Sosyal Kaygı Bozukluğu Tanı Kriterleri

Sosyal kaygı bozukluğu, bireyin çevresindeki insanlarca yargılanabileceği kaygısı yaşadığı, toplumsal ortamlarda rezil olacağı düşüncesi ve korkusunun olduğu bir çeşit kaygı bozukluğudur. Sosyal fobi ve sosyal anksiyete bozukluğu olarak da isimlendirilebilir. Sosyal kaygı sorunu olan birey, insanların gözünde küçük düşmekten ve utanacağı bir davranışta bulunacağından korkar. Sosyal kaygı sorunu yaşayan bireyler diğer insanlarla etkileşime geçtiklerinde veya bir işi diğer insanların yanında gerçekleştirmek zorunda kaldıkları durumlarda korkarlar. Bu bireyler aynı zamanda her türlü yolu zorlayarak kaçınma davranışı sergilerler. Sosyal kaygı bozukluğu, anksiyete bozuklukları içinde en sık görülen türlerden biridir. Bir bireye sosyal kaygı bozukluğu tanısı koyabilmek için ilgili yakınmaların en az 6 ay süreyle devam etmesi gerekir. Aynı zamanda bireyin diğer insanlar tarafından değerlendirilebileceği durumlardan kaçınması ve bununla ilgili korku ve kaygı hissetmesi olarak da açıklanabilir. Bir ruh sağlığı uzmanı aşağıdaki tanı kriterlerinden yararlanarak kişiye sosyal kaygı bozukluğu tanısı koyabilir.

Tanı Kriterleri

  1. Bireyin diğer insanlarca değerlendirilebilecek olduğu bir veya birden fazla toplumsal durumda kayda değer bir korku veya kaygı yaşaması. Karşılıklı konuşma, tanımadığı insanlarla karşılaşma vb. toplumsal etkileşimler, yemek yerken veya bir şeyler içerken gözetlenme ve sunum yapma gibi diğerlerinin önünde bir eylemi gerçekleştirme gibi örnekler oldukça yaygındır.
  2. Birey, başkaları tarafından olumsuz olarak değerlendirilebilecek bir biçimde davranmaktan veya kaygı hissettiğine dair yakınmalar sergilemekten korkar. Örneğin; birey küçük düşeceği veya utanç hissedeceği bir şekilde; diğer insanlarca dışlanacağı veya başkalarının kırılmasına sebebiyet verecek bir şekilde).
  3. Bireyin yaşadığı ilgili toplumsal durumlar, hemen hemen her zaman, korku veya kaygıya neden olur.
  4. Birey ilgili toplumsal durumlardan kaçınır veya yoğun bir kaygı veya korkuyla bunlara katlanır.
  5. Bireyin hissettiği korku veya kaygı, ilgili toplumsal ortamlarda çekince yaşanan duruma göre ve toplumsal-kültürel bağlamda orantısız şekildedir.
  6. Kaygı, korku veya kaçınma hali süregelen bir durumdur. Bu durum 6 ay veya daha fazla sürer.
  7. Kaygı, korku veya kaçınma klinik olarak belli bir sıkıntıya veya toplumsal, işle ilgili konularda veya önemli diğer işlevsellik konularında işlevsellikte düşmeye sebep olur.
  8. Kaygı, korku veya kaçınma bir maddenin kullanılan bir maddenin veya alınan bir ilacın etkisine bağlanamayacak şekilde seyreder.
  9. Kaygı, korku veya kaçınma, panik bozukluk, beden algısı bozukluğu veya otizm gibi başka bir ruhsal bozukluk ile tarif edilemeyecek şekildedir.
  10. Parkinson, şişmanlık, yanık veya yaralanmadan kaynaklanan biçimsel bozukluk gibi bireyin sağlığını ilgilendiren başka bir durum var ise, korku, kaygı veya kaçınma bu durumla açıkça ilişkisizdir veya aşırı bir düzeydedir.

Bu yazı 05 Haziran 2020 tarihinde güncellenmiştir.

WhatsApp chat