Panik Atak Tedavisi
Panik Bozukluk Belirtileri ve Sebepleri

Panik Bozukluk Nedir?

Panik bozukluk, ataklar şeklinde ansızın ortaya çıkan ve ara ara yineleyen şekilde kişiyi dehşete düşüren aşırı kaygı veya korku nöbetleri ile belirgin bir ruhsal bozukluktur. Panik atak dediğimiz ataklar, aniden başlayan, git gide şiddeti artan ve maksimum düzeye yaklaşık 10 dakika içinde çıkan özelliğe sahiptirler. Ortalama 10-30 dakika arasında sürdükten sonra kendiliğinden geçer ancak bazı insanlarda 1 saate kadar da sürebilir. Panik bozukluğun toplum içerisinde görülme sıklığı % 3-4 civarındadır. Genelde ilk olarak 20-35 yaş aralığında başlar ve kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat daha fazla görülmektedir.

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Kişi panik atak esnasında göğsünde ağrı veya sıkışma hissedebilir. Ayrıca çarpıntı ve kalbin hızlı atışı gözlemlenir. Kişi terler, nefesi daralır ve boğuluyormuş hissi yaşar. Nefesin kesilmesi dahi görülebilir. Kişinin başı döner ve bayılacakmış gibi hisseder. Vücudunda uyuşmalar veya karıncalanmalar görülebilir. Üşür veya ateş basar. Midesi bulanır veya karın ağrısı vardır. Titreme başlayabilir ve kontrolü kaybetme veya delirme korkusu yaşar. Kendisini veya diğer insanları farklı veya garip hisseder ve ölüm korkusu belirgindir. Panik atak tanısı alırken kişide bu belirtilerden 4 veya daha fazlasının görülmesi gerekir. Eğer belirtiler 4’den daha az ise Kısıtlı Panik Atak varlığından söz edebiliriz.

  • Çarpıntı ve kalbin atışı hızlanır.
  • Kişi terler, nefesi daralır ve boğuluyormuş hissi yaşar.
  • Vücudunda uyuşmalar veya karıncalanmalar görülebilir.
  • Mide bulantısı ve karın ağrısı vardır.

Panik Bozukluk Belirtileri Nasıl Başlar?

1-İlk Ataklar

Atakların aniden geldiğini belirtmiştik ancak panik bozukluğun kişide oluşması belirli aşamalar gerektirir. Sıradan bir güne başlayan kişi, ilk kez göğsünde ağrı ve sıkışma, çarpıntı hissi ve nefes almakta kayda değer zorluk yaşar. Bunlara ek olarak, terlemeye ve titremeye başlar, üşür veya ürperti hissi yaşar. Midesi bulanır veya karnında ağrı hissetmeye başlar. Başı döner ve dengesini kaybedecek gibi olur. O anda aynı zamanda düşecek ya da bayılacakmış gibi de olabilir. Vücudunda yer yer uyuşmalar veya karıncalanmalar ortaya çıkar ve bu belirtilerin ortaya çıkmasıyla birlikte kişi adeta dehşete düşer. İşte bu anlarda “Ben kesinlikle kalp krizi geçiriyorum”  veya  “Ben kesinlikle felç geçiriyorum”  şeklinde düşünceler gelmeye başlar aklına. Bu düşüncelerle birlikte içini yoğun bir şekilde felç olma veya ölüm korkusu kaplar.

Zaman zaman da kendisinde bir tuhaflık hisseder. Bu tuhaflık hissine sersemlik, kendisini veya çevresini bir garip şekilde algılama da eşlik edebilir. Kişi bunların sonucunda “kontrolünü kaybettiğini” veya “delirmeye başladığını” düşünür ve kendisi dahil herkese zarar vermeye yönelik korkular yaşamaya başlar. Çevresindekiler tarafından apar topar hastanelerin acil servislerine götürülür. Acil servisteki hekim tarafından muayenelere ek olarak EKG, BT ve başka istenen tetkiklerde herhangi bir fiziksel sorun bulunamaz. Kişinin yakınları durumunu öğrenmek istediğinde ise “herhangi bir hastalığı yok” veya “stres kaynaklı bir sıkıntı yaşamış olabilir” denilir. Sakinleştirici bir iğne yapılarak hastaneden taburcu edilir.

2-Ataklar Durmuyor, Tekrarlıyor.

Kişi hastanede yapılan sakinleştirici iğnenin etkisiyle geçici bir gevşeme yaşıyor ancak bir zaman sonra yeni bir Panik Atak yaşar. Tabi ki bu atak esnasında da aynı belirtiler tekrar eder ve kişi tekrar acil servislere taşınır. Her defasında kişi tekrardan muayene edilir, bir kez daha tetkikler yapılır ancak yine herhangi bir olumsuz sonuç bulunamaz. Kişi bu geçen süre boyunca hiçbir şekilde düzelmez. Üstelik doktorların kendisine bir türlü tanı koyamadığını düşünerek çok ciddi ve çaresiz bir hastalığı olduğunu zanneder. Üstelik sürekli farklı doktorlara gitmekten ötürü yaptığı maddi zarar kadar artık düzelmeyeceğine inanarak manevi zarar da görür. Birçok vakada ise başka fiziksel rahatsızlıklar düşünülerek o rahatsızlıklarla ilgili ilaç tedavisine başlanmış olur ve dolayısıyla gereksiz ilaç kullanmış olunur.

3-Ve Beklenti Anksiyetesi

Ataklar yineleyen şekilde sürdükçe, kişi, iki atak arasındaki sürede; gergin, huzursuz ve kaygılı bir halde her gün bir sonraki panik atağının gelişini bekler. Bu kaygılı bekleyiş sürecine “beklenti anksiyetesi” denir. Atakların birdenbire geldiğini daha önce söylemiştik. Bu sebeple, atakların zamansız gelişi kişide oluşan anksiyeteyi daha da arttırır. Ataklar çoğaldıkça, kişinin kalp krizi sebebiyle ölüm, felç kalma veya kontrolünü kaybederek delirme korkuları artış gösterir.

4-Fazla ve Devamlı Üzüntü Hali

Panik bozukluğu olan kişiler, bulundukları ortamda kimse yokken kalp krizi geçirerek öleceklerini, bir sağlık kuruluşuna varamadan ölmekten, kontrolünü kaybedip de delirerek kendini öldürmekten, kendisine veya çevresindekilere zarar vermekten, diğer insanların olduğu mekanlarda garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan fazlaca korkarlar. İşte bu saydıklarımız sebebiyle de ciddi bir üzüntü hali kişide hüküm sürer.

5-Davranış Değişim Başlar

Kişiler bir müddet sonra ataklara ve ataklar esnasında olacağını düşündükleri “felaketler”e yönelik bazı tedbirler almaya ve bazı davranışlarını değiştirmeye yönelirler. Atakları tetikleyebilecek şeylerden vazgeçerler. Ataklara karşı tedbir olarak evden çıkarken alkol kullanabilir, madde alabilir veya ilaç yutabilirler. Ataklar esnasında oluşabilecek şeylere karşı tedbirler alırlar. Örneğin; atak esnasında kontrolü yitirerek sevdiklerine zarar vereceğini düşünen kişilerin tedbir olarak yanında kesici delici alet taşımaması, özellikle kendisinden küçük ve güçsüz olan insanlarla mümkün olduğunca evde yalnız kalmaması, dışarı çıktığında atak esnasında fenalaşarak kendini kaybedeceği için cebine adres ve iletişim bilgilerini koyması ve mümkün olduğunca hastanede zaman geçirmeye veya hastane çevresinde bir yerlerde oturmaya çalışması vb.

Panik Bozukluk Tedavisi

Panik Bozukluk, tedavi edilebilen bir ruhsal bozukluktur. Önerilen tedavi türleri ilaç tedavisi ve merkezimizde de uygulanan Bilişsel davranışçı terapi yönelimli psikoterapidir. Panik Bozukluk tedavisinde, tıbbi destek olarak atakları engelleyen ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçların etkinliği oldukça yüksektir. Ancak diğer ruhsal bozuklukların tedavisinde olduğu gibi panik bozuklukta da atakları önleyebilmek amacıyla ilaçların hekimin önerdiği doz ve sıklık ile kullanılması ve ancak hekimin kararı ile kesilmesi gerekmektedir. Bilişsel davranışçı terapide panik bozukluk için iki amacımız bulunmaktadır. Birincisi, esasında hiçbir zararı olmayan panik atak belirtileri ile ilgili yanlış bilgi ve inanışlarının değiştirilmesi ve kişinin bu belirtiler ile çekinmeden baş edebilmesinin öğrenilmesi amaçlanmaktadır. İkincisi ise panik atak gelecek korkusuyla yalnız başına bulunmaktan kaçındığı yer ve olaylarla kademeli bir biçimde tekrar tekrar karşılaştırılması, böylece de kişinin korkularının üstüne gitmesi desteklenerek korkularını yenmesi amaçlanır.

Psikoterapi sürecinde uzman, kişiye dışarı çıkma, alışveriş merkezine gitme, toplu taşıma araçlarına binme gibi kişinin, korku, kaygı ve panik atakları sebebiyle gerçekleştiremediği etkinlikleri planlı şekilde en basitten başlayarak “alıştırma ödevleri” olarak verir. Danışan basit olan ödevleri yapabilecek duruma geldiği anda daha zor olanlarına geçerek bütün korkulan durumlar bitinceye kadar ödevler devam ettirilir.

Panik Atak Geçirilen Kişiye Ne Yapmamalı?

Aileler iyi niyetli olsa da bazen bilgi eksikliği sebebiyle kişinin aşırı tepkiler vermesine sebep olabilecek ifadeler kullanabilirler. En sık duyduğumuz yanlış ifadeler şunlardır:

Böyle Davranmayı Kes

Bunu söylemek kolay ancak panik ataklar geçiren kişinin bunu yapabilmesi mümkün değildir.

Endişelenme

Kişiye atakları düşünmemesi halinde rahatlıkla üstesinden gelebileceğini söylemek onu daha da öfkelendirecektir. Kesinlikle yapılmaması gerekir.

Sakin Olmalısın

Kişi sakin olmayı ve atak düşüncesinden kendi başına sıyrılabilse zaten bunu daha önceden de başarabilirdi. Bunu kişiye hatırlatmak gereksizdir.

Whatsapp

icon

Randevu Alın

WhatsApp chat