Kişilik bozuklukları, bireyin içinde yaşadığı kültürden beklenenden ciddi şekilde farklılıklar gösteren ve yinelenen davranış örüntüsüdür. Kişilik bozuklukları, ergenlik veya genç erişkinlik dönemlerinde başlar, zaman içinde kalıcı hale gelir ve sorunlara veya işlevsellikte bozukluklara neden olur. Kişinin kişilik bozukluğu tanısı alabilmesi için uyum bozukluğu, işlevsellikte belirgin şekilde bozulma kişisel sorunlara neden olması gerekir. Kişilik bozuklukları üç ana kümede incelenir. Bugün detaylı şekilde inceleyeceğimiz çekingen kişilik bozukluğu ise bağımlı kişilik bozukluğu ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğu gibi C kümesi kişilik bozuklukları sınıfına girmektedir. Toplumda görülme sıklığı %1’den daha azdır.

Eleştiriden Kaçınan Meslekler Seçerler

Çekingen kişilik bozukluğu bulunan kişiler çevrelerindeki kişiler tarafından eleştirileceği korkusuna sahiptirler. Bu sebeple genellikle göz önünde olmaktan kaçınırlar. Gözlerden uzak yaşamayı ve buna bağlı olarak davranmayı tercih ederler. Örneğin; çekingen kişilik bozukluğu bulunan kişi büyük ihtimalle bir satış danışmanı olamaz. Olsa da bu işte başarılı olması çok zordur. Bunun yerine daha çok bilgisayarla veya evden yapılan masa başı işleri tercih ederler. Bu şekilde insanlarla sık iletişim kurmaktan kaçınırlar ve eleştirilme korkusu da yaşamayacaklarını düşünürler. Beğenilmeme ve dışlanma korkuları çok baskındır. Herhangi bir eyleminin devamlı başkaları tarafından alay konusu edileceğini düşünmektedirler. Bu sebeple hep pasif kalırlar. Aktif davranışlar sergilediklerinde herkesin kendileriyle alay edeceğini düşünürler. Birçok çekingen kişilik bozukluğu vakalarında ise mesleğinde yükselirse göz önünde olacağına dair korkular vardır. Bu sebeple özellikle mesleki anlamda yükselmemeye gayret ederler. Daha fazla sorumluluk almak onlar için daha fazla kişiyle ilişki halinde olmak olduğu için bu durumdan kaçınırlar.

Emin Olmadan İlişki Kuramazlar

Diğer insanlarla iletişim kurma konusunda çok ciddi sorunlar yaşarlar ve bundan da kaçınırlar. Hep eleştiri, aşağılanma ve dışlanma yaşayacaklarını düşündükleri için kimseyle iletişim kurmaya girişemezler. Çevrelerinden gelen iletişim taleplerine ise soğuk bakarlar çünkü ilgi gösteren kişinin gerçek sevgisinden emin olmak istemektedirler. Genellikle davet, toplantı, sergi vb. aktivitelere katılım göstermezler. Bu yönde bir talep geldiğinde ise kabul etmeleri için çok fazla ısrar edilmesi gerekmektedir. Katılma konusunda ısrar eden kişiye bu aktiviteye kimlerin katılacağını sorarlar. Emin olmak istedikleri şey ise katılımcıların arasında kendisini gerçekten seven kişilerin olduğunu teyit etmektir. Bir şekilde davete katıldıklarında ise bir köşede yalnız kalmayı tercih ederler. Israrlar neticesinde diğer insanlarla aynı masada bulunsa da zorunlu olmadıkça kimseyle konuşmazlar. Söyledikleri her sözün yanlış anlaşılacağını ve bunun neticesinde dışlanacaklarını düşünürler. Doğaçlama konuşamaz ve her söyleyeceklerini önceden hesap ederler. Doğaçlama konuşurlarsa insanlar tarafından eleştirileceklerini ve dışlanacaklarını düşünürler. Bu sebeple çoğu zaman çevreleri tarafından tutuk kişiler olarak nitelendirilirler.

Kendilerini Küçük Görürler

Çekingen kişilik bozukluğu bulunan kişiler aslında olmasa da kendilerini hep sıradan ve küçük görme eğilimindedirler. Kendilerini asla beğenmezler ve hep diğer insanlardan daha aşağıda görürler. Kendilerini daha aşağıda gördükleri için insanların da hep kendilerini küçümseyeceği ve alay edeceklerini düşünürler. Bir ortamda hep sıkıcı göründüklerini düşünürler. Ortamı bozan, insanların canını sıkan ve ortamı sıkıcı hale getiren kişi olduklarını düşünürler. Diğer insanların gecelerini mahvedeceklerini düşünüp onlardan uzak durmaya çalışırlar. İnsanların kendilerini önemsemediklerini düşünürler. Bu nedenle insanlara yük olma korkusu yaşarlar. İnsanlardan kaçarlar ve onlarla hiç vakit geçirmezler. Bunun neticesinde de gerçekten insanların ilgisini kaybederler. Devamlı ret yanıtı alan insanlar bir süre sonra çekingen kişilik bozukluğu bulunan kişileri bir organizasyona davet etmez olurlar. Bir başka deyişle, bir süre sonra gerçekten de önemsenmez hale gelirler ve bunun sorumlusu da bizzat kendileridir.