Kimler Yeme Bozuklukları İçin Daha Riskli?

Yeme Bozuklukları, anoreksiya nervoza ,bulimiya nervoza ve binge eating de denilen tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik rahatsızlıkları içine alan bir tanı topluluğudur. Yeme bozuklukları ruhsal temelli sorunlardır. Fiziksel belirtiler ön planda görünmekle birlikte kişinin ciddi anlamda ruhsal sorunları mevcuttur. Anoreksiya nervoza sorunu yaşayan kişiler zayıf bir fiziğe sahip olma isteğine sahiptirler. Bu istek diğer kilolu insanlardan bir yönüyle ayrılır. Kişi önemli ve hayati zararlar görmesine rağmen kendisini hala kilolu görür ve kilo vermeye devam eder. Şişmanlamaktan aşırı derecede korkar. Kişinin beden algısı bozulmuştur. Çoğu kadın hastalardan oluşmakla birlikte adet döngüleri de bozulmuştur.

Bulimiya nervozada ise kişinin aşırı derecede yemek yeme atakları vardır ve hemen arkasından yediklerini çıkarabilmek amacıyla kusma eylemi sergilenir. Bulimiya nervoza sorunu olan kişi yine zayıf bir beden sahip olmak amacıyla anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini kusma eğilimini gösterir. Bulimiya nervoza hastası çok basit bir döngüye sahiptir. Tıkınırcasına aşırı derecede yemek yer ve daha sonra yediklerini kendini kusturarak çıkarır. Çıkardıktan sonra yine tıkınırcasına yer ve tekrar kusar. Bu döngü kişi tarafından kırılmamak üzere ciddi sorunlar yaşanana kadar devam eder. 14-18 yaş yeme bozuklukları açısından oldukça riskli bir dönemi oluşturmaktadır. Yazımızın devamında kimlerin yeme bozuklukları geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu inceleyeceğiz.

Görselliğiyle Önde Olanlar

Kültürel açıdan zayıf olma güdüsü her ne kadar değişiklik gösterse de obeziteye karşı tavır hemen hemen aynıdır. Zayıf olmak yüceltilmekte ve şişmanlığa karşı algı değişmektedir. Bundan 50 yıl öncesinin tanınmış kadın modelleri, giyim tarzı ve modası ile günümüzün bu etkenleri aynı değildir. 50 yıl önce kilolu kadınlara yönelen moda artık tüm dünyada daha zayıf kadınlara yönelik tasarımlar yapmaktadır. Üstteki videoya tıkladığınızda Eski Mısır’dan itibaren kadın vücut imajıyla ilgili yüzyıllara göre değişimleri izleyebilirsiniz. Medyanın tasvirinde zayıf kadın modeli yüceltilirken kilolu kadınlar ise göz ardı edilebilmektedir. Dizilerde kilolu karakterler genellikle daha çok yan rolde yer alırken başroller daha zayıf vücut hatlarına sahiptir. Benzer şekilde, iş dünyasında da aşılanan fikir daha zayıf kadınların daha hızlı yükseldiği ve şirketi daha iyi temsil ettiği yönündedir. Görselliğin ön plana çıktığı tüm mesleklerin mensupları yeme bozukluğuna daha yatkın hale gelir.

Ailevi Riskleri Olanlar

Aile üyelerinin geçmişinde majör depresyon, alkol veya madde bağımlılığı, obezite başta olmak üzere yeme bozuklukları bulunması kişinin yeme bozukluğu geliştirme riskini önemli ölçüde arttırmaktadır. Bu etkenlere ek olarak ailenin çocuğu yetiştirme tarzı da oldukça önemlidir. Bu noktada özellikle kadınların yeme bozukluğu geliştirme olasılıkları çok daha fazla olduğu için kadınlar üzerinden bir örnek verelim. Çocukluk dönemlerinden itibaren dış görünüşle ilgili sürekli tehditkâr konuşan annelerin çocuklarında yeme bozuklukları görülme riski artar. Örneğin; kız çocuğunu fazla yemek yemesi halinde güzel olamayacağı şeklinde öğretilerle yetiştiren bir anne çocuğun yeme bozukluğu geliştirmesi riskini arttırır.

Hepimiz bazı olaylar, durumlar ve kişilerin etkisiyle bazı şeyleri çocukluk dönemlerinde öğreniriz. Temel inanç olarak adlandırdığımız bazı inançlar geliştiririz ve bu inançlar doğrultusunda yaşarız. Bu inançlar olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir. Eğer olumsuz inançlarımız çok yoğun yaşanıyorsa depresyon, yeme bozuklukları vb. birçok ruhsal bozukluğa sahip olabiliriz. Örneğin; bu şekilde yetiştirilen kız çocuğu “Eğer fazla yersem, kimse beni sevmez” şeklinde bir ara inancımız olur ve bu doğrultuda yaşarız. Ancak bu bizi çok ciddi sıkıntılara sokar ki bunlardan biri de anoreksiya nervoza olabilir. Bu sebeple çocuğun yetiştirilme tarzı oldukça önemlidir.

Özdenetimi Kaybetme Düşüncesi Olanlar

Kişinin bedeni ve yeme düzeni üzerindeki özdenetimi kaybetme düşüncesi de önemli yeme bozukluğu risk faktörlerindendir. Başkalarının fikirlerini kendi fikirlerinden önde tutma eğilimi gösteren kişilerde de bu bozuklukların görülme riski artmış olur. Kişi kendi bedeninin ağırlığını dahi başkalarının görüş ve kararına bırakabilir. Eğer başkalarının kalıplarına uyum göstermezse dışlanacağı veya aşağılanacağını düşünmekte olan kişi o normlara da uyum göstermek durumunda kalır. Bunun dışında kişilik bozukluğu da bir risk faktörü oluşturabilir. Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu tanısı olan kişilerin aynı zamanda yeme bozukluğu geliştirme risklerinin daha fazla olduğu birçok araştırma ile ortaya koyulmuştur.

Bu yazı 10 Haziran 2020 tarihinde güncellenmiştir.

WhatsApp chat