Endişe ve Kaygı Arasındaki 8 Fark

Anksiyete, endişe, gerginlik veya korku duygularını kapsar. Her ne kadar tatsız olsa da, ara sıra anksiyete nöbetleri doğal ve hatta bazen üretkendir. Bir şeyin tam olarak doğru olmadığının sinyalini vererek, anksiyete insanların hem tehlikeden kaçınmasına hem de önemli ve anlamlı değişiklikler yapmasına yardımcı olabilir. Bazı durumları açıklamak için, insanlar genellikle endişe ve kaygı terimlerini birbirinin yerine kullanır, ancak bunlar çok farklı psikolojik durumlardır. Her ikisi de genel bir huzursuzluk duygusuyla ilişkilendirilse de, bunların duygusal ve psikolojik sağlığımız üzerindeki etkileri farklıdır.

Endişeyi zihnimizde ve kaygıyı vücudumuzda yaşama eğilimindeyiz.

Endişe, kafamızdaki düşüncelere daha çok odaklanma eğilimindeyken, anksiyeteyi (kaygı) vücudumuzun tamamında hissettiğimiz için daha içgüdüseldir.

Anksiyete daha genel, endişe daha özel olma eğilimindedir.

Örneğin, bir kişi havaalanına zamanında gitme konusunda endişelenebilirken, başka bir kişi de seyahat etme konusunda kaygılı hissedebilir (daha belirsiz, daha genel bir endişe).

Endişe psikolojik bir durum olarak kabul edilirken, kaygı bir bozukluktur.

Belli yoğunluklarda ve sürelerde anksiyete, psikolojik tedavi ve /veya ilaç tedavisi gerektiren gerçek bir zihinsel bozukluk olarak kabul edilir.

Endişe genellikle problem çözmeyi tetiklerken, kaygı tetiklemez.

Endişe, belirli bir durumla başa çıkmak için çözümler ve stratejiler hakkında düşünmemize neden olabilir. Anksiyete, daha çok bizi döndüren ancak üretken çözümlere götürmeyen bir hamster çarkı gibidir. Aslında, kaygının dağınık doğası onu problem çözmeye daha az yatkın hale getirir.

Endişe nispeten daha hafif duygusal sıkıntılara neden olurken, kaygı ciddi duygusal problemler yaratabilir.

Anksiyetenin benliğimize etkisi endişeden çok daha güçlüdür ve dolayısıyla yıkıcı ve sorunlu bir psikolojik bozukluktur.

Endişe, kaygıdan daha gerçekçi problemlerden kaynaklanır.

Örneğin, bir projede gerçekten başarısız olduğunuz için kovulmaktan endişe etmek ile patronun çocuğunun karne notunu sormadığınız için kovulmaktan kaygılanmak arasında farklar vardır.

Endişe kontrol edilebilme eğilimindedir, kaygının kontrol edilebilirliği ise çok daha azdır.

Problemi çözerek ve endişenin nedeniyle başa çıkmak için stratejiler üreterek endişeyi büyük ölçüde azaltabiliriz. Fakat, kaygının üzerinde çok daha az kontrole sahibiz. Çünkü, kaygı genel durumları kapsar ve bu yüzden de kontrol edebilmek oldukça zordur.

Endişe geçici bir durum olma eğilimindedir, ancak kaygı devam edebilir.

Bizi endişelendiren sorunu çözdüğümüzde endişemiz azalır ve kaybolur. Anksiyete çok daha uzun sürebilir ve hatta bir odak noktasından diğerine sıçrayabilir (Örneğin, bir hafta iş, sonra sağlığımız ve sonra çocuklarımız hakkında kaygılı hissedebiliriz…).

Özetle

Hayatımızın birçok yerinde, birçok farklı durumla karşı karşıya geliriz. Her duruma verdiğimiz birbirinden farklıdır. Bazı durumlarda endişe ve kaygı duyabiliriz. Bu iki kavram birbirine her ne kadar benzese de aslında iki farklı kavramlardır. Bu yazımızda sizler için bu iki kavramın ne olduğunu açıkladık.

Aile toplumun en önemli ve en çekirdek yapısıdır. Bu kadar önemli olmasından dolayı aile içi iletişimde çok önemlidir. Ancak zaman zaman yaşanan bazı olaylar neticesinde gerginlikler çıkabiliyor. Böyle durumlarda aile içi stresle başa çıkmak zorlaşabiliyor. Biz sizler için aile içi stresle başa çıkmanın yöntemlerini açıkladık hemen okumak için mentaliumist.com/ailede-stresle-basa-cikma/ linke tıklayabilirsiniz.

Stres, kişinin karşı karşıya geldiği bir tehditle ruhsal veya bedensel olarak baş edememesi nedeniyle meydana gelen ve bireyin hayatını etkileyen bir durumdur. Stres hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır ve hayatımızda stresin yeri olmalıdır. Ancak stresin dozunun yükseldiği bazı durumlar olabiliyor. Bu durumlarda stresle başa çıkmamız gerekiyor. Biz sizler için stresle başa çıkmanın yollarını anlattığımız bir yazı hazırladık  hemen okumak için mentaliumist.com/stresle-basa-cikma-yontemleri/  linke tıklamanız yeterli.

Travma geçmişte yaşanmış bir durum sonucunda meydana gelen ve yaşayan kişinin hayatını kötü etkileyen bir ruhsal bir problemdir. Travma çocuklarda da yetişkinlerde de yıkıcı bir etkiye sahiptir. Ancak çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu dediğimiz bir durum ortaya çıkabilmektedir. Bu durumu daha ayrıntılı anlattığımız yazımızı okumak için mentaliumist.com/cocuklarda-travma-sonrasi-stres-bozuklugu/ linke tıklayabilirsiniz.

Bu yazı 16 Eylül 2020 tarihinde güncellenmiştir.

WhatsApp chat