Boş Yuva Sendromu Nedir?

Boş yuva sendromu, çocukların evden ayrılmasıyla ebeveynlerin yaşadığı kayıp ve üzüntü hissini tanımlamak için kullanılır. Çocukları bağımsız bir birey haline getirmek için çabalasalar da bu ayrılış ebeveynler için üzücü olabiliyor. Evin içinde bakımlarına ihtiyaç duyan bir insanın olmaması anne ve babayı zorlayabiliyor. Hayattaki önemli bir rolü de çocuklarına bakım vermek olan ebeveynler için bu durum kayıp ve boşluk duygusu oluşturabiliyor. Çocuklarına aşırı bağlı ve ya bağımlı olan, çift olarak zaman geçirmeyen, sosyal olarak aktif olmayan ve başka bir uğraşı olmayanlar kişilerde bu sendromun olması daha sık görülüyor. Bu dönem aynı zamanda menopoza ve kadınların kendi ailelerine bakım verme zamanına denk gelmesi sendromun kadınlarda görülme sıklığı arttırmıştır.

Belirtileri Nelerdir?

Kayıp ve boşluk duygularına ek olarak kaygı da bu dönemde sık görülür. Ebeveynler çocuklarının hayatlarını tek başlarına idame ettirip, ettiremeyeceği hakkında kaygılanabilir ve zihinleri çocuklarından başka birşey düşünemeyecek duruma gelebilir. Araştırmalar, boş yuva sendromuyla ebeveynlerin depresyona, alkole, kimlik krizine ve evlilik içi geçimsizliğe daha yatkın hale geldiklerini gösteriyor.

Ne Yapmalı?

Gençlerin sorumluluk üstlenmeleri, bağımsızlık kazanmaları, kimliklerini oturtmaya çalışmaları öz güvenleri ve yeterli hissetmeleri açısından son derece önemlidir. Aileler bu durumu hayatın doğal akışının bir parçası olarak görmeli ve hayatlarında bulunan ebeveynlik dışındaki farklı rollere odaklanmak için bir fırsat olarak görmelilerdir. Çocuğa harcanan zaman ve enerji farklı yönlere çevrilmelidir. Arkadaşlara, uğraşlara, kariyere ve farklı eğitimlere zaman ayırmak, bütün aile üyeleri bir aradayken aile ile geçirilen zamanın nitelikli olmasına özen göstermek ebeveyni çocukların ayrılışına hazırlar.

Mücadele İçin 5 Öneri

  1. Hayatınıza yeni roller tanımlayabilirsiniz. Hayatta birçok rolümüz var, eş, akraba, dost, çalışan… Belki bunlardan hiçbiri sizi ebeveyn olmak kadar önemli hissettirmiyor. O rolü gururla hala taşıyabilirsiniz sadece bundan sonra o kadar ön planda olmayacak. Artık daha fazla zamanınız olduğunu unutmayın ve hayatınıza anlam ve amaç katacak yeni roller keşfedin. Örneğin; bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olabilir, candan bir komşu olup mahalledeki yoksullara yardım edebilir veya bir derneğin üyesi olabilirsiniz.
  2. Partnerinize yeniden bağlanabilirsiniz. Aslında bu süreç sizin için bir yandan da avantaj olacaktır. Yıllarca çocuğunuz daha ön planda oldu ve birbirinize zaman ayıramadınız mı? Çocuğunuz evden ayrıldıktan sonra iki kişi kalmanın ve anılar biriktirmenin tadını çıkarın.
  3. Kendinizi yeniden keşfedebilirsiniz. Kendi sevdiğiniz şeyleri bulmak ve yapmak için çok daha fazla zamanınız var artık. Yeni şeyler denemek, hep istenen ama ertelenen uğraşlar edinmek için çok güzel bir zaman.
  4. Sürekli kontrol etme dürtünüze direnin. Sürekli çocuğunuzu arayarak, sosyal medya hesaplarına bakarak, onun için endişelenip durarak hayatınıza devam edemezsiniz. Bu sendromla başa çıkmak için çocuğunuzun bağımsız bir birey olmasına izin vermelisiniz. Elbette çocuğunuzun iyiliğini merak edecek ve kontrol edeceksiniz fakat çocuğunuza biraz mahremiyet ve hata yapması için alan sağlayın. Bu ikiniz için de daha sağlıklı olacaktır.
  5. Destek almaktan çekinmeyin. Sevdiklerinizle ya da benzer durumu yaşayan tanıdıklarınızla duygularınızı paylaşın. Baş etmekte zorlandığınız noktada ruh sağlığı uzmanına başvurma fikrini göz ardı etmeyin.

Bizimle iletişime geçmek için hemen linke tıklayın : mentaliumist.com/iletisim

Bu yazı 05 Ekim 2020 tarihinde güncellenmiştir.

WhatsApp chat