusu tüm insanlarda derindir ve çoğu zaman bilinç seviyelerine ulaşmadan önce savunma tedbirlerine konu olur.

Yaklaşıma göre ölüm, insanlar için büyük bir ikilem yaratır. Bir yanda özgürce seçilebilen ölüm, diğer yanda istenmese de ortaya koyduğu ölümün ikilemidir.

Ölüm, insanın seçimi ve özgür iradesiyle ölüme giden bu yolun hayat veren bir unsurudur.

Irvin Yarom, ölüm korkusunu yenmek için varoluşsal bir yaklaşım benimseyen önemli bir figürdür.

Yalom’a göre insanlar ölüme karşı çeşitli savunmalar oluştururlar. Ölüm gerçeğini reddeder ve ölüm gerçeğinden kaçmanın, insanların fark etmediği bir korku yarattığını savunur.

Ayrıca ölüm korkusunu yenmek yolunun ölümle yüzleşmek, ölümü tanımak ve ölüm bilinciyle yaşamak olduğunu savunur.

Bu korkudan kaçınmanın psikopatolojiye neden olduğunu ve insanların yaşam tarzlarını ve tercihlerini etkilediğini savunmuştur.

Varlığının ölümlü olduğunu kabul edenler, yaşamı daha iyi değerlendirecek ve yaşamın taleplerini geleceğe ertelemeyecektir.

Geçmiş deneyimlerini elinde tutacak ve mevcut fırsatlardan yararlanarak gerçek bir yaşam sürecektir.

Ölüm korkusunu yenmek noktasında bir diğer incelediğimiz yaklaşım ise psikanalitik ekoldür.

Freud ilk metinlerinde ölümden bahsetmemiş, ancak daha sonraki yaşamında ölüm kavramını daha yakından araştırmak için “yaşam ve ölüm içgüdüsü” terimini kullanmıştır.

Psikodinamik görüş, Oidipus kompleksi ve ayrılık kaygısı bağlamında ölüm korkusunu tartışmıştır.

Ölüm korkusunu suçluluk ile birleştirerek süperegonun yaşadığı korku olarak değerlendirilmiş ve başta psikosomatik bozukluklar olmak üzere çeşitli psikopatolojilerde yer aldığı tespit edilmiştir.

Jung’a göre ölüm korkusu aslında yaşam korkusunun bir ifadesidir. Hayatın akışı ve zamanı durdurulamaz.

Bu gerçekle karşı karşıya kalan insanlar, hayatlarını gerçekten yaşayamazlar ve ölümün geri dönüşü olmayan doğasından endişe duyarlar.

Dolayısıyla ölüm, hayatın anlamını tamamlayan ve ruh sağlığı için önemli olan bir durumdur.

Bir başka deyişle, ölüm korkusunu yenmek için yaşam korkusunu yenmek gerekebilir.

Ölüm korkusunu yenmek konusunda bilişsel davranışçı bakış açısından söz etmemek de olmaz.

Bilişsel modele göre, kişi önce bir olay ya da durumun tehdit oluşturup oluşturmadığını değerlendirir.

Tehdit edici bir olay ya da durum olduğunda oluşabilecek zararı, bununla nasıl başa çıkılacağını ve ardından hangisini düşüneceğini değerlendirir.

Sonuç olarak, herhangi bir tehlike olup olmadığı hakkında yorum yapar. Ancak bu yorumlar her zaman gerçekçi ya da mantıklı olmayabilir.

Bu mantıksız veya gerçekdışı yorumlara bilişsel çarpıtmalar denmektedir. Bilişsel model, kişinin ölüm korkusunun bir nedeni olarak ölümü otomatik olarak düşünmesidir.

Bu otomatik düşünceler ölümü kötü ve olumsuz bir olay olarak görür. Bu nedenle ölüm korkusu artar ve ölüm korkusunu yenmek zorlaşır.

Bu arada, Jeff Greenberg korku yönetimi teorisini tanıtmıştır. Bu teoriye göre ölüm korkusunun iki temel bileşeni vardır: duygusal bileşen ve bilişsel bileşen.

İnsanlar genellikle ölümü düşünür ve onlara ölümü hatırlatan bu bilişsel unsurdur.

Duygusal unsur, varlığının sona yaklaştığını bildiğinde hissettiği gerilimdir.

Kübler Ross’a göre birçok korku ölüm korkusuna dayanır. İnsanlar ölümün insafına kalmış çaresizdirler ve hiçbir şey yapamazlar.

Kaçınılmaz ölüm karşısında öfke duyabilir, durumdan şikâyet edebilir, ritüeller ve dini törenlerle kendilerini rahatlatabilirler.

Ross’a göre, ölmeyi reddedenlerin ölüm korkusuyla baş etmesi çok zordur ve ölümü kabul etmek kaygıyı azaltır.

Ölüm korkusunu yenmek için ölümü zihnen reddetmemek gerektiğini savunur.

Fromm ise insanların ölümle ilgili duygularını iki şekilde tartışmıştır: olağan ölümle yüzleşme korkusu ve insanları yaşamları boyunca huzursuz eden ölüm korkusu.

Hayatı boyunca rahatsızlık yaratma korkusunun mantıksız olduğunu ve iyi bir hayata sahip olamama ile ilgili olduğunu savunmuştur.

Ölüm korkusunun ölümle hiçbir ilgisi olmadığını, sahip olduklarınızı kaybetmekle ilgisi olduğunu düşünmüştür.

Yani ölüm korkusu kişinin sahip olduğu ne varsa onu da kaybetme korkusudur.

Ölüm korkusunu yenmek için sahip olunan şeyleri kaybetme korkusunu da yenmek gerekebilir.

“Varlık” kavramından ayrılan ve “varlık” anlayışına sahip  olanların ölüm korkusu yaşamayacağını savunmuştur.

Kaybedeceği bir şeyi olmayanlar korkarlar mı? Levinson’a göre insan geçmişte yaşamının boşa gittiğini düşünür ve her şey için çok geç olduğunu düşünür ve hayattan uzaklaşır.

Bu duygular özellikle orta yaş krizi sırasında belirgindir. Ölüm korkusunu yenmek için her şeyin aslında geç olmadığı düşüncesi etkili olabilir.

Geç kalmışlık hissiyle çalışmak ölüm korkusunu yenmek için önemli bir adım olabilir.

İnsan psikososyal gelişimini sekiz aşamaya bölen Ericsson’un teorisinde, yaşlılık çatışması birlik ve umutsuzluk duyguları arasında yatar.

Bu teoriye göre, başarıyla çözülen bu çatışma, bilgeliğin gelişmesini sağlamıştır ve kişi artık dünyayı terk etmeye hazırdır.

Bütünlük eksikliğinin pişmanlığa, hayatı yeniden yaşama arzusuna ve ölüm korkusuna yol açtığı öne sürülmüştür.

Dürüstlük duygusunun önceki aşamaları başarılı ve dengeli bir şekilde geçmekle ilişkili olduğu ileri sürülmüştür.

ölüm korkusunu yenmek

Neler Ölüm Korkusunu Ortaya Çıkarır?

Ölüm korkusunu yenmek için nedenleri de incelemek gerektiğini belirtmiştik.

Ölüm korkusunu yaşayan kişiler kaygılı insanlardır ve genellikle anksiyete bozukluğu dediğimiz rahatsızlığı yaşarlar.

Panik atak gibi durumlar yaşayan kişilerin ölüm korkusunu yenmek için çok daha fazla çabalaması gerekebilir.

Panik atak sırasında kalp atışlarınız aniden yükselirse göğsünüzde keskin ve ani bir ağrı hissedersiniz.

İçinde bulunduğunuz boşluğun ayaklarınızdan kaymak üzere olduğunu hissediyorsunuz.

Neler olduğunu tam olarak anlamasanız bile, kalp krizi geçirmek üzeresiniz veya dünyanın sonu gelmek üzereymiş gibi geliyor.

Yakında öleceğinizi düşünmeye başlarsınız ve ölüm korkusunu yaşarsınız. Biraz sonra ise yaşadığınız tüm korku ve panikler hiçbir şey olmamış gibi yok olacaktır.

Elbette tüm bu sürecin sonunda bitkin ve endişeli olacaksınız. Peki sağlığınız hakkında bilmediğiniz çok kötü bir şey var mı, şu soru aklınıza geliyor mu?

Yaşadığınız bu yoğun ölüm korkusu, fırtına gibi gelip geçen panik ataklardan kaynaklanabilir.

Ancak kalıcı bir ölüm korkusunu da ortaya çıkarabilir. Biraz önce de söylediğimiz gibi ölüm korkusunu yenmek panik atak anlarında çok da kolay olmayabilir.

Bu nedenle özellikle anksiyete bozukluğu vb. durumların varlığında ölüm korkusunu yenmek için mutlaka psikolog desteği alınmalıdır.

Anksiyete bozukluğu olan kişilerde ölüm korkusunu gösteren çok açık bir nedeni vardır.

Potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızda, vücudumuzun savaş ya da kaç adı verilen savunması çalışır.

Özünde, kaygı, savaş ya da kaç tepkisinin (mekanizmasının) arızalanmasından kaynaklanır.

Vücudumuza büyük miktarda adrenalinin salınması için gerçek bir tehlike yoktur, ancak beynimiz tetikte kalır ve bu hayali tehlikeye hazırlanmak için bir savaşma veya kaçma sistemini harekete geçirir.

Bu; vücudunuzun beyninize hayatınızın tehlikede olduğunu ve harekete geçmekten korkmanız gerektiğini söyleme şeklidir.

Bir patlama duyduğunuzda sizi korkutan ve saniyeler içinde sizi bulunduğunuz yerden uzaklaştıran tepki, amacı sizi hayatta tutmak olan bir savaş ya da kaçış mekanizmasıdır.

Ancak savaş ya da kaç mekanizması düzgün çalışmıyorsa, gerçek bir tehlike olmamasına rağmen teyakkuza geçen vücudumuz panik ataklara neden olmaya başlar.

Bu durumda ölüm korkusunu yenmek tehlikeyi analiz etmeden mümkün değildir çünkü kişi tehlikeyi gerçek olarak algıladığı için ölüm korkusunu yaşamaktadır.

Ölüm korkusunu yenmek için önce ölüm korkusunu ortaya çıkaran tehlikeyi gerçekten tehlike mi olduğu yönünde araştırmak gerekir.

Anksiyete ataklarında yaşanan belirtiler, kalp krizi gibi ciddi sağlık sorunları yaşayanlara çok benzer.

Bu nedenle birçok kişi anksiyete atakları için hastanelerde toplanır ve yaşadıklarının kalp krizinin başlangıcı olduğunu düşünür.

Anksiyete bozukluğu olan kişilerin yaşadığı şiddetli ölüm korkusu altında ortaya çıkan semptomların gerçek bir kalp krizine çok benzediği düşünülmektedir.

ölüm korkusunu yenmek

Ölüm Korkusu Nelere Sebep Olur?

Ölüm korkusu, kişinin kendisine veya başkalarına ilerleyici düzeyde zarar vermesine neden olan korkudur.

İlk aşamada kişinin hayata daha sıkı tutunmasını sağlarken, ilerledikçe çeşitli savunma mekanizmalarına yol açabilir.

Kendini korumak isteyenler ölümü inkâr etmeye başlar, böylece hayatın önemli sorunlarından uzaklaşır ve gereksiz sorunları besler.

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşama eğilimindedir ve bu arada birçok önemli deneyimi kaçırırlar.

Ölüm korkusuna karşı geliştirilen savunma mekanizmasının bir diğer sonucu da insanların yaşama olan heyecanlarını tamamen kaybetmeleridir.

En yaygın sonuçlardan bazıları, bir gün öleceğim fikrinden uzaklaşmak, daha kontrollü eylemlerde bulunmak ve günlük hayatın akışında olması gereken birçok deneyimden kaçınmaktır.

Bu isteksizlik ilerledikçe, kişinin kendini daha da mutsuz ve depresif hissetmesine neden olabilir.

Öte yandan ölümden korkan birçok insanın farklı inançlara sahip olduğunu da görüyoruz.

Bu inançlar çeşitli felsefi düşünceler olabileceği gibi, ölümden sonra bir dünya vaat eden semavi bir din de olabilir.

Ancak sıradan inananlardan farklı olarak, bu insanlar inandıklarını benimseme ve tüm yaşamlarını bu inanç üzerine inşa etme eğilimindedir.

Bu inancın dine veya düşünceye değil bireye yönelik olduğu durumlar olabilir.

Birinin onu kurtaracağına ya da çocuklarının onu ölümsüz kılacağına inanmak uzun vadede çevresindeki insanlara zarar verebilir.

Savunma mekanizmaları, özellikle çocuklar aracılığıyla yaşayanlar, genellikle çocuklar üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir ve son derece sağlıksızdır.

Birçok çocuk, ebeveynleri onları bu tarzda yetiştirmeye çalıştığı için ciddi gelişim sorunları yaşar.

Ölüm korkusunu yenmek kadar aslında ölüm korkusunu irdelemek de önemlidir.

Hatta ölüm korkusunu irdeleyerek ölüm korkusunu yenmek mümkündür. Korkuyu yenmek bazı hatalı savunma mekanizmalarını tespit edebilmekten geçmektedir.

ölüm korkusunu yenmek

Ölüm Korkusunu Yenmek İçin Ne Yapmalı?

Sürekli ölümü düşünmekten nasıl kurtulurum? Sürekli ölüm korkusu yaşıyorum ama bundan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum diyor musunuz?

Ölüm korkusunu yenmek isteyen ancak bunu kendi başına yapamayan birçok kişi bu soruları gün içinde defalarca soruyor olabilirler.

Araştırmalar ölüm korkusunu yaşama olasılığının yaşla doğru orantılı olarak arttığını göstermektedir.

Yukarıdaki adımlarda belirtildiği gibi, ölümün varlığını kabul etmek, ölümü reddetme ve sağlıksız bir süreçten geçme olasılığını büyük ölçüde azaltır.

Ölüm korkusunu yenmek için belki de en önemli adımlardan birisi ölümün varlığını kabul etmektir.

Ölüm gerçeğini ve varlığını kabul edemediğimiz için ölüm korkusunu yenemiyoruz. O zaman ne yapabiliriz ki diye soranlar olabilir.

Bu gerçeği kabullenmenizi engelleyen bazı düşüncelere sahip olabilir misiniz?

Bir başka deyişle, sizin ölüm korkusunu yenmek için elinizi zayıflatan bazı düşünceleriniz olabilir mi?

Hayatımızda mana yaratmak ve yaşayabilmek için bir neden bulabilmek ölüm ile yüzleşmeyi ve ölüm gerçeğini kabullenmeyi kolaylaştırmaktadır.

Bireysel değerlerimizi keşfederek tespit etmek ve sonrasında bu değerler doğrultusunda yaşamımıza devam edebilmek oldukça önemlidir.

Ölümlü olmak ve onu kabul etmek, ölüm korkusunu yenmek için yardımcı olur. Ölümsüz olsaydık, ertelemek sorun olmazdı.

Ancak bizler insanız, daha anlamlı bir yaşam sürmeye motive oluyoruz. Ölüm korkusu bizi istediğimizi bulmaya ve onu elde etmeye motive eder.

Ölüm korkusuyla baş etmenin en etkili yollarından biri, kendinizi korkuya maruz bırakmaktır.

Araştırmalar, ölümden korkan bir kişi, o korkuyu yaşadığı bir duruma maruz kaldığında, korkunun hızlı ve etkili bir şekilde azaldığını göstermiştir.

Kişi herhangi bir şeye ait korkusunu erteledikçe, önemsememeye çalıştıkça ya da görmezden gelmeye çalıştıkça yenmek için başarısız olacaktır.

Ölüm korkusunu yenmek için ölüm korkusunun üzerine gitmek gerekir. Ölüm korkusunu yenmek için en iyi yapacağınız şey psikolojik destek almaktır.

Bir psikolog ile ölüm korkusunu konuşmaya başlayabilirsiniz. Neden ölüm korkusunu yaşadığınızı tespit edebilmek belki kendi başınıza yapamadığınız bir olgudur.

Bunu bir ruh sağlığı profesyoneli yardımıyla gerçekleştirebilmek önemlidir.

Biraz önce yukarda bahsettiğimiz şekilde farklı psikoterapi ekolleri farklı şekillerde ölüm korkusunu yenmek konusunu değerlendirir.

Bu sebeple siz de çalışmak istediğiniz psikoloğun hangi terapi ekolüyle çalıştığını değerlendirmelisiniz.

Özetle, ölüm korkusunu yenmek için mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı ile görüşmeniz gerekmektedir.

Eğer bu durum ilaç kullanmanızı gerektirmeyecek boyutta bir anksiyete bozukluğu ise psikolog size yardımcı olacaktır.

İlaç konusunda desteğe ihtiyacınız olacaksa da bir uzman hekimin tıbbi desteğine yönlendirilirsiniz.

Ölüm korkusunu yenmek için psikolojik desteğin yanı sıra bireysel çabalar da büyük değer taşır.

Ölümden korkan bir insanın hayatına anlam vermek, ölüm korkusunu yenmek için önemli bir yoldur.

İnsanlar önemli ve tatmin edici bir şey yaptıklarında, ölüm hakkında endişelenecek zamanları kalmaz.

Böylece daha sıkı bir şekilde hayatta kalmak için bir nedenleri olur. Benzer şekilde daha önce gerçekleşmemiş hedeflerin peşinden gitmek de ölüm korkusunu yenmek için alınabilecek bir önlemdir.

Ölüm korkusunu ifade edebilmek bile bazen zordur ve cesaret ister. Bu nedenle her şeyden önce paylaşabilmek gerekir.

Mentalium Psikoloji uzman psikolog kadrosu olarak her şeyden önce sizi dinlemeye hazırız. Ölüm korkusunu yenmek konusunda size yardımcı olabiliriz.