Pek çok çift ilişkilerinin süresinin uzaması ile birlikte aşklarının zayıfladığını düşünmeye başlarlar. Çiftler zamanla ilişkilerinin yıprandığını ve eskisi gibi heyecan hissedemediklerini ifade edebilirler. Uzun süreli ilişkilerde ilk günkü heyecanı hissetmede zorluk yaşayabilirler. Bunların neticesinde bazıları ilişkilerini sonlandırmaya bazıları ise ilişkilerine zayıflamış şekilde devam etmeye çalışabilirler. Bu devam yöntemi de aslında zamanla ilişkideki sorunların artışına sebebiyet verebilir. Bugünkü yazımızda çiftlerin ilişkilerini nasıl güçlendirebilecekleri konusunda bazı ipuçlarını inceleyeceğiz.

Heyecan Verici Aktiviteler Deneyin

İlişkilerin zaman içerisinde monoton hale gelmesinin en önemli nedenlerinden biri birlikte yapılan aktivitelerin zamanla azalmasıdır. Çiftler ilk dönemlerde birlikte birçok aktiviteyi gerçekleştirebiliyorken zamanla birlikte yaptıkları aktiviteler gitgide azalmaya başlar. Bu noktada çiftin bazı yenilikleri göz önüne alması gerekebilir. Aktivitelerin çifte heyecan vermesi oldukça önemlidir. Burada aktivitelerin belirlenmesinin önemli bir belirleyicisi olmalıdır. Partnerlerin belirleyeceği aktivite mutlaka iki tarafın da heyecan duyacağı aktivitelerden olmalıdır. Örneğin; rafting eğlenceli ve rutini bozacak bir aktivitedir ancak partnerlerin ikisinin de zevk alabileceği ve heyecan duyabileceği bir aktivite ise etkili olacaktır. Aksi takdirde, partnerlerden yalnızca biri zevk alırken diğerinin canı sıkılacaktır. Partnerlerin birinin mutluluğu ilişkinin sağlıklı şekilde devamı için yeterli olmayacaktır.

İlişkinizde heyecanı tekrardan yakalayabilmek ve aranızdaki bağı güçlendirebilecek bir aktivite önerimiz dans kursuna yazılmak olabilir. Dans, çiftin kolaylıkla yakınlaşabileceği ve romantik bağı güçlendirebilecek bir aktivitedir. Ancak partnerlerden biri dans etmekten hiç hoşlanmıyorsa o zaman bu aktivite çok da işe yaramayacaktır. Kısa seyahatlere çıkmak veya kıyı şeritlerine kaçamaklar yapmak da gayet eğlenceli olabilir. Bu sayede hem kısa bir tatil yapabilir hem de ilişkinizi heyecanlı hale tekrardan getirebilirsiniz. Ege kasabalarını birlikte dolaşmak, yolda mola vermek veya yeni tatlar denemek birçok çift için ilişkilerini tazelemede ve güçlendirmede oldukça başarılı olabilir. Dağcılık da bu konuda eğer partnerlerin ikisinin de ilgisini çeken bir aktivite ise faydalı olabilir.

Aşkınızı İfade Edin

Çoğu çift flört etmeye başladıkları ilk dönemlerde birbirlerine aşklarını ilan etmiştir. Sevgi sözcükleri havada uçuşmuştur. Ancak zamanla bu sevgi sözcükleri yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başlar. Birbirlerine karşı sevgi hisleri azalmasa da bunların ifadesi zamanla azalma eğilimi göstermiştir. Çift artık ilişkilerindeki eski heyecanı kaybetmeye başlar. Bazen evli olmayan çiftlerin dahi sanki yarım asırlık evli çiftlerinkine benzer bir yaşam paterni içine girdiklerini görmekteyiz. Bu durum henüz çok erken bir rutinin de sinyalini vermektedir. Aşkın ifade edilmesi ise özellikle bu tarz bir sürece giren çiftin imdadına koşacaktır. Çiftin birbirlerine karşı sözcüklerle ve bakışlarla aşklarını ifade etmeleri ile birlikte heyecan da artış gösterir. Çift artık duygularını ifade ederek aşklarının tazeliğini ve canlılığını da birbirlerine göstermektedir. Aşkı ifade etmek çok kolaydır. Edebi bir dil kullanmaktansa onu en basit ifadeyle sevdiğinizi söylemek partnerinizde haz ve heyecan duygularının tekrar yaşanmasına yol açabilecektir. En basit aşk ifadesi: Seni Çok Seviyorum!

Birbirinizi Suçlamayın

İlişkinin zayıflaması yalnızca bir partnerin eseri değildir. Ancak buna rağmen birçok partner ilişkinin geldiği nokta sebebiyle birbirini suçlar. Bu suçlamaların neticesinde şiddetli tartışmalar yaşanabilir. Yaşanan tartışmalarda suçlu aramak sonucu değiştirmez. Eğer bir ilişkide bazı sorunlar baş göstermiş ise ve bu sorunlarda çiftin müşterek hataları mevcutsa suçlu aramak yersizdir. Suçlu aramak yerine sorunların nasıl çözüleceğine odaklanmak daha faydalı olacaktır. Bunun için de öncelikli yapılacak şey sorunun tespitidir. Tespit edilen sorunun iyi analiz edilmesi gerekir. Öfkeli ve saldırgan bir üslup yerine daha uzlaşmacı ve sorun çözme odaklı yaklaşımlar her zaman ilişkiye olumlu katkılar sunacaktır. Sorunu tespit ettikten sonra partnerler bu soruna nasıl katkıda bulunduklarını düşünmelidirler. Bir başka deyişle, hangi hatalar bu sorunun zeminini oluşturmuştur? Yapılan karşılıklı yanlışlar incelendikten sonra kişilerin hangi durum içerisinde bu yanlışları yaptıkları karşılıklı konuşulmalıdır. Bu noktada yine sağlıklı tartışma oldukça önemlidir. Partnerlerden birinin diğerine karşı manipülatif hareketlerde bulunması, hakaretler yağdırması, suçlu ilan etmesi veya şiddet uygulaması sonuca ulaştırmayacağı gibi ilişkinin de zeminine dinamit koyar.

Çiftlerin sorunu tespit edip bu soruna nasıl katkıda bulunduklarını incelemelerinin ardından yapmaları gereken şey ise sorunu nasıl çözebileceklerini düşünmeleridir. Sorunun tarafların birbirini suçlayarak çözülmeyeceği artık aşikâr olduğuna göre doğru sorun çözme becerileri geliştirmeleri gerekmektedir. Çiftin sorun çözme becerilerine engel yaratabilecek bazı ek durumlar ortaya çıkabilir. Alkol veya madde kullanımı bunlardan yalnızca biridir. Partnerlerden birinin alkol veya madde kullanımının bulunması sağlıklı düşünme sürecini etkiler. Özellikle alkol veya madde bağımlılığı sorunu olan kişide ciddi anlamda dürtü kontrol sorunu yaşanabilir. Dürtüsel davranışlar sergileyen partner de çözüme katkı sunmaktan çok soruna katkıda bulunacaktır. Alkol veya madde sorunu olan partnerin öncelikle tedavi sürecini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Dürtü kontrol sorunu üzerine destek alan partnerin daha sonra daha sağlıklı şekilde sorun çözme becerileri edinmesi ve uygulaması kolay olacaktır.

Bir diğer sorun ise psikiyatrik bozuklukların varlığıdır. Partnerlerden birinin daha önce tanısını aldıkları ve nükseden bir rahatsızlığı var ise ilişkinin güçlenmesi zorlaşır. Bunun nedeni de psikiyatrik bazı bozukluklarda sorun çözme yetilerinin hasarlı olmasıdır. Psikoz gibi bazı sorunların varlığında çiftin deneyimi biraz daha zor olabilir. Bu noktada psikiyatrik sorunu olan partner halüsinasyon veya hezeyanların etkisiyle diğer partnerle sağlıklı iletişim kuramayabilir. Böyle bir sorunun varlığında sağlıklı partnerin öncelikle hasta partneri profesyonel destek sürecine yönlendirmesi gerekmektedir. Ruh sağlığı bozukluğu yaşayan partnerin destek almak istememesi veya kendisindeki soruna karşı farkındalık kazanmaması çiftin ilişkisini ciddi anlamda zorlayacaktır.

Sorunlarınız Hakkında Destek Alın

Son yıllarda ülkemizde boşanmaların ciddi oranda artış gösterdiğini bilmekteyiz. Aslında boşanma sorununun varlığı sadece ülkemiz için geçerli değil. Dünyada da benzer büyüyen oranların ışığında boşanma sorunu ön plana çıkmakta. Çifti boşanmaya götüren önemli nedenlerden biri de çiftin yaşadığı sorunlar ve bu sorunlara karşı ortak bir çözüm geliştirilememesi. Her çift zaman zaman sorunlar yaşar ve bu çok doğal bir durumdur. Önemli olan bu sorunların üstesinden gelebilme isteği ve sorunu çözebilme yöntemlerini uygulamaktır. Sorunlarını kendi başlarına çözemeyen çiftler olabilir ve bu konuda yardım talep etme girişimlerinde bulunabilirler. Her yaşanan sorun boşanmaya gidecek yolun başlangıcıdır ancak yolun sonunda boşanmanın olduğu söylenemez. Boşanma süreci eğer çift sorunlarını hem kendi başına hem de yardım alarak çözemediği durumlarda ancak devreye girmelidir. Özellikle de çiftin çocuk sahibi olduğu durumlarda bilhassa her sorun çözme yöntemi sonuna kadar denenmelidir çünkü boşanma sürecinden en çok çocuklar etkilenir. Bu etki olumsuz olmakla birlikte ebeveynlerinin ne derece boşanma sürecini sorunsuz atlattığına bağlı olarak da şiddeti açısından değişmektedir. Bu nedenle özellikle çocuğun varlığında çift ilişkisini güçlendirmek ve sorunlarını çözmek için bir çift terapistine başvurmalı ve profesyonel destek sürecine düzenli devam etmelidir. Boşanma tüm bu girişimler denenir ve sonuçsuz kalırsa ancak bir sonuç olarak görülmelidir. Eğer siz de ilişkinizde sorunlar yaşadığınızı düşünüyor ve bu konuda profesyonel destek istiyorsanız merkezimize ulaşabilirsiniz.

 

Kardeşlik ilişkileri, çok çocuklu ailelerin en çok ilgisini çeken konuların başında gelmektedir. Kardeşin doğumu, daha büyük olan çocukta değişik duyguların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Öncelikle, büyük çocuğun yeni doğan kardeşini koruma ve ona karşı ilgi gösterme davranışları gelişir. Öte yandan, bir yandan da yeni doğan kardeşiyle beraber bir sıkıntı da beraberinde gelir. Eğer böyle bir probleminiz olduğunu düşünüyorsanız  mentaliumist.com/cocuklarda-kardeslik-iliskileri/  yazımızı okumanızı tavsiye ediyoruz.

Boşanma, çifti olumsuz etkileyen bir süreçtir. Ancak partnerlerden daha fazla etkilenen biri vardır ki bu da boşanan çiftin çocuğudur. Çocuk boşanmış ailelerin bu süreçten en çok etkilenen üyesidir. Çoğu parçalanmış aile çocuğu bu yeni durumdan kendisini sorumlu tutar ve suçluluk duygusunu yaşar. Üstelik ileriki dönemlerde çocuğun yaşantısında psikiyatrik sorunlar ve alkol/madde bağımlılığı riski de artış gösterir. Eğer böyle bir problemle karşılaştığınızı düşünüyorsanız  mentaliumist.com/bosanmis-aile/ yazımızı okumanızı tavsiye ediyoruz.

Bu durumlar için kendinizi yönetemiyorsanız ve durum gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyorsa yapmanız gereken tek şey mentaliumist.com/iletisim kısmından bize ulaşmak ve tedavinize başlamamız. Merak etmeyin hiç olmadığınız kadar rahat hissedeceksiniz.