Evliliğe hazırlanan çiftler, farklı kültürlerde farklı şekillerde olsa da kısmen benzer aşamalardan geçerler. Nişanlılık sürecinin ardından bazı çiftlerde daha hızlı, bazılarındaysa daha zamana yayılmış şekilde süregelen evlilik hazırlıkları telaşlı ancak her çift için güzel bir süreçtir. Hayatlarında ilk kez yaşadıkları ve dolayısıyla farklı bir heyecan hissettikleri bu zaman diliminde ilişkide bir sorun yoksa partnerler çok mutludur.

Telaşlı Günler…

Düğün hazırlıklarıyla ilgili telaşın ardından düğün akşamı yaşanacak telaş gelir. Özellikle ailelerin de devreye girdiği o akşam kaygı, heyecan ve mutluluğun bir potada eridiği ve kişinin hayatında o güne kadar yaşadığı belki en güzel gündür. Eğlenilen ancak yorucu da olan o akşamın ardından pek çok çift bu telaşlı süreci tamamlayıp balayına çıkar. Yurtiçi veya yurtdışı balayı turlarına katılan çiftimiz, ilişkilerinin belki de en güzel anlarını balayında yaşayacaktır. Çalışmayacak, gezecek, eğlenecek ve sonunda evlendiği eşiyle çok güzel anlar geçirecektir.

Yeni Yaşam, Yeni Sorumluluklar…

Balayından dönen çiftimiz artık yeni bir hayata başlayacaktır. Anne babasıyla yaşadığı ve nispeten daha az sorumluluk aldığı bir yaşamın ardından iki kişinin yeni sorumluluklar üstlendiği bir dönem başlamaktadır. İşte bu yeni döneminde başlarında birçok çift kaygı sorunları yaşamaya başlar. Yazımızın devamında yeni evli çiftlerin zihnini kurcalayan ve ilerde sorunlara neden olması olası etkenleri inceleyeceğiz.

Eyvah! Romantizm Azalıyor Mu?

Kişiler flört dönemlerinde yaşadıkları romantik anların evlendikten sonra zamanla azaldığını fark edebilirler. Bu azalma hissinin yaşanması doğaldır çünkü partnerler flört ettikleri dönemde ayrı bir rol üstlenirken evlendikleri andan itibaren de yeni roller üstlenmişlerdir. Romantizmin azalmasına yönelik hislerin yaşanması da bu yeni kimliklerine alışamamaları ile ilgilidir. Çiftlerin zamanla birlikte geçirdikleri zaman da azalma gösterebilir. Eskiden daha sık birlikte eğlenebilen çiftlerde süre gitgide azalabilir. Örneğin; işyerinde aldığı terfi sonucu sorumlulukları artan kişi, günlük yazması gereken notlarını işyerinde yetiştirememiş ve eve iş getirmiştir. Evde birlikte eğlenceli zaman geçirme süresi gitgide azalınca da eşinden bazı şikayetler yükselmeye başlar. Birçok çiftte zamanla bu şikayetleri görebiliriz. Bu noktada hem partnerlerin birbirinden uzaklaşmaması hem de işlerin de yetişmesi açısından çiftin önceden bir aktivite programı yapması daha uygun olacaktır.

Aynı Evi Paylaşmak Zor…

Her ne kadar ülkemizde yaşam tarzları yıllar içinde değişse de evlilik öncesi aynı evde yaşam, batı ülkelerine kıyasla daha az görülmektedir. Aynı evde yaşamak daha çok çatışmanın olmasına sebep olmaktadır. Örneğin; partnerlerden biri aşırı titizken diğeri daha dağınık bir tarzı benimsediğinde çatışmaların çıkması kaçınılmaz olacaktır. Bu noktada ortaya çıkan çatışmalardan ötürü yaşanacak hayal kırıklığı ile baş edebilmek çok büyük önem arz eder. Bencil davranışlar da ilişkiyi önemli derecede yıpratan ve sonunda boşanmaya dahi yol açabilecek bir davranış sorunudur. Bir partnerin bencil davranışları sonucunda diğerinin ruhsal veya bedensel zararlar görmesi en kritik çatışma sebeplerindendir. Örneğin; evliliğin başında iş bölümü yapan partnerlerden biri üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirmemekte ve çeşitli bahaneler öne sürmektedir. Bencil davranış, aslında sadece sorumluluğun yerine getirilmemesi sonucunu değil, aynı zamanda diğer partnerin iş yükünü de iki katına çıkarır.

Yalnızca Aşk Yeter Mi?

Evlilikte partnerler arasında aşkın yanı sıra başka duyguların da varlığı gereklidir. Sadakat, fedakârlık, güven, sevgi ve saygı bu duygulardan sadece bazılarıdır. Bu duygular birbirini tamamlayan ve sonucunda mutlu bir evliliği oluşturan duygulardır. Örneğin; saygı, evlilikte olmazsa olmaz diyebileceğimiz unsurlardan biridir. Evliliklerde tartışmanın olmaması imkansızdır ancak doğru tartışma çok önemli bir gerekliliktir. Doğru tartışmanın birçok tanımını yapabiliriz ancak bir yönü de partnerlerin birbirlerine olan saygılarını yitirmeden tartışabilmesidir. Saygı unsuru yitirilen ilişkilerde ne yazık ki yıpranmanın çok fazla olduğu ve boşanmaya giden sürecin hızlandığını söyleyebiliriz.

Sizinkiler vs. Bizimkiler

Partnerlerin evlilikteki uyumu kadar ailelerin de uyumu oldukça önemlidir. Ailelerin özellikle çocuklarını kullanarak çatışma yaşaması başlarda olmasa bile bir süre sonra partnerlerin de ciddi tartışmalar yaşamasına sebep olacaktır. Aileler çoğu zaman çocuklarının artık yeni bir aile kurduğunu ve artık onlardan özerk bir yaşam platformu oluşturduklarını görmezden gelirler. Yetişkin olan çocukları hala onların küçük çocuklarıdır ve hayatlarına müdahale etme hakkını da kendilerinde hissederler. Ancak iki tarafın ailesinin üçüncü aileye müdahale etmesi sonucunda üçüncü aile dağılabilir ve kişiler mutsuz şekilde bu iki aileye dağılım yaşayabilirler. Bu nedenle partnerlerin ailelerine sevgi ve saygıları baki kalmak şartıyla sınır koymaları oldukça önemlidir.

Paran Varsa Range Rover, Paran Yoksa Game Over?

Her ailenin bütçesi farklıdır. Bir örnek üzerinden bütçe dengesinin partnerler arasında nasıl sorunlara yol açabileceğine göz atalım. Partnerlerden biri ekonomik durumu oldukça iyi bir aileden gelmekteyken diğeri ise daha kısıtlı ekonomik imkanları olan bir ailede büyümüştür. Kişi, ekonomik imkanların verdiği rahat davranışları evliliğine de taşımıştır. Örneğin; giydiği kıyafetin markası ve aldığı kıyafet sayısı düşünüldüğünde aylık bütçe aşılmış olabilir. Bunun sonucunda çiftin maddi içerikli tartışmaları artış gösterebilir ve aynı zamanda yeni evli çiftte kaygı sorunun da artışına sebep olacaktır

Örf, Adet ve Gelenekler…

Kültürel farklılıklar her zaman boşanmalarda önemli bir yer tutmuştur. Ülkemizde çok farklı kültürler mevcuttur ve günümüzde farklı kültürlerin evlilikleri de çok yaygınlaşmıştır. Gençlerin kültürel farklılıkları bir zenginlik olarak görmelerine rağmen eşinin ailesinin örf, adet ve geleneklerine uyum sağlaması her zaman çok mümkün olmamaktadır. Bu uyumun sağlanması noktasında gerekirse çiftlerin destek alması önem teşkil etmektedir.

Sevişmeden Olmaz…

Cinsellik, evli çiftler için çok önemli bir belirleyicidir. Cinsel açıdan mutluluğu yakalayamayan çiftlerin evliliklerinde sorunların çıkması uzun vadede kaçınılmaz hale gelebilmektedir. Bu noktada cinsel sorun ne ise bir uzman tarafından tespit edilmeli ve bu konuda eğer ihtiyaç dahilindeyse tıbbi destek alınmasının yanında mutlaka cinsel terapiye başvurulmalıdır.

Bağımlılığa Dikkat…

Bağımlılık çok önemli bir sorun göstergesidir. Partnerlerden birinin alkol, madde, kumar, teknoloji veya sigara bağımlısı olması ilişkiyi çok ciddi derecede etkileyecektir. Bağımlı kişinin bağımlı olduğu maddeden kopamadığı ve hayatının merkezine o maddeyi koyduğunu düşünürsek eşi ve varsa çocuklarıyla geçirdiği vakit de azalacaktır. Madde etkisi sebebiyle de eş veya çocuklara uygulanabilecek şiddetin de katılımıyla ev içinde ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır. Bağımlılık, ciddiye alınması gereken ve aileyi derinden etkileyen bir süreçtir. Eğer bağımlı olan partner, tedaviye hiçbir şekilde ikna olmuyorsa, o zaman eşinin bir uzmandan kendisini tedaviye nasıl motive edeceğine yönelik profesyonel destek alması tavsiye edilmektedir.

Beklentileriniz Ne Düzeyde?

Çiftlerin beklentileri de ilişkide önemli bir endişe kaynağıdır. Partnerlerden birinin eşinden ve evlilikten yana aşırı ve hayalci beklentileri ilişkiyi olumsuz bir noktaya sevk edecektir. Örneğin; henüz flört dönemindeyken öfkeli davranışları gözlemlenen partnerin evlendikten sonra oldukça naif birine dönüşeceğini düşünmek hayalci bir beklentidir ve kişiyi de hayal kırıklığına uğratacaktır. Bizim bu noktada önerdiğimiz şey, çiftlerin evlilik kararı alırken karşılıklı olarak beklentilerini detaylı şekilde konuşmaları ve bu konuşma neticesinde evlilik kararını değerlendirmeleridir.

Yukarda saydıklarımızın tamamı, yeni evli çiftlerde kaygı yaratan ve bu kaygının sonucu olarak da olası bir boşanma ile sonuçlanabilecek etkenlerdir. Eğer kaygı seviyesi, partnerlerden biri veya ikisi için de destek alınması gereken bir seviyeye ulaşıyor ve ilişkiyi tehlikeye atmaya başlıyor ise, mutlaka bir çift terapistinden yardım alınması önerilmektedir.