Vajinismus, kadının vajinasındaki kasların kendi isteği dışında kasılması sonucunda cinsel birleşmenin olmaması veya oluyorsa da aşırı ağrılı olması ile karakterize bir cinsel sorundur. Yurtdışında daha az olmakla birlikte ülkemizde %10 civarlarında görülen bir cinsel birleşme sorunudur. Bu yazımızda vajinismusa yol açan nedenleri inceledik.

Cinsel Mitler (Yanlış Bilgiler)

Vajinismusun en yaygın nedenlerinden biri cinsel mitlerdir. Bunlar genellikle ilk gece ile alakalı olmakla birlikte tüm cinsel aktivitelerle ilgili olabilir. Kulaktan kulağa dolaşırlar ve gerçekmiş gibi kabul görürler. Bazı toplumlarda cinsel öğretileri bile tümüyle cinsel mitler oluşturmaktadır. Cinsel mitlere birkaç örnek verelim. Örneğin; erkeklerin sürekli cinsel istek duydukları düşünülür. Bu görüşe göre bir erkek ile kadın yalnızca arkadaş olamazlar ve erkeğin kadın ile arkadaşlık kurma ihtiyacı sadece cinsellik yaşama isteğinden kaynaklanır.

Bir başka yaygın cinsel mit ise kadınların cinsel isteğinin azlığı ile ilgilidir. Yaygın görüşe göre kadınların cinsel istekleri erkeklere göre azdır ancak bu inanış gerçekle bağdaşmamaktadır. Kadınlar da erkekler kadar sıklıkta cinsel istek duyabilirler. Bu mitlerin doğrultusunda kulaktan kulağa duyarak yetişen nesiller mitlerin doğrultusunda bir cinsel yaşamı kendilerine uygun görebilirler. Örneğin; kadınlar erkekler kadar cinsel istek yaşamazlar savına göre yetiştirilen bir genç kadın bu savın dışına çıkarsa toplumdan dışlanacağını hisseder. Toplum kadını bu çizgilerin dışına çıkarsa fişleyecektir bu düşünceye göre. Özetle, mitler cinselliği olumsuz olarak etkilemiştir ve etkileyecektir.

Genç kızları toplumun her alanında olduğu gibi cinsellikte de “cinsel talepte bulunmama” ve “istekli görünmeme” öğretileriyle yetiştiren zihniyet sebebiyle vajinismus ve birçok cinsel işlev bozukluğunun gelişimi kaçınılmaz hale gelmektedir. Vajinismus görülme sıklıkları coğrafyalara göre değişmektedir ancak bu farklılıkların genetik geçişle ilgisi yoktur. Bir toplumda cinsel eğitim uygun şekilde veriliyorsa, cinsellik ailelerde rahatça konuşulabiliyorsa, cinsel konular bir tabu halini almamışsa ve cinselliğin sadece erkekler değil iki tarafın da haz alabildiği bir aktivite olduğu öğretilebilmiş ise, o toplumda vajinismusun görülme sıklığı da daha az olacaktır.

Ailenin Yetiştirme Tarzı

Bekaretin bir tabu olduğu toplumlarda vajinimus görülme sıklıkları daha fazladır. Toplumumuzda bekaret yıllar geçse de hala çok büyük önem arz etmektedir. Birçok genç kıza ailedeki kadınlar tarafından ergenliğe girmesiyle beraber bekaretin ve kızlık zarının korunmasının önemi anlatılır. Bu şekilde yetiştirilen genç kız bekaretini korumak amacıyla cinsel birleşmeden evlenene kadar uzak durur. Evlendiğinde cinsel açıdan uyumu yakalama fırsatını dahi bulamadan kendisinden cinsel birliktelik anlamında çok daha tecrübeli olan eşiyle beraber ilk cinsel ilişkisini yaşayacaktır. Kadının ilk gecesinde yaşadıklarını yüzme bilmeyen birinin boyunu aşan ve akıntı sebebiyle yüzmenin zor olduğu bir denize atlaması olarak görebiliriz. Hiçbir cinsel birleşme deneyimi olmayan kadının cinsel uyumu yaşaması ve korkularının olmaması toplum tarafından beklenmektedir.

Otoriter aile yapısı da vajinismusun önemli belirleyici faktörlerindendir. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların önemli bir kısmının otoriter, baskıcı ve ceza vererek otorite sağladığını düşünen babaları vardır. Ayrıca vajinismus sorunu yaşayıp otoriter babaya sahip olan kadınların anneleri de şiddet görme veya eşi tarafından küçük görülme davranışlarına maruz kalmış veya hala kalmaktadır. Şiddet uygulayan ve otoriter baba ile şiddet gören ve zayıf annenin çocukları olan kadınlar vajinismus için bir numaralı aday olmuşlardır.

İyi Kız Sendromu

Bu sendromu yaşayan kadınlar, çocukluk döneminde düzenli, tertipli, ödevlerini aksatmayan, asla yaramazlık yapmayan, bir yerleri kırıp dökmemiş çocuklar olmuşlardır. Ebeveynlerinin çocuk prototipi neyi gösteriyorsa o da o çizgiden asla sapmadan çocukluk dönemini tamamlamıştır. Genç kız olduklarında da yine ailelerinin cinsellikle ilgili istedikleri konumda olurlar. Cinselliği aldığı ahlak terbiyesine müsait olmayan kişilerdir. Flört etmeye gönlü yoktur. Okula giderler ve mezun olurlar. Ardından da çeyizini hazırlayıp kısmetlerini beklerler. Çevresindekilerin ahlak sistemine uygun olarak cinsel birliktelik yaşayacaklardır. Bu davranışları benimseyen kişiler ”iyi kız” sendromunu yaşamaktadırlar.

Pasif Eş

Vajinismus sorunu yaşayan kadınların eşleri genellikle pasif ve aşırı düşünceli kişiler olurlar. Erkeğin pasif ve bağımlı oluşu, vajinismus sorunu yaşayan kadının da eşinin öfke tepkisinden çekinmesi sebebiyle iki taraf da birbirinin tepkisinden çekinerek cinselliği ertelemiş olurlar. Birçok vajinismuslu eşi kendisini çekingen, ürkek ve pasif olarak tanımlar. Girişken olmadıklarını belirtirler ve cinsel alanda da girişken değillerdir. Ancak vajinismus yaşayan kadının eşindeki bu cinsel tutukluk ve kaçınma davranışı vajinismusun ortaya çıkmasından önce de vardır. Yani eşin pasif ve bağımlı olması vajinismusun bir sonucu değil sebebidir. Daha önceki ilişkilerinde de cinsel olarak girişken kişiler değillerdir.

Cinsel ilişki deneyimleri oldukça azdır. Evlilik öncesinde cinsel birleşme girişimi pek olmadığı gibi cinsel yakınlaşmaları da oldukça sınırlıdır. Evlenmeden önce olduğu gibi evlendikten sonra da cinsel birleşmeden kaçınırlar. Vajinismus sorunu yaşayan eşi de zaten acı ve ağrı korkusu sebebiyle kaçındığına göre çift cinsel birleşmede bulunmama eylemini devam ettirirler. Vajinismus tedavisi bittikten sonra kadın cinsel birleşme konusunda cesur adımlar atarken eşi terapötik destek almadığı sürece cinsellikten kaçınma sürecektir.