Anksiyete Tedavisi

Anksiyete Tedavisi​

Anksiyete günümüzde en çok rastlanan problemlerden birisidir ve kişilerin hayat kalitesine ciddi zararlar verebilir. Anksiyete tedavisi için uzman destek sağlıyoruz.

Kendinizde anksiyete belirtileri olup olmadığını incelemek ve anksiyetenin nelere sebep olabileceğini öğrenmek için sayfamızı inceleyebilir ya da hemen bizimle iletişime geçerek ilk randevunuzu alabilirsiniz.

Anksiyete Nedir?

Anksiyete, kişinin tehlikeli veya tehdit altında olduğunu hissettiği anlarda kendisini bu tehlikelerden korumasını sağlayan bir sistemdir. İnsanlık tarihine baktığımızda anksiyete dediğimiz bu sistem kişiyi tehlike ve tehditlerden korumuş ve kollamıştır. 

İlk insanları vahşi hayvan saldırılarından koruyanın bu sistem olduğunu söyleyebiliriz. Belirli bir düzeye kadar anksiyete sağlıklı bir durumu arz ediyor iken belirli bir düzeyin üzerinde ise sorunlara (kaygı bozukluğu) sebep olabilir. 

Eğer anksiyete düzeyi kişiye zarar verebilecek duruma gelmişse, anksiyete bozukluğu tanımı kullanmanın zamanı da gelmiş olabilir. Kişinin hem kendi vücudunda hem de dış dünyada algıladığı durumları tehlike olarak yorumlaması sonucu korku, kaygı, huzursuzluk ve gerginlik yaşaması ile belirgin ruhsal sorun anksiyete bozukluğu olarak adlandırılır. 

Anksiyete bozukluğu olarak bilinen bu ruhsal soruna aynı zamanda kaygı bozukluğu da denilmektedir. Anksiyete ve anksiyete bozukluğu arasında çok önemli bir ayrım vardır. Bu ayrım sağlıklı ve sağlıksız gibi kabaca nitelendirilebilir. 

Anksiyete kısa vadeli, kontrolden çıkmamış ve daha düşük şiddette seyrederken anksiyete bozukluğu tanısı alan kişilerde ise kontrolün yitimi ve uzun vadeli sorunlar olabilir. Bu tür kontrol kayıpları halinde anksiyete tedavisi artık kaçınılmaz hale gelmektedir. 

Anksiyete Bozukluğu Nedir
Anksiyete Bozukluğu Belirtileri

Anksiyetenin Sebepleri Nelerdir?

Anksiyete bozukluğunun her ne kadar sebepleri kesin olarak bilinmese de bu konuda bazı görüşler bulunmaktadır. Genetik geçiş kaygı bozukluğu açısından önemli bir sebep olarak düşünülmektedir. 

Ailesinde kaygı bozukluğu hikayesi bulunan kişilerde kaygı bozukluğu görülme riskinin daha fazla olması genetik geçiş ihtimalini bize düşündürtmektedir. Genetik geçişin dışında kaygı bozukluğu için bir diğer neden de çevresel etkenler olabilir. 

Bu noktada kişinin yaşadığı travma geçmişinin veya sevdiği bir yakınını yitirmiş olma ihtimalinin kaygı bozukluğu geliştirmekte rolü olabilir. Bunlara ek olarak kaygı bozukluğu sebepleri arasında kişinin yaşadığı iş veya okul değişiminin de payı olduğunu düşünülebilir. 

Bir diğer görüş ise kaygı bozukluğu için belirsizliğe tahammülsüzlük veya dayanıksızlığın da bize önemli bir sebep olabileceğini düşündürmektedir. 

Anksiyete oluşumunda beynin bazı kimyasal yapılarının da rolü olabileceği düşünülmektedir. Beyinde bulunan serotonin taşıyıcılarının anksiyete kaynağı olma ihtimali üzerinde durulan bazı çalışmalar da mevcuttur.

Anksiyete Kimlerde Görülür?

Anksiyete bozukluğu her yaştan kişide ortaya çıkabilmektedir. Yapılan araştırmalara göre kadınlarda erkeklere oranla daha fazla anksiyete sorununun görüldüğü düşünülmektedir. Her ne kadar toplumda görülme sıklığı homojen dağılsa da bazı kişilerde görülme riski daha fazla olabilir. Örneğin; ebeveynleri tarafından aşırı korumacı şekilde yetiştirilen çocuklarda anksiyete sorununun görülme riski artış gösterebilir. Ayrıca yakınları tarafından sıklıkla negatif yorumlar alan kişilerde de anksiyete düzeyinin artış göstermesi beklenebilir. Ayrıca bastırılmış duyguları olan kişilerin de anksiyete sorunu geliştirme ihtimali daha yüksek olabileceği düşünülmektedir. 

Stres ile anksiyete sorununa birbirinden ayrılmayan iki sıkı dost benzetmesi yapılabilir. Bu nedenle stresli yaşantıya sahip kişilerde kaygı bozukluğu görülme ihtimali de artabilir. Bunlara ek olarak, çocukluk travmaları ve olumsuz yaşantılar da önemli anksiyete risk faktörleri arasında yer alabilmektedir. Ailesinde anksiyete bozukluğu tanısı olan veya geçmişte anksiyete tedavisi görmüş yakınları olanlarda anksiyete bozukluğu ihtimalinde artış olabilir. Türkiye’de yapılan birçok araştırma ortalama her 100 kişiden 18’inin anksiyete sorunu yaşadığına dikkat çekmektedir. Son yıllarda anksiyete tedavisi için yapılan başvurularda da artış gözlemlenmektedir. 

Anksiyete Bozukluğu Türleri

panik atak sebepleri

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu en sık karşılaştığımız kaygı bozukluğu türüdür. Yaygın anksiyete bozukluğu tanısı alan bir kişide devamlılık arz eden, aşırı ve yaşanan olayla alakalı olmayan bir korku ve endişe hali görülebilir. Kişinin yaşam şartlarını ve tüm ilişkilerini etkilese de anksiyete bozukluğu tedavisi olan bir ruhsal bozukluktur. Anksiyete tedavisi esnasında en çok çalıştığımız düşünceler arasında en dikkat çekici olanlardan biri kişinin herhangi bir olay ya da durum ile ilgili felaketleştirme düşünceleridir. Bir başka deyişle, kişinin düşünceleri herhangi bir olayla ilgili en kötü sonuca odaklanabilir.

Anksiyete tedavisi için önemli bilişsel çarpıtmalardan biri de “ya olursa” düşünceleridir. Örneğin; kaygı temeli tansiyonunun yükseleceği üzerine ise kişi tansiyonunu yükseltecek herhangi bir tetikleyici olmasa dahi tansiyonunun yükselebileceğini düşünür. Anksiyete tedavisi için bu olumsuz düşüncelerin mutlaka değişmesi gerekmektedir. Olumsuz otomatik düşünceler olumlu olanlarla yer değiştirilirse kişinin kaygı sorunu da ortadan kalkabilir. 

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)

Birçok kişi yaşamı boyunca bazı takıntılı düşüncelere sahip olabilir. Ancak bu durum süreklilik kazanır ve kişi bu düşüncelerle kendi başına başa çıkamazsa bunun bir takıntı hastalığı olma ihtimali artabilir. Takıntı zorlantı hastalığı olarak da bilinen bu ruhsal bozukluğa Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) denmektedir. Obsesif Kompulsif Bozukluk, obsesyon denilen takıntılı düşünce ile kompulsiyon denilen tekrarlayıcı bazı davranışlardan oluşan bir ruhsal bozukluktur. 

Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı alabilecek bir kişi obsesyon adı verilen takıntılı düşünceleri zihninden kendi başına uzaklaştırma sorunu yaşayabilir. Kişi kendinde bir sorun olduğunu bilmekle birlikte bu sorunu çözmek için profesyonel desteğe ihtiyaç duyabilir. Örneğin; temizlik takıntısı olan biri aslında bir sorun olduğunun farkındadır ancak kirlilikle ilgili düşüncelerini kendi başına değiştirmekte zorlandığı için profesyonel desteğe başvurmalıdır.

Fobi

Fobi, kişinin herhangi bir nesne veya duruma karşı duyduğu aşırı ve mantık dışı korkudur. Fobi sahibi kişi korktuğu nesne veya durumdan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışmaktadır. Eğer başarılı kaçınma stratejileri geliştirirse fobi sorunu yaşamasına rağmen yine de nispeten normal bir yaşantıya sahip olabilir. Bu noktada kaçınma davranışı kişinin yaşantısını çoğu zaman zora sokabilir. Örneğin; sokaklarda yaşayan köpeklerden kaçınmak için şehir dışında bir siteye taşınan kişinin her akşam evine giderken saatlerce trafiğe takılması. Fobi tedavi edilebilir bir ruhsal bozukluktur ve psikoterapi tedavi yöntemlerinin başında gelmektedir. Psikolojik destek alarak fobi sorunundan kurtulma şansı oldukça yüksektir.

Panik Atak

Ansızın ortaya çıkıp kişide dehşet yaratma etkisine sahip olan kriz anlarına panik atak adı verilmektedir. Aniden başlayan bu ataklar gitgide şiddetlenerek sürer ve yaklaşık 20-30 dakika sonra sonlanmaktadır. Göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi, nefes darlığı, terleme ve titreme başlıca fiziksel belirtilerindendir ancak ölüm korkusu gibi bazı ruhsal belirtiler de hissedilmektedir. Panik atak hastası bir panik atak sonlandıktan sonra bir diğer atak gelene kadar geçen sürede kaygı yaşamaktadırlar. 

Bir sonraki atak gelince yaşayacaklarını düşünen panik atak hastasının zihni yoğun kaygı içeren düşüncelerle doludur. Panik atak sırasında kişide kontrolünü yitireceği, kalp krizi geçireceği veya felç yaşayabileceği yönünde bazı düşünceler ortaya çıkabilir. Bu düşünceler kişi tarafından o kadar içselleştirilir ki kişi gerçekten de atak sırasında kalp krizi geçirdiğini düşünmektedir. Panik atak tedavisi olan bir ruhsal bozukluk olmakla birlikte psikolojik desteğin yanı sıra ilaç tedavisi önemli bir yer tutar.

Sosyal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi)

Sosyal kaygı bozukluğu veya diğer bilinen adıyla sosyal fobi, kişinin diğer insanlar tarafından suçlanabileceği ve yargılanabileceği kaygısı ile kendini rezil olacağı konusunda düşündürten bir ruhsal bozukluktur. Sosyal kaygı bozukluğu bulunan kişinin çevresiyle ve çevresinde olan bitenle ilişkisi azalmaktadır. Sosyal kaygı bozukluğu kişinin diğer insanlarla etkileşim halinde olmasını engelleyen bir ruhsal sorundur. Psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesi ile sorun yaratan düşünceler ortadan kalkabilmektedir.

Çocuk ve Gençlerde Anksiyete Görülür Mü?

Anksiyete bozukluğu her yaştan insanda görülebilmektedir. Dolayısıyla çocuklarda kaygı bozukluğu ihtimali yetişkinler kadar fazladır. Anksiyete bozukluğu her yaşta görülebilmesine rağmen kaygı bozukluğu nedeni olan kaygı düşüncelerinin içeriği ise yaşlara göre değişebilir. Örneğin; çocukluk döneminde kaza, hayvan vb. somut alanlara yönelik kaygı düşünceleri baş gösterirken ergenlik döneminde ise daha çok başarı, beğeni vb. soyut alanlara ait kaygı düşünceleri görülmektedir. 

Anksiyete bozukluğu denilince akla tek gelen kaygı içerikli düşünceler değildir. Kaygıya ek olarak, anksiyete için korku da önemli bir düşünce içeriğidir. Korku içeriği için de yaş faktörü önemli bir belirleyicidir. Örneğin; çocukluk dönemindeki anksiyete vakalarında daha çok hayaletler ve canavarlar korku unsuru olarak görülür. Öte yandan, ergenlik döneminde ise korku daha çok performans vb. konularda görülmektedir. Çocuk ve gençlerde anksiyete tedavisi yetişkinlerden daha farklı yöntemlerle ve oyun terapisi yoluyla gerçekleştirilebilir.

 

 

 

 

 

 

Anksiyete Tanısı Nasıl Koyulur?

Kişiye anksiyete bozukluğu tanısı koyabilmek için kişinin en az 6 ay boyunca, günlük kaygılarının sürekli var olması ve bunların kişinin yaşamını olumsuz etkileyecek duruma gelmesi gerekmektedir. Bu süre zarfında tanı koymak için anksiyete bozukluğu belirtileri karşılanmalıdır. Anksiyete bozukluğu tanısı olan kişiler genellikle kaygılarının duruma uymayan ve çok abartılı olduğunun farkındadırlar. Ancak bu farkındalık yine de kişinin kaygılarını kontrol edebilmesine bir etkide bulunmamaktadır. Anksiyete tanısı almak için mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı ile görüşmek gerekmektedir. Anksiyete bozukluğu tanısı koyacak olan ruh sağlığı uzmanı görüşme esnasında soracağı bazı sorular veya uygulayacağı bazı testlerle tanıyı koyabilecek ve tanı neticesinde anksiyete tedavisi başlayabilecektir.

 

Anksiyete Tedavisi Nasıl Gerçekleşir?

Anksiyete tedavisi olan bir ruhsal bozukluktur. Anksiyete tedavisi iki yolla gerçekleşmektedir. Psikoterapi, anksiyete tedavisi için oldukça önemli olmakla beraber ilaç tedavisi de çoğu zaman gerekli olmaktadır. Anksiyete terapisi için merkezimizde de uyguladığımız yöntem bilişsel davranışçı terapi yöntemidir. Anksiyete tedavisi için başvurduğumuz bu yöntem kişinin kaygı yaratan olumsuz düşüncelerini değiştirme üzerine dayalıdır. Bunun yanı sıra anksiyete tedavisi esnasında bazı davranışçı yöntemler de kullanmaktayız. Örneğin; nefes egzersizleri anksiyete tedavisi için önemli bir yer tutmaktadır. Nefes egzersizleri ile kişi hem nefesine odaklanmayı hem de anksiyete düşünceleriyle başa çıkabilmeyi öğrenebilmektedir. İlaç kullanımı da anksiyete tedavisi için çoğu zaman gerekmekte olup uzman hekim tarafından düzenlenmektedir.

Şimdi Randevu Alın!

[contact-form-7 404 "Bulunamadı"]
WhatsApp chat