5 Soruda Anksiyete Bozukluğunun Tedavisi

5 Soruda Anksiyete Bozukluğunun Tedavisi Kaygı bozukluğu veya diğer adıyla anksiyete bozukluğu dünya üzerinde en sık görülen ruhsal sorunlardan biridir. Anksiyete bozukluğunun en kısa şekilde tanımını yaparsak, kişinin yaşadığı aşırı kaygı, korku veya endişe hali diyebiliriz. Kaygı, korku veya endişe aslında doğal ve hepimizde var olan duygulardır ancak aşırıya kaçtığı zaman ciddi ruhsal sorunlar yaratmaktadır. Devamını Oku

Kafeinin Anksiyete Üzerindeki Etkisi

Anksiyete (kaygı) bozukluğu, kişinin gerçekte herhangi bir tehdit veya tehlike olmamasına rağmen kendisini tehlikede hissettiği bir kaygı halidir. Hepimiz kendimizi zaman zaman kaygılı hissederiz ve bu durum çok doğaldır. Ancak kaygı bozukluğu kişinin kaygı seviyesinin tetikleyici olay sona ermesine rağmen normale dönmemesi ile belirgindir. Kişide anksiyete (kaygı) bozukluğu varsa bazı tetikleyiciler sebebiyle anksiyete atakları alevlenebilir. Bu atakları alevlendiren etkenlere tetikleyiciler diyoruz. Bu tetikleyicilerden biri de kafeindir.

Kaygıyı Azaltan Nefes Egzersizi

Nefes almak; insanın en gerekli ve en temel hareketidir. İstemsiz bir şekilde nefes alırız. Her gün yaklaşık 22 bin defa nefes alıp vermekteyiz. Ancak çoğumuz yalnızca hayatta kalabilmek için nefes almaktadır. Doğru nefes alıp vermek ise yalnızca öğrenerek uygulanabilecek bir beceridir. Doğru nefes teknikleriyle nefes alıp verme birçok durumda bize yardımcı olur.

Anksiyete Testi

Kaygı, vücudumuzun stresli bir olay veya duruma karşı gösterdiği gayet doğal ve sağlıklı bir tepkidir. O an yaşanabileceği gibi gelecekte yaşanması ihtimali olan bir olay veya duruma karşı da kaygı duyabiliriz. Çoğumuz için yeni bir işe başlamak, çok kritik bir toplantıya katılmak veya doğum yapmak kaygı seviyemizi yükselten olaylardır. Kaygı doğal bir duygudur ancak belirli bir seviyenin üzerinde zarar veren bir hal alır. Bu testi çözerek kaygı seviyenizi ölçün.

Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete (kaygı), şiddetli bir panik ve korku halidir. Hemen hemen çoğumuz kendimiz için önemli bir olay yaklaşırken heyecan, kaygı ve bazen de korku yaşarız. Bu çok doğal ve normal bir duygudur. Kaygı bu şekilde yaşanırsa doğal ve normal bir haldedir ancak kaygı gelip geçicidir. Bizim için biraz önce bahsettiğimiz o önemli olay yaşanıp bittikten sonra kaygı hali devam ediyorsa sorun oluşturur. Kaygının da birçok şeyde olduğu gibi fazlası zararlıdır. Anksiyetenin sorun olarak kabul edilmesi için aynı zamanda kişinin yaşamını da belirgin ve olumsuz şekilde etkilemesi gerekmektedir.

Yeni Evlilerde Kaygı Sorunu

Yeni evlilerde kaygı sorunu çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Daha özgür ve az sorumluluk alınan bir yaşamın ardından evlenen ve sorumluluklarla boğuşan çift bir bocalama döneminden geçer. Eski hayatından sonra geleceğe yönelik kaygı yaşamaya başlar.

Kaygı ile Başa Çıkma Yolları

Kaygı ile başa çıkma yollarını öğrenmek kaygı seviyenizde azalmaya sebep olabilir. Öncelikle kaygı yaratan durumu belirleyin. Fiziksel ve ruhsal belirtileri öğrenin. Etkisiz yöntemleri eleyin. Sakin olun, her şeyi kontrol etmek sizin elinizde değildir. Geçmişe veya geleceğe odaklanmak sizi daha çok kaygılandırır. Dolayısıyla şimdiye odaklanın. Yaşanan durumu felaketleştirmeyin. Güçlü yanlarınızı görmezden gelmeyin ve madde kullanımını bırakın.

Koronavirüsten Neden Bu Kadar Korkuyoruz?

Koronavirüsten birçok hastalık veya tehlikeden daha fazla korkuyoruz. Bu korku ve kaygı hali birçok kişi için kaçınılmaz hale gelmiş durumda. Virüsün diğer virüslere göre yayılma hızının yüksek olması, üreme sayısının fazla oluşu, kuluçka süresinin uzunluğu insanların virüsten olması gerektiğinden daha fazla korkmasına neden olmaktadır.

Covid-19 mu Yoksa Yol Açtığı Kaygı mı Daha Tehlikeli?

Covid-19 virüsü sebebiyle yaşanan kaygı virüsün kendisinden daha tehlikeli hale geldi. Halkımızın önemli bir kısmı tedbirlere uyarken evde kalınan süre arttıkça kişilerdeki belirsizlik duygusu da artış gösteriyor. Ayrıca virüsün uzmanlar tarafından da henüz tam anlamıyla bilinememesi sebebiyle endişe ve kaygı artış göstermektedir. Peki bu kaygıyla mücadele edebilmek için neler yapabiliriz?