Sınav Stresi Tedavisi

Sınav Kaygısı Tedavisi

Sınav kaygısı, sınav öncesinde öğrenilen bilgilerin sınav sırasında unutulmasına sebep olur. Bu durum yalnızca kişinin sınav notunu değil, aynı zamanda psikolojisini de kötü bir şekilde etkiler. Sınav kaygısı yaşıyorsanız bu konuda uzman destek sağlıyoruz.

 

Sınav Kaygısı Nedir?

Türkiye eğitim sisteminin rekabetçi yapısından dolayı ilköğretim düzeyinden itibaren çocuklar sınav stresi ve kaygısı yaşamaktadırlar. Sınav kaygısı ile ilgili araştırmalar daha çok lise ve üniversite öğrencileri üzerine yapılmıştır dolayısıyla ilköğretim öğrencileri ile ilgili çalışmalar oldukça kısıtlıdır fakat birçok araştırmaya göre hemen hemen her okul ve sınıf düzeyinde sınav kaygısı gözlenebileceği bilgisine ulaşılmaktadır. Örneğin, yapılan bir araştırmaya göre üniversite giriş sınavına hazırlanan öğrencilerin kaygı düzeyi, genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden çok daha yüksek bulunmuştur. İlköğretim öğrencileri ile yapılan bir çalışmada ise 6. Sınıf öğrencilerinin kaygı düzeyi %20, 7. Sınıf öğrencilerinin kaygı düzeyi %42 8. Sınıf öğrencilerinin kaygı düzey ise %31 olarak ölçülmüştür.

Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir?

Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme en sık görülen belirtilerdendir.

Sınav Stresine Sebep Olan Dış Etkenler

Geçirilen hastalık veya sevdiği bir kişinin vefat etmesi sonucu oluşan yas süreci, ebeveynlerin sınava hazırlık sürecinde şiddetli geçimsizlik ve ayrılık sorunları, başkalarının özellikle de aile üyelerinin olumsuz yargıları sınav stresini tetikleyen önemli dış etkenlerdendir.

Sınav Kaygısı Neden Olur

Sınav Kaygısı ile Mücadele İçin Ne Yapılmalı?

Gençler sınav kaygısı ile baş etmek için öncelikle sınava planlı hazırlanmalılar. Ders çalışma son güne bırakmamalı ve sınavlara hazırlanırken beslenme düzeninize önem verilmeli. Sınavdan önce tekrar yapmak oldukça faydalıdır. Bunun dışında kaygı unsurunu tetikleyecek kişi veya ortamlardan uzak durulmalıdır. Uyku düzeni her zaman önemlidir ancak özellikle sınav öncesi uykuya dikkat edilmelidir. Sınav gününde yağlı ve ağır besinlerden kaçınmak gerekir. Sınava başlarken en az on defa burundan derin nefes alıp ağızdan yavaşça vermek kaygıyı azaltmada yardımcı olacaktır. Sınav boyunca diğer insanların neler yaptıklarıyla ilgilenmek, onların başarılı olup olamayacaklarını sorgulamak kişiyi daha çok kaygılandıracaktır. Sınav esnasında dikkati soruya odaklama konusunda zorluk yaşanırsa 8-10 saniye gözleri kapatıp derin nefes almak faydalı olabilir. Sınav esnasında çarpıntı, terleme veya idrara çıkma isteği gibi fiziksel belirtiler hissedildiğinde, “Yine aynı şey oluyor, yakınmalarım artacak ve bildiklerimi de yapamayacağım” gibi yanlış düşünceleri zihinden hemen uzaklaştırmak gerekir. Sınavdan sonra başarısız olunan konuları çıkartıp eksiklikleri gidermek ve ileriki sınavlar için neler yapılması gerektiğini planlamak sınav kaygısını yenmede yardımcı olacaktır.

Ebeveynler çocuklarıyla konuşmalı ve sınava dair alternatifleri birlikte tartışmalı, sonuçlar ne olursa olsun onu sevdiklerini ve sevmeye devam edeceklerini belirtmeliler, bunu yaparken de samimi olmalılar. Sınavın bir eleme olduğunu hatırlayarak, “başarı” ya da “başarısızlık” kavramının değişebilir bir şey olduğunu kabul etmeliler. Ebeveynler beklentilerini gerçekçi bir zemine oturtmalı ve çocuklarına gücünün üzerinde hedefler ve görevler yüklememelidirler. Öte yandan da hedefleri gücünün altında da tutmamak gerekir. Aileler, çocuklarının zekâlarını sınavla ölçme yanlışlığına düşmemelidir. “Zekiysen bu sınavı kazanırsın. Kazanamazsan zekandan şüphe ederiz.” gibi yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Sınav, kazanılması gereken bir savaş veya hayatın tek amacı değildir. Aileler gençlere sınavın sadece üniversiteyi kazanmak için geçilecek bir basamak olduğunu hissettirirse çocuk daha güvenli bir şekilde sınava girecek ve kaygı düzeyi de düşecektir. Aileler sınava hazırlanan gence “Çalış!” demek yerine, “Ne yaptın, nasıl gidiyor, bir isteğin var mı?” şeklinde yaklaşmalıdır. Aile, özellikle başkalarının yanında kendi çocuklarını karşılaştırmamalı ve eleştirmemelidir. Ebeveynlerin çocuklarını motive etmek amacıyla başkalarını örnek göstermesi motive etmediği gibi kaygı düzeyini de arttırmaktadır.

Öğrenci performansı için stres olumlu veya olumsuz etkilere sahip olabilir. Örneğin, ideal seviyedeki stres öğrenciyi motive eder ve performansını artırabilir, bu sebeple biz bu durumu olumlu stres olarak görürüz. Örneğin, New York Buffalo Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre stres, kortizol hormonu salgılanmasını artırarak öğrenmeyi kolaylaştırıyor ve hafızayı güçlendiriyor. Öte yandan, olumsuz olarak adlandıracağımız aşırı stres ise öğrencinin verimli bir şekilde ders çalışmasını engelliyor ve derslerde başarısız olmasına neden olabiliyor. Bu söylenenlere göre aslında birçok kişiye göre stres az mı, çok mu diye ayırmak zor gelebilir. Bu noktada ideal seviyede stres yaşayan öğrencilerin bir miktar enerji kaybı yaşayabileceği ancak buna rağmen ders çalışmaya ve sınava hazırlanmaya motive oldukları gözlemlenmektedir. Tam tersi aşırı yani olumsuz strese maruz kalan öğrencilerin ise tükenmişlik ve motivasyon eksikliği yaşadığı görülüyor. Kısaca, öğrencilerin olumlu veya olumsuz stres yaşadıklarını motivasyon seviyelerine bakarak değerlendirebiliriz. Bunun için ilk olarak öğrencinin yaşadığı stres olumlu mu yoksa olumsuz mu, bunun farkına varmak gerekiyor. Burada en önemli nokta da, “öğrencide stres yüzünden çalışmaya yönelik motivasyon eksikliği var mı, yoksa öğrenci çalışmaya ve sınava daha mı motive oluyor” diye incelemek gerekiyor. Eğer öğrenci stres yüzünden çalışamıyorsa olumsuz, yani aşırı stres durumu olduğu söylenebilir.

Ne Zaman Psikolojik Destek Alınmalı?

Depresyon, anksiyete (kaygı) bozukluğu veya uyku bozuklukları gibi bir takım ruhsal bozukluklar meydana gelmişse kesinlikle destek almanın zamanı gelmiştir. Aynı zamanda, kaygının ruhsal belirtilerinden dolayı kişinin işlevselliği bozuluyorsa, yaşadığı kaygıyla baş edebilmek için uygun olmayan bir takım yollara başvuruyorsa ve davranış bozukluklarının görülmesi durumlarında da psikolojik ve tıbbi destek gerekmektedir diyebiliriz.

Şimdi Randevu Alın!

    WhatsApp chat