bipolar bozukluğu

3 Maddede Bipolar Bozukluğu Nasıl Tanımlarız?

Bipolar bozukluğu en iyi ifade eden tanım bipolar kelimesinden de anlaşılacağı üzere iki uçlu duygudurum bozukluğudur. Bipolar bozukluğu ya da diğer adıyla manik depresif bozukluk, depresyon ve mani adı verilen iki farklı duygudurumdan oluşan bir duygudurum bozukluğudur.

Depresyon ve mani iki farklı dönemdir ve farklı zamanlarda kişinin geçirdiği atakları temsil eder. Bipolar bozukluğu son dönemlerde daha çok duymanız sebebiyle yazımızda bipolar bozukluğu anlatmaya çalıştık.

Bipolar bozukluk tedavi edilebilen bir ruhsal rahatsızlıktır. Tedavi en iyi şekilde psikoterapi ve ilaç desteğinin birlikte uygulanmasıyla gerçekleştirilir. Eğer siz de bipolar bozukluğu yenmek istiyorsanız, bizden psikolog desteği alabilirsiniz.

bipolar bozukluğu

Bipolar Bozukluğu Nasıl Tanımlarız?

Bipolar bozukluğu en iyi tanımlama şekli biraz önce de belirttiğimiz gibi birbirine iki zıt duygudurum olan depresyon ve maninin farklı zaman dilimlerinde aynı kişide görülmesi diyebiliriz.

Bu iki farklı duygudurum (depresyon ve mani) kişilerde görülebilir ancak her ikisinin de farklı evrelerde görülmesi bipolar bozukluğu akla getirmektedir. Bir başka deyişle, depresyon bir kişide var olabilir ve unipolar depresyon tanısı olabilir.

Bir diğer kişide de mani var olabilir. Ancak aynı kişide farklı evrelerde hem depresyon hem de mani varsa bipolar bozukluğu tanı olarak düşünebiliriz. Unipolar depresyon tek kutuplu bir duygudurum bozukluğu iken bipolar bozukluk ise iki uçlu duygudurum bozukluğu olarak adlandırılır.

Bipolar bozukluğu bulunan bir kişide atakların depresyon mu mani mi olacağını belirlemek çok mümkün değildir. Ancak klinik ortamda genellikle başlangıç olarak depresyon görülür. Bu nedenle kişinin bipolar bozukluk tanısı alabilmesi için mani evresinin görülüyor olması gerekmektedir.

Manik depresif bozukluk tedavi edilebilir bir duygudurum bozukluğudur. Tedavide ilk amaç, kişinin değişken duygudurumunu stabil hale getirmektir. İlaç tedavisi bipolar bozukluk tedavisi için mutlaka destek alınması gereken bir süreçtir.

Ancak ilaç tedavisi sadece kişinin sosyal yaşama adapte olabilmesi ve duyguları, düşünceleri ve davranışları ile başa çıkmasında yeterli olmayacaktır. Bu nedenle ilaç tedavisi görürken psikoterapi sürecinin de devreye girmesi gerekmektedir.

Psikoterapi kişinin psikolog ile birlikte ruhsal değişimi gerçekleştirme sürecidir. Psikoterapi sürecinde kişi duygularını tanır, düşüncelerini inceler ve davranışlarını değerlendirir. Aynı zamanda ruhsal anlamda değişimi istediği şeyleri psikoloğu ile görüşmektedir.

Özetle, psikoterapi ve ilaç tedavisi birlikte gerçekleştirilirse kişinin bu duygudurum bozukluğu ile başa çıkması daha kolay olacaktır. Yazımızın devamında depresyon ve mani evrelerinde nelerin yaşandığını inceleyeceğiz.

bipolar bozukluğu

Depresyon Evresini Nasıl Anlarız?

Hepimizin yaşamında zor zamanlar ve dönemler olmuştur. Olumsuz yaşam olayları az veya çok hepimizi olumsuz şekilde etkileyebilir. Bir yakınımızı kaybettiğimizde kendimizi çok mutsuz hissedebiliriz. İşlerimiz kötü gittiğinde kendimizi çok çaresiz hissedebiliriz.

Uzun bir tedavi süreci gerektiren bir hastalığımız olduğunu karamsar hissedebiliriz. Depresyonda da bu hisler görülmektedir ancak bu talihsiz durumları yaşayan herkes depresyon tanısı almaz. Depresyon, kişinin yaşam olaylarından etkilendiği ve kronik bir duygudurum geliştirdiği bir ruhsal rahatsızlıktır.

Bu hisler gelip geçiciyken depresyon ise bu hislerin tedavi olmadıkça kronik hale geldiği bir hastalıktır. Evet, depresyon bir hastalıktır ve bu duygudurum bozukluğu için bu sebeple tedavi süreci gerekir. Kişinin depresyon tanısı alabilmesi için depresif belirtilerin en az iki hafta boyunca sürmesi gerekmektedir.

İki haftadan kısa süren olumsuz hisler depresyonu çağrıştırmaz. Haliyle bipolar bozukluğu da bize düşündürmemektedir. Depresyon tanısının oluşması için bir yandan da depresif belirtilerin günün çoğunda görülmesi gerekmektedir.

Örneğin; kişinin birkaç dakikalığına mutsuz olması depresyon tanısını göstermez ancak günün çoğunluğunda kendisini mutsuz hissetmesi depresyonu çağrıştırabilir. Ayrıca kişinin depresif belirtilerden ötürü yaşamının etkilenmesi de önemli bir göstergedir.

Peki depresyondaki kişi neler yaşar? Depresif duygudurum bozukluğu olan bir kişi genellikle mutsuz, huzursuz, karamsar, çaresiz, isteksiz, yorgun ve kararsızdır. Mutsuzluk, depresyonda çevresindeki herkes tarafından gözlemlenebilen bir duygudurumdur.

Bipolar bozukluğu bulunan bireylerin de depresif evrede mutsuz ruh hali dışardan çok rahat gözlemlenebilir. Mutsuz ve üzgün haline belirli ve spesifik bir olay sebep olmaz. Yakınını kaybeden birinin mutsuz olması çok anlaşılabilir bir durumken depresyondaki bireyde böyle sıradışı bazı olaylar sebep olmayabilir.

Elbette depresyon tanısı olan kişinin de bu ve benzeri bazı olumsuz yaşam olayları başından geçebilir. Ancak böyle bir olumsuz yaşam olayı olmasa dahi kişinin mutsuz ve üzgün ruh hali değişmeyecektir. Depresyon bu nedenle bir hastalıktır.

Depresif birey kendisini oldukça çaresiz hissedebilir. Yaşadığı olaylara veya içinde bulunduğu durumlara karşı bakış açısı çaresiz bir değerlendirme filtresinden geçmektedir. Çaresizliği hisseden depresif birey aslında var olan çareleri görememektedir.

Bu durum kişinin olaylara baktığı penceresiyle ilgilidir elbette. Bir olaya nasıl ve hangi yönden bakarsanız o şekilde görürsünüz. Bakış açınız olayın özünü dahi değiştirir. Aslında olay değişken değildir ancak siz objektif göremezsiniz.

Hepimiz yaşadığımız olaylara veya içinde bulunduğumuz durumlara subjektif şekilde değerlendirmeler yaparız. Bu değerlendirmeler özneldir ve bize aittir. Başkaları olaylara bizim baktığımız gibi bakamaz. Bir başkasına görünen çareler bazen depresif bireye görünemez.

O da kendisini git gide daha fazla çaresiz hisseder. Bipolar bozukluğu oluşturan evrelerden özellikle depresif evrede çaresizlik duygusu beraberinde intihar düşüncelerini de getirebilir.

Bipolar bozukluğu bulunan bireylerin önemli bir kısmında intihar düşünceleri veya girişimleri bu nedenle mevcuttur. Kişi kendisini içinden çıkamayacağı şekilde çaresiz hissettiğinde intihar ederek bu yaşamdan kurtulacağını düşünür.

İntiharın çare olduğunu düşünmektedir çünkü yaşama devam ederek başka çareler bulamayacağını düşünür. İntihar eden kişiler aslında kendi bakış açılarından tutunacak dalı olmadığını düşünen kişilerdir. Hiçbir dayanakları kalmadığında tek kurtuluş olarak ölümü seçerler.

Sonuçta kendi yaşamlarını sonlandırabilirler. İntihar bazen bipolar bozukluğu olan bireylerde bir yardım çığlığı olarak da görülebilir. Kendisinin çaresiz olduğunu ve yardıma ihtiyacı olduğunu bir nevi yakınlarına gösterme ve bu durumdan kurtulmak için bir yardım arayışıdır.

Bu arayış bir intihar girişimiyle gerçekleşebilir ancak bipolar bozukluğu olan birey intihar ederken ölmek istememektedir. Her ne kadar ölüm amaçlı olmasa da her intihar girişimi ciddi bir risktir. Girişim olmasa ve düşüncede kalsa dahi mutlaka bu düşüncelerle psikoterapi yardımıyla çalışılmalıdır.

Unutulmasın ki intihar düşünceleri her an girişime evrilebilir. Depresyondaki birey karamsar bir imaj çizebilir. Karamsar ruh hali içinde bulunduğu durumun hiç düzelmeyeceğini düşünmesine neden olabilir.

Unipolar depresyondakine göre bipolar bozukluğu olan bireylerde karamsarlık daha ciddi boyutlarda olabilir. Bu durumun sebebi de bipolar bozukluğu olan kişinin depresyon ataklarının belli dönemlerde tekrarlaması ve bu durumun hiç bitmeyeceğini düşünmesidir.

Karamsarlık geçmişte yaşadığı kötü anıların şu anda da yaşandığı ve gelecekte de daha olumsuz şekilde yaşanacağını düşünmesiyle oluşur. Hiçbir şeyin iyileşmeyeceğini düşünmesinin yanında gelecekte her şeyin daha da kötü olabileceğini düşünür.

Geleceği okur adeta ve yaşanan her şeyi felaket senaryoları dahilinde değerlendirebilir. Ayrıca yaşadıklarını aşırı geneller ve yaşadıklarının giderek kötüleşerek devam edeceğini düşünür. Bipolar bozukluğu tanısı alan kişinin depresif dönemde eskiden heyecanlandığı aktivitelere karşı aşırı isteksiz hali göze çarpar.

Artık eskiden heyecanlandığı, haz duyduğu ve zevk aldığı hiçbir şey ona aynı tadı vermez hale gelir. Dolayısıyla eskisi gibi aktif de değildir. Eskiden deniz kenarında bisikletle gezmek ona kendisini mutlu hissettirirken şimdi o kadar isteksizdir ki bisikletini ellemez bile.

İsteksizlik kişinin aktif yaşamdan uzaklaşmasını da sağlar. Depresif birey giderek içine kapanır ve yalnızlaşır. Yalnız yaptığı aktiviteleri de yapamaz hale gelir. Hiçbir şeyden keyif alamadığı gibi keyif almadığı için de hiçbir şey yapmak istemez.

İsteksizlik dışında yorgunluk, bitkinlik ve enerji azlığı da depresyon belirtileri arasındadır. Kendisini çok yorgun hisseder ve bitkin bir görünüşü vardır. Eski enerjiyi kendisinde göremez. Başkalarını enerjik gördüğünde kendisini suçlayabilir ve onlardan kendisini kötü hissettirdiği için kaçabilir.

İnsanlardan ve topluluktan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışır çünkü kendisini sıkıcı ve monoton olarak görür. Depresif bozukluğu yaşayan bireylerin ayrıca karar almaları da güçleşir. Eskiden kolayca alabildiği kararları artık alamamakta ve hep tereddüt etmektedir.

Karar alırken defalarca düşünür ve sonucun olumsuz olacağını hayal eder. Karar alırken başkalarının fikirlerine ihtiyaç duyar ve onay alma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendi başına alacağı kararlarda hep olumsuz yanlara odaklanabilir. Motivasyon ve odaklanma güçlüğü yaşar.

Herhangi bir iş üzerinde odaklanması zorlaşır. Biraz da isteksiz olmasının etkisiyle herhangi bir işe başlamakta zorlanabilir. Örneğin; tezini yazması gereken bir öğrenci nereden başlayacağını kararlaştıramaz. Kararsızlık depresyon belirtisidir.

Kararlaştırabilse dahi odaklanma güçlüğünden dolayı yazmakta zorlanır. Hatta depresyonda öğrenme dahi güçleşebilir. Bipolar bozukluğu olan kişinin depresif dönemde yaşadığı önemli sorunlardan birisi de uyku ve yeme düzeninde bozulmalardır.

Yeme düzeni bozulur çünkü iştahı ya azalır ya da artış gösterir. İştahı azaldığında kilo verirken iştahı artarken de haliyle kilo alır. Bazı dönemlerde herkesin kilosunda artış veya azalmalar olabilir ancak depresif duygudurum bozukluğu dahilinde kilo değişimleri yüzde beşin üzerinde gerçekleşir.

Örneğin; 100 kilo alan birey kilo veriyorsa en az 95 kiloya düşmelidir. Kilo alıyorsa da bu kişinin en az 105 kiloya çıkması beklenir. Yeme düzeninin bozulmasının yanında uyku düzeninde de bazı değişimler olabilir. Ya çok az uyuyabilir ya da çok fazla uyku ihtiyacı hissedebilir.

Uyku sorunları sabahları geç uyanmasına veya gün içerisinde kendisini uykulu hissetmesine de neden olabilmektedir. Bipolar bozukluğu olan bireylerin kendisini depresif hissettiği evrelerde cinsel isteği azalma eğilimi gösterir. Cinselliğe eskisi kadar önem vermez.

Eski cinsel yaşamı artık durağan hale gelmiştir. Ereksiyon kayıpları olabilir ve partnerleriyle cinsel yakınlaşma açısından sorun yaşayabilir. Ayrıca depresyon evresinde kişi kendisini çirkin ve yaşlı görür. Aynaya baktığında eski güzel halinden eser kalmadığını düşünebilir.

Artık aynada bakımsız, çirkin, yaşlı ve çökmüş biri vardır. İnsanların kendisini beğenmeyeceğini ve aşağılayacağını düşünür. Bu sebeple eskisi gibi insanlarla görüşme ve konuşma ihtiyacı hissetmez.

Bipolar bozukluğu gösteren en önemli detaylardan biri biraz önce de belirttiğimiz gibi intihar düşünceleri veya girişimleridir. Depresif evrede bu nedenle kişi ve yakınlarının bu düşünceleri hafife almaması ve bir an evvel psikolojik destek alması önerilmektedir.

bipolar bozukluğu

Mani Evresini Nasıl Anlarız?

Bipolar bozukluğu mani ve depresyon evrelerinden oluşan bir duygudurum bozukluğu olarak tanımlamıştık. Mani dönemi kişinin düşüncelerinin uçuştuğu, kendisini çok güçlü hissettiği, coşkun ve enerjik olduğu, dürtülerine engel olamadığı ve taşkın davranışlar sergilediği bir süreçtir.

Manik hissettiği zamanlarda bipolar bozukluğu olan kişinin yakınları iyileştiğini düşünürler çünkü depresif dönemde oldukça durgundur. Ancak mani hali de depresyonun tam olarak zıttı olan uçtur. Depresyonda yaşanan ne varsa hemen hemen mani evresinde tam tersi yaşanabilir.

Mani evresinin en belirgin özelliklerinden biri kişinin kendisini çok güçlü hissetmesidir. Manideki birey kendisini bu dönemde her şeye gücü yetebilen, herkesten farklı ve sıra dışı biri gibi düşünür. Depresif dönemde özgüven nasıl azalmışsa manide ise özgüven patlaması yaşanır.

Aldığı kararları özgüven patlaması sayesinde çevresindeki kişiler tarafından uçuk ve hayalperest olarak nitelendirilir. Aşırı özgüven sebebiyle normalde kalkışmayacağı bazı girişimlerde bulunabilir. Ekonomik ve sosyal anlamda bazı zorluklar da mani döneminde alınan kararlar sonucunda ortaya çıkabilir.

Mani döneminden sonraki dönemde depresif evre geldiyse bu kararlardan dolayı depresif dönemde kendisini suçlar. Bu suçlama depresyonun şiddetini de belirleyici bir niteliğe sahip olabilir. Dürtüsel davranışlar elvette sadece mani döneminde ekonomik hamleler olarak görülmez.

Bipolar bozukluğu gösteren dürtüsel davranışlardan bazıları da bağımlılık yapıcı eylemlerdir. Mani evresinde özellikle alkol ve madde kullanımı kontrolden çıkabilir. İlk ataklardan ziyade artık kronikleşmiş şekilde depresyon ve mani ataklarını yaşayan kişi özellikle mani ataklarını kanıksadığında alkol ve madde bağımlılığı geliştirebilir.

Bipolar bozukluğu olan bireylerde bu nedenle bağımlılık riski artış gösterebilir. Alkol kullanımı özellikle dipsomani dediğimiz ataklar halinde de kendisini gösterebilir. Bu durumda alkol kullanımı çok riskli ve ciddi boyutlarda görülebilir.

Alkol kullanımı ve mani dönemi bir araya gelince alkollü araç kullanmak da en tehlikeli eylemlerden biri olarak görülebilir. Dürtüsel eylemler özellikle aşırı alkol tüketiminin muhakeme yeteneğini de kaybettirmesiyle birleşince sonuçlar vahim olabilir.

Bipolar bozukluğu riskli sonuçlara gebe kılan da bu dürtüsel eylemlerdir aslında. Madde kullanımı da aynı aşırı alkol tüketimi gibi manik evrede görülebilir. Daha önce madde kullanımı olmayan ancak bipolar bozukluğu bulunan birey de madde kullanım deneyimi yaşayabilir.

Ancak daha sık görülen durum daha önce madde kullanmış ve bırakmış bireylerde yaşanır. Uyuşturucu madde bağımlılığı bulunan ancak bir süredir remisyon (iyileşme) döneminde olan bireylerde maddeden uzak kalınan süre manik evrede son bulabilir.

Manik evrede kişinin maddeye karşı oluşturduğu savunma mekanizmaları devre dışı kalabilir ve kişi dürtülerine hakim olamayabilir. Bu nedenle bipolar bozukluğu ve madde kullanım bozukluğu bulunan bireylerin manik evrede bir uzman tarafından yakından takip edilmesi gerekir.

Elbette manik evrede yalnızca alkol veya madde gibi bağımlılık yapıcıların kullanıldığını söyleyemeyiz. Kumar oynama davranışı da riskli bir tablo oluşturabilir. Manik evrede birey sonuçlarını düşünmediği eylemleri kolaylıkla gerçekleştirmektedir.

Sonuçlarını hesaba katmayacak şekilde kumar oynamak da bu eylemlerin arasındadır. Kasa her zaman kazanır prensibinden yola çıkarak uzun vadede kumar oynayarak kaybetmek mümkün olabileceği için borçları da artacaktır. Kumar oynarken kontrolün sizde olması çok önemlidir.

Eğer kontrolü yitirirseniz, bir gecede herşeyinizi kaybedebilirsiniz. Bipolar bozukluğu da manik evrede dürtülerin kontrolü şeklinde düşünürsek kumar oynamanın çok acı verici sonuçları olabilmektedir.

Kumar kaynaklı yapılan borçlar bu dönemde çok büyük yankılar uyandırmasa da depresif dönemde yaşanan pişmanlık, utanç, suçluluk vb. bazı olumsuz duygulara katkıda bulunmaktadır. Manik dönemde kişinin öfke patlamaları da yaygın olarak görülmektedir.

Saldırganlık ile beraber görülen öfke patlaması bipolar bozukluğu bulunan bireyin başını derde sokmasına neden olabilir. Bu dönemde birey sık sık kavgalara karışabilir ve riskli eylemlerde bulunabilir.

Birkaç kişinin üzerine tek başına yürüyebilir çünkü kendisini aşırı güçlü hissetmektedir. Herkese ve herşeye gücünün yeteceğini düşündüğü için kavga ve dövüş ortamlarına dahil olmaktan çekinmez. Kişinin bipolar bozukluğu bu nedenle hem kendisi hem de çevresindekiler açısından riskli durumlara maruz kalmasına neden olur.

Bipolar bozukluğu en iyi tanımlayan özelliklerden birisinin tehlikelere açık olması demiştik. Dürtüsel davranışları sebebiyle bazı eylemlerinin sonuçlarını hesaba katmaz ve düşünmeden kararlar alabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar veya istenmeyen gebelikler de bu dürtüsel eylemlerin ciddi sonuçlarından bazılarıdır.

Özellikle korunmadan seks yaptığı için sonrasında cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riskini taşıyabilir. Mani döneminde para karşılığı seks yapan bipolar bozukluğu hastası cinsel yollardan bulaşan hastalıklara karşı daha riskli konumdaki seks işçisine karşı önlem almayabilir.

O anda düşündüğü sadece haz ve zevk almak olarak görülebilir. Bunun dışında bulaşıcı hastalıklara da yakalanma riski oldukça fazladır. Bipolar bozukluğu bulunan birey mani döneminde özellikle uyuşturucu madde kullanımını da gerçekleştiriyorsa risk daha da artar.

Örneğin; şırıngayla damar yolu madde kullanan bir bipolar birey mani döneminde kullandığı şırıngayı dezenfekte etmeyebilir. Ortak kullanılan bir şırıngayı damar yoluna sokabilir ve bu başta HIV, Hepatit gibi birçok virüs ile enfekte olmasına neden olabilir.

Kendini koruma yönünde bipolar bozukluğu psikolog desteğiyle yenmek önemlidir. Psikolog ile yapılan seanslar esnasında kişinin kendini koruması yönünde çalışmalar da yapılmaktadır. Benzer şekilde, kişi mani evresinde çok hızlı ve tehlikeli şekilde araç da kullanabilir.

Bozukluğu tanımlarken riskli davranışların gerçekleştiğini belirtmiştik ve en tehlikeli eylemlerden birisi de budur. Bu durum kişi kadar toplum sağlığını da etkileyebilmektedir.

Özetle, bipolar bozukluğu en başta anlatırken mani ve depresyon evrelerinden oluşan bir duygudurum bozukluğu olarak tarif etmiştik. Bipolar bozukluk tedavi edilebilen bir ruhsal rahatsızlıktır ve depresyon mani ayrımı yapılmadan bir an evvel tedaviye başlanmalıdır.

Tedavi en ideal şekliyle psikoterapi ve ilaç desteğinin birlikte uygulanması ile gerçekleştirilmelidir. İlaç tedavisi çoğu zaman bipolar bozukluğu tedavi ederken ilk başvurulan yöntemdir.

Ancak son yıllarda özellikle birçok araştırma psikoterapinin de ilaç tedavisi kadar önemli faydalar sağladığını göstermektedir. Özellikle kişinin dürtü kontrolünü sağlayabilmesi, çaresiz ve karamsar düşüncelerle başa çıkabilmesi ve intihar düşüncelerinin ortadan kalkması en önemli hedefler arasındadır.

mentalium psikoloji

Mentalium Psikoloji Kimdir?

Mentalium Psikoloji 2019 senesinde Klinik Psikolog Onur Aydın’ın çabalarıyla Kadıköy ilçesi Göztepe semtinde kurulmuş bir psikolojik danışmanlık merkezidir. İkinci şubesini Mecidiyeköy’de açan Mentalium Psikoloji uzman psikolog kadrosuyla farklı ruhsal sorunlarda psikoterapi hizmeti sunmaktadır.

Uzman psikologlarımız danışanlarına hem bireysel hem de çift terapisi hizmeti sunmaktadır. Bireysel çalışma alanlarımız arasında başta bipolar bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları, travma, obsesif kompulsif bozukluk, fobi, bağımlılık dahil olmak üzere birçok farklı ruhsal sorun vardır.

Kurumumuzda ayrıca aile ve çift terapisi hizmeti de verilmektedir. Mentalium Psikoloji bünyesinde çocuk, ergen ve yetişkin alanında uzman klinik psikologlar görev yapmakta ve özellikle tüm etik değerlere uygun psikolojik destek hizmeti vermektedirler.

Merkezimizde bipolar bozukluk konusunda da psikolojik destek sunulmaktadır. Bipolar bozukluğu oluşturan depresyon ve mani dönemleri kişinin yaşantısını olumsuz anlamda ciddi şekilde etkilemektedir. Bireyin sosyal yaşamı olumsuz etkilendiği gibi iş ve aile yaşamı da olumsuz etkilenebilir.

Bu nedenle bipolar bozukluğu eş zamanlı olarak ilaç tedavisine ek olarak psikolog eşliğinde gerçekleşen psikoterapi süreciyle beraber tedavi etmek gerekmektedir. Merkezimizde uzman psikolog kadromuz aracılığıyla bipolar bozuklukta psikoterapi desteği sunmaktayız.

Mentalium Psikoloji bünyesinde çalışan uzmanlarımız bipolar bozukluk ile çalışan ve psikoterapi tecrübesi olan kişilerdir. Eğer siz de uzman psikolog kadromuzdan destek almak veya bipolar bozukluk tedavisi ile ilgili bilgi almak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.