Kayıp ve yas denilince ilk aklımıza gelen durum bir kişinin ölmesidir. Ancak yas süreci her zaman bir kişinin ölmesinden sonra yaşanan bir durum değildir; iş, statü, sağlık, evcil haycan gibi kayıplar da kişide yas oluşturabilir. Yaşamın her evresinde, her gelişimsel süreçte kazançlarla birlikte kayıplar da vardır. Örneğin bir çocuk kendi başına yemeğe başladığı zaman biri tarafından doyurulmanın rahatlığını kaybeder. Akut ya da tamamlanmamış yas olarak da ifade edilen normal yas, herhangi bir kayıp ve ayrılıka ya da herhangi bir yaşamsal değişikliğe verilen fiziksel, duygusal ve bilişsel tepkilerdir. Yas, aynı zamanda kayıptan sonra yeniden yapılanma tepkisi olarak da tanımlanabilir.

Tepkiler Kişiden Kişiye Değişebilir

Yas, bireysel bir süreçtir; süreci ve gösterilen tepkiler kişiden kişiye göre değişkenlik gösterir. Kişilerin tepkileri sakin bir kabul de olabilir, ciddi bir kriz de. Yas, bireyde önemli yaşam değişikliklerine sebep olduğundan zor, yorucu ve stresli bir süreçtir. Ancak bir hastalık değil, normal bir süreçtir. Doğrusu ve yanlışının olmadığı unutulmamalıdır, herkes kendine özgü bir deneyim yaşar. Bazıları tepkilerini açıkça ortaya koyarken bazıları içinde yaşadığı durumu saklama eğiliminde olabilirler. Bazıları için kısa süreli bir dönem olurken bazılarına hiç geçmeyecekmiş gibi gelir ve çok daha uzun süre devam eder. Ölümün ardından yaşanan yasa bakarsak, kişinin yası yaşama biçimi yastaki bireyin kişilik özelliklerinden, ölen kişi ile olan ilişkisinden, baş etme tarzından, kültürel ve dini inancından, ruhsal hastalık öyküsünden, destek sisteminden, ekonomik durumdan ve ölümü algılama biçiminden etkilenmektedir. Yasa verilen tepkiler bireysel olsa da bir takım ortak fiziksel, bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler de vardır. Genelde ortak yaşanan beş evre vardır, bunlar; inkar, kızgınlık, pazarlık, depresyon ve kabullenmedir.

İnkar Evresi

Bu ilk evrede genellikle olay veya durum yok sayılır, başa gelmemiş gibi yapılır ve bir yanlışlık olduğu düşünülür. İnkar, temelde egonuzun sizi korumak için yaptığı bir savunma mekanizmasıdır. Zihin, durum kötü olsa da iyi olmanızı sağlamak için böyle bir mekanizma gerçekleştirir.

Kızgınlık/Öfke Evresi

Öfke, inkardan sonra yaşanan evredir. Öfkenin kurbanı kişinin kendisi, doktor, tanrı bile olabilir. Kişinin aklındaki ‘Niye ben?’ sorusu genellikle onu öfkeye yönlendirir.

Pazarlık Evresi

Kişi bu evrede, pazarlık yaparak uzlaşma yoluna gider. Dua ederek, başka tedavi yolları, alternatif çözümler deneyerek sonucu ertelemeye, değiştirmeye çalışır diyebiliriz. Sonucun değişmediğini anlayıp uzlaşma sağlandıktan sonra kişi dördüncü evreye geçer.

Depresyon

Bu evrede kişi artık inkar etmekten vazgeçer, bu vazgeçiş onu ruhsal çöküntü içerisine sokar. Bu evre öfkenin yerini depresyona bıraktığı evredir. Yastaki bireylerin yaklaşık %20’sinde majör depresyon görüldüğü ifade edilmektedir. Depresyon öyküsü, alkol kullanma öyküsü, yetersiz destek sistemi ve başka önemli stresörlere sahip olan kişilerin depresyona girme riski daha yüksektir. Ayrıca öfke evresinde, kişi öfkesini kendine yöneltirse bu da depresyon için bir tetikleyici olabilir.  Depresyon seviyesinin çok yüksek olduğu durumlarda müdahale gerekebilir.

Kabul Etme

Artık bu son evrede, kişi gerçeği kabul etmiştir. Bu bir daha hiçbir zaman kötü hisler yaşanmayacağı anlamına gelmez fakat kişi yaşadığı kayıbı anlamlandırmaya başlamıştır. Daha da önemlisi artık kişi bu gerçekle yaşamayı öğrenmiştir.

Yasla İlgili Fiziksel Belirtiler

Midede boşluk hissi, nefes alamama, boğulacakmış gibi olma, seslere karşı aşırı duyarlılık, kendine yabancılaşlma duygusu (örnek: Hiçbir şeyin gerçek gibi gelmemesi, kişinin kendisini bile sorgular hale gelmesi) tükenme, kaslarda zayıflık, iştah artması veya azalması, enerjisizlik, çabuk yorulma ve ağız kuruluğudur. Fiziksel belirtiler çok uzun sürmediği müddetçe normaldir, sorun teşkil etmez. Bazı durumlarda, yoğun yas yaşanırsa bağışıklık sistemi de etkilenebilir ve bireylerin hastalanma olasılığı artabilir. Enerjinin çoğu yas nedeniyle kullanıldığı için beden hastalanmaya duyarlı bir hale gelir. Araştırmalar yoğun yaşam olayları sonrası ruhsal ve bedensel hastalıkların sıklığında bir artış olduğunu belirtmektedir.

Yas Süreci

Yasın başlangıç ve sonu olması beklenir ve yukarı bahsedilen evreler gibi doğrusal bir şekilde gideceği tahmin edilir. Ancak bu her zaman geçerli olmaz, bazen doğrusal bir şekilde gitmeyebilir. Zaman zaman evreler kendi aralarında yer değiştirebilir. Dolayısıyla, ‘Yas başlangıçta çok acı verir, zamanla hafifler ve biter.’ gibi bir ifade her zaman doğru olmaz. Günümüzde yasın kaotik ve dairesel bir süreç olduğu kabul edilmektedir. Bazı günler yasın bittiği hissedilirken, bazı günler umutsuzluk hissedilebilir. Duyulan bir şarkı, bir söz ya da bir yer kayıpla ilgili duyguları ortaya çıkarabilir. Bazen kişiler günlük bir aktivite sırasında aniden ağlamaya başlayabilirler, bu baş etme yeteneğinin kaybına işaret etmez, gayet yaygın ve olağan bir tepkidir.  Kesin bir başı sonu olmasa da genelde yas kayıbın gerçekleşeceğinin fark edilmesiyle başlar ve bitişine dair bazı işaretler vardır. Bunlardan bazıları; kayıp gerçeği ile yüzleşebilmek, ölen kişinin yokluğunu kabul aşamasına geçmek ve bu gerçeğin acısıyla yaşayabilmek, yaşama yeniden uyum sağlamak ve yeni yaşam biçimi ile yeni duygusal bağlar kurabilmektir. Kısaca kişi yeniden hayattan zevk ve keyif alabilir, şuana ve geleceğe odaklanabilir ve yeni kişilerle birlikte olma isteğini duyabilir hale gelir. Bu durumda, kişiler suçluluk hissi duyabilir, kaybettiği kişiden vazgeçmek olarak görüp iyileşmeye direnebilirler. Ancak, suçluluk duygusu zamanla azalır ve kişiler mutlu anıları hatırlayarak, kaybettikleri kişi hakkında düşünebilmeye ve daha az acı hissetmeye başlarlar.

Çözümlenmemiş Yas

Yukarıda kaybın kabullenilmesiyle, geleceğe odaklanabidikçe üzüntü geçmese de kişinin onla yaşayabildiğini söylemiştik. Yani, kişiler profosyonel yardım almaksızın bu durumla baş edebilirler. Ancak, bazı kişiler için durum böyle gelişmeyebilir. Bireyler acı çekme sürecini normal bir şekilde tamamlayamadıkları zaman çözümlenmemiş yas ya da komplikasyonlu, anormal, atipik, disfonksiyonel, sağlıksız, kronik, gecikmiş, maskelenmiş ya da patolojik yas olarak da isimlendirilen durum ortaya çıkmaktadır. Bu durum ruh sağlığı uzmanından yardım alınması gereken bir durumdur.

Ölen Kişiyle Hayati İlişkisi Vardır

Çözümlenememiş yas, kaybın ardından en az altı ay geçmesine rağmen kayıp yaşayan kişinin bireysel sosyal ve mesleki yaşam alanlarındaki işlevselliğinin giderek bozulması sonucu oluşan bir sorun olarak tanımlanabilir. Yani yas süresinin uzun zaman sürmesi ve acının derinleşerek devam etmesi gerekmektedir. Bu tür yasta artık bireyin verdiği tepkilerin kendine zarar verdiği söylenebilir. Ani ölüm, intiharla ölüm ya da cinayetle ölüm, uzun süren hastalık nedeniyle acı çekerek ölüm ve çocuk ölümü gibi ölüm biçimleri; ölen kişi ile geride kalan kişi arasında sorunlu, belirsiz ya da bağımlı ilişki olması, yeterli destek alamama, çoklu kayıplar, depresyon ya da ruhsal rahatsızlık öyküsü veya mevcut ruhsal rahatsızlık durumu, alkol ve madde kullanma öyküsü, daha önceki ayrılık ve kayıplara zor uyum sağlama gibi nedenler çözümlenmemiş yas riskini arttırır. Çözümlenmemiş yasta kişiler sevdikleri kişinin ölümünü kabul etmeyebilir, kabuslar ve rahatsız edici anılar görebilir, ölen kişinin sürekli onu izlediğini ya da varolduğunu düşünebilir, ölen kişiyle hayali ilişki sürdürebilir, bütün sosyal ilişkilerini kesebilir, intiharı düşünebilir, alkol/madde kullanabilir, aşırı suçluluk veya depresyon geliştirebilir.

Kısacası, yas herhangi bir kayıp sonrası gelişen normal ve doğal bir tepkidir fakat en az altı ay gibi uzun süren ve tepkilerin bireyin hayatına ciddi zararlar vermesi durumda gelişen çözümlenememiş yasın ayırt edilip, profosyonel destek alınması önemlidir.

Bu problemler karşısında ruh ve beden sağlığınızı koruyamadığınızı mı düşünüyorsunuz? O halde bu konuyla ilgili yakından ilgilendiğimizi bilmenizi isteriz ve mentaliumist.com/ruh-ve-beden-sagligi yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Depresyonda olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Depresyona girme sebeplerinizi ya da girdikten sonra neler yapacağınızı bilemeyebilirsiniz. Hatta ne derece depresyon yaşadığınızı da bilemeyebilirsiniz. Bunun için oluşturduğumuz mentaliumist.com/depresyon-testi/

Bu durumlar için kendinizi yönetemiyorsanız ve durum gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyorsa yapmanız gereken tek şey mentaliumist.com/iletisim kısmından bize ulaşmak ve tedavinize başlamamız. Merak etmeyin hiç olmadığınız kadar rahat hissedeceksiniz.