Öncellikle, günlük hayatımızda popüler bir kelime olan özgüvenin tam anlamına bir bakalım. Özgüven kişinin kendi değerini ölçmesi ve kendi özellikleri hakkında olumlu ve olumsuz düşüncelerinin sonucunda oluşur. Özgüven hem kişinin kendisine olan düşüncelerini( zekiyim, güzelim, seviliyorum..) hem bu düşüncelerin oluşturduğu duyguları(utanç, gurur, kaygı…) hem de duygu ve düşünceler sonucu ortaya çıkan davranışları (çekingenlik, cesaretlilik, mütevazilik…) içerir. Psikolojik açından baktığımızda güven duygusunun temelinin çocukluk çağına dayandığını görürüz. Özellikle çocuğun 0-3 yaş arasında bakım verenleriyle kurduğu ilişkinin, güven duygusunu şekillendirdiği bilinir. Bu dönemdeki güven kazanımının yansımaları çocuğun ileriki dönemde kurucağı sosyal ilişkilerde kendini gösterir. Bu yüzden çocuğun ilk yıllarda güvende, korunmuş hissetmesi ve bakım verenlerinin hep yanında olucaklarını bilmesi önemlidir. Güven bu dönemde gelişmezse, çocuklar kendilerini tehlikeye karşı korunmasız ve ebeveynlerine karşı güvensiz hissederler.

Nasılsa Ebeveynim Yanımda

Temel bakım verenleriyle güvenli bağ geliştiren çocuklar, ebeveynleriyle bir arada olmaktan keyif alırlar, onların gidişiyle üzülür ve dönüşüyle sevinirler. Duydukları güven sayesinde, dışarıyı keşfetme konusunda da çekinmezler çünkü bir sorun olursa ebeveynlerinin yanında olacaklarını bilirler. Göz kontrolleriyle ebeveyni kontrol etseler bile ciddi bir terk edilme korkusu yaşamazlar. İşte bu oluşturdukları temel güven duygusu kendilerine ve dışarıya karşı yaklaşımlarını da etkiler. Güvenli bağlanan çocuklar kendilerini sevgiye layık ve başkalarını da güvenilir olarak değerlendirirler. Tutarlı bir şekilde davranmayan ebeveynler kaygılı bağlanma stilini oluştururlar ve bu bağlanma şekline sahip olan çocuklarda sevgiye layık oldukları konusunda emin olamama, insanların ilgisinden şüphe duyma bu yüzden de hep terk edilme konusunda tetikte olup ilgiye muhtaç olma durumu gözlenir. Oyun sırasında yapılan  gözlemlerde, kaygılı bağlanan çocukların annelerinin dizlerinden ayrılmadığı ve eteklerine yapıştıkları görülmüştür.

Çocuğunuzla Güvenli Bağ Kurmak İçin…

Bir diğer tür olan kaçıngan bağlanmada ise ebeveynlerin duygusal olarak erişilmez oluşu ve sorumsuz oluşu gözlemlenmiştir. Bu tür bir bağlanmada çeşidine sahip olan çocuklar ebeveynler yanlarından ayrılsa bile tepki vermezler, temelde kaygı ve güvensizlik duyguları vardır. İlerde de bu durum onları başkalarına yaklaşmaktan alıkoyar ve insanların da onlarla yakın ilişki kurmasını istemezler. Kısaca toparlamak gerekirse, çocukluk döneminin ilk çağlarında bakım verenle kurulan ilişkinin güvenli olması ileride çocuğun kendine karşı verdiği değeri yani özgüvenini ve dışarıya karşı duyduğu güveni etkiler. Güvenli bir bağ kurmak içinse kısaca; koşulsuz sevgiyi hissettirmenin ve çocuğun bireyselliğine alan sağlayan bir korumanın kilit olduğunu söyleyebiliriz. Koşulsuz sevgi haricinde özgüven kazandırmak için yapılabileceklere bakacak olursak;

Çocuğunuza Yapıcı Övgülerde Bulunun

Çocuğunuzu takdir etmek kendine olan güvenini geliştirecektir fakat bu övgülerin içeriği genelde gösterdiği çabaya karşı yapılmalıdır. Resim yaptığında ‘Harikasın, süper bir çocuksun’ demek yerine ‘ Çok güzel çizmişsin, harika bir iş olmuş’ demek doğru olucaktır. Çocuğu yaptığı davranışlara, başarılara, becerilere göre sınıflandırmamış olucak, çabasını takdir etmiş olucaksınız. Böylece öz değerini yüksek tutması daha mümkün olacak, daha özgüvenli olacaktır.

Çocuğunuza Yaşına Uygun Sorumluluklar Verin

Çocuğun yaşına uygun olarak ona sorumluluklar vermek, kendiyle ilgili kararlar vermesine müsaade etmek ve hata yapmasına, risk almasına alan sağlamak özgüven açısından oldukça önemlidir. Basit kararlar bile özgüvenini etkilecektir; ne giyeceği, ne kadar yiyeceği, ne şekilde oyun oynayacağı gibi gibi. Mesela, yemeği az yer ve bir sonraki yemeğe daha varken acıktığını söylerse ‘Az yemeyi seçmiştin ve daha diğer yemeğin hazırlanmasına zaman var, beklemen gerekecek’ gibi net bir cümle söylenirse, çocuk verdiği kararların, yaptığı davranışların sonucuna katlanmayı ve bunların sorumluluğunu almayı öğrenir.

Çocuğunuzun Duygu ve Düşüncelerine Önem Verin

Onu bir birey yerine koyup, ona önem verdiğinizi hissettirmeye çalışın. Çocuğunuzla sohbet edin. Mesela, okuldan geldiğinde ‘Günün nasıl geçti, bugün seni sevindiren ya da üzen bir olay oldu mu?’ gibi sorular sormak onu değerli hissettirecektir. Herkes değerli olmak ister. Değerli hissedebilmek de fikirlerinin dikkate alınmasıyla oluşur. Empati yapın, sizi dinlemeyen ve düşüncelerinize önem vermeyen biri ile yakın ilişki kurmak ister misiniz?

Kendi Hayallerinizi Çocuğa Yüklemeyin

Çocuğun kapasitesine ve yaşına uygun olmayan hedefler ve beklentiler çocuğu yapamamaktan, yanlış yapmaktan kaygılanan ve kendini geliştirmekten uzak tutan bir hale getirebilir.

Çocuğunuzu Yüreklendirin

Çocuğa özgüven kazandırmanın temelinde, kendi becerilerini keşfetmeleri, iyi oldukları yanları bulmaları konusunda destekleyici olmak çok önemlidir. Yeni birşeyleri denemesi için yüreklendirmek, yardıma ihtiyacı olduğu noktada destek olunacağını hissettirmek özgüven açısından çok faydalıdır. Ev işlerinde size yardımcı olmasını, kendi başına giyinmesini, ayakkabılarını bağlamayı denemesini teşvik edebilirsiniz. Kendi başına birşeyler yaptıkça başarı hissini tadacak ve kendini değerli hissetmesi mümkün olacaktır.

Özgür Bir Ortam Oluşturun

Çocuğun düşüncesini özgürce söyleyebileceği, duygusunu özgürce yaşayabileceği, reddebilme(hayır deme) özgürlüğünün olacağı bir ortam oluşturmak oldukça önemlidir. Kendisini gerçekleştirebilmesi, olduğu kişi olabilmesi, duygu ve düşüncelerinden çekinmemesi, suçluluk duymaması özgüven açısından çok önemlidir. Kabul edici, anlayışlı ve şefkatli bir ortam çocuğun kendi olabilmesi konusundaki ihtiyacı olan cesareti ona sağlayacaktır.

Çocuğun Özünü Değil, Davranışlarını Eleştirin

Yaptığı bir hatadan sonra çocuğun kişiliğini eleştirmek, onu eyleme geçmekten korkan bir hale getirir. Onun yerine davranışı ve kişiliği ayrıştırıp ‘Bu davranışın bu ortamda uygun değil’, ‘Bu yaptığını lütfen tekrarlama’ gibi davranışa yönelik cümleler kurarak çocuğa onun değil davranışının yanlış olduğunu gösterebilirsiniz. Böylece özgüveni zedelenmez tam tersine davranışının sonucunu görüp ve hatalarının sorumluluğunu aldıkça özgüveni gelişir. Çocuğa özgüven kazandırılmış olur.

Çocuğunuza Karşı Tehditten Uzak Durun

Tehdit çocukta korku uyandırır, bu yerleşen korku ilerde ne hissettiğini ve düşündüğünü söylemekten çekinen, kendine güvenemeyen bir yetişkin olmaya ortam hazırlar. Ayrıca, öğrenilen şey tehdit olacağı için çocuk da ‘ Yapmayacağım işte’ diyerek olayı inada bindirirse yapıcı bir iletişim kurmak mümkün olmayacaktır. ‘Ödevini bitirmeden oyun oynayamazsın’ demek yerine ‘Ödevini bitirince oyun oynayabilirsin’ diyerek olumsuza ve cezaya odaklanmadan, çocuğa karşı olan inancınızı zedelemeden beklediğiniz davranışı ona inancınızla ifade etmiş olursunuz.

Önemli Olanın Beden Olmadığını Gösterin

Çocuklar birbirilerine karşı acımasız olabiliyorlar. Çocuk yaştan itibaren dış görünüş bir dalga konusu haline gelip çocukların özgüvenlerini zedeliyor. Ergenlikte bu durum daha da içselleştirilerek gençlerin dışarıdan gelen beğeni ve onaya göre kendilerine değer biçmelerine kadar dayanıyor. Çocuklar dış görünüşlerinden dolayı problem yaşadıklarında anlaşıldıklarını hissetmelilerdir. Olayı küçümsemeden sadece dış görünüşün bizim değerimizi belirlemediğinin anlatılması gerekir. Sorun olarak gördüğü şeyleri değiştirme konusunda destek ve yardım, değiştirelemeyecek şeylerin kabulüne yönelik teşvik önemlidir.

Biricik Oluşlarını Hatırlatın

Yine çocukluk ve ergenlik dönemlerinde kıyaslama yapmak oldukça yaygındır. Akranlar arası rekabet ve kıskançlık bu dönemlerde sıkça görülür. Böyle zamanlarda her çocuğun farklı olduğunu söylemek, genellikle kıyaslayarak değiştirmek istediğimiz yanlarımızın bizim bireyselliğimizin bir parçası olduğunu ifade etmek özgüvenlerini sağlam tutmak açısından gereklidir.

Çocuğa Özel Zaman Ayırın

Biliyoruz ki hayat çok yoğun ve zor, her birimiz bir koşturmaca içersindeyiz. Zamanımız sınırlı olsa da, sadece çocuğa ayırdığımız bir zaman yaratmak, onun değerli hissetmesini sağlayacak ve ona verdiğimiz önemi hissettirecektir. Parka gitmek, beraber yemeğe gitmek, bazen onun kurallarıyla onun yönettiği bir oyunu oynamak gibi küçük şeyler bile çocuğun özgüveni açısından oldukça faydalı olacaktır.

Çocuğunuz okula başlayacak ya da devam mı edecek? Muhtemelen Korona virüs (covid-19) pandemi döneminde okulların durumu ne olacak? diye merak ediyorsunuzdur. Ya da çocuğum okula uyum sağlayabilecek mi acaba? diye kendinizi yiyip bitiriyor bile olabilirsiniz. Hiç meraklanmayın bu zamana kadar nasıl öğrenciler adapte olduysalar, büyük ihtimalle sizin çocuğunuzda az biraz zorlukla okula adapte olacaktır. Pandemi döneminde alınan önlemler ve alacağınız önlemlerden dolayı içiniz yine rahat olabilir fakat bunları birer takıntı haline getirdiyseniz, o zaman yapmanız gereken tek şey psikolojik bir destek almak olacaktır. Şu yazımızdan mentaliumist.com/cocugun-okula-uyumu/ çocuğunuzun okula uyum sağlayıp sağlayamayacağını ya da bu konuda neler yapıp yapmama konusunda bilgi edinebilirsiniz.

Diğer tüm psikolojik sorunlarınız ya da merak ettikleriniz için sizi mentaliumist.com/blog adresindeki yazılarımızı okumaya davet ediyoruz.

Yahut aklınıza bir şey takılırsa veya bizden profesyonel destek almak istiyorsanız da mentaliumist.com/iletisim adresinden randevu alabilir ve süreci başlatabilirsiniz. Sağlıklı günler diliyoruz.