Travma, bireyin başa çıkılması zor ve hayat koşullarını zora sokan yaşantı ve durumlardır. Travma, sadece bireylerin başına gelmez, aynı zamanda toplumlar da travma yaşayabilirler.

Kişilerde travmaya sebep olan unsurlar:

Toplumsal travmaya sebep olan unsurlar

Duygusal tepkiler

Travmaya sebebiyet verebilecek olay sonrasında sergilenen duygu, düşünce ve bedensel reaksiyonlar elbette normal ve insani davranışlardır. Söz konusu olay yaşandıktan sonra 2 ay veya biraz daha zaman geçince tepkiler ortadan kalkar. Ancak, bazen bu etki ortadan kalkmaz ve zamana yayılır. İşte bu duruma Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) diyoruz.

Travma yaratan olayın etkileri geçmediği için Travma Sonrası Stres Bozukluğu bulunan kişi devamlı tehlikede olduğunu hisseder ve travmatik olayı sürekli yaşar.

TSSB oluşmasında etkili risk faktörleri

Travmatik olayın ne olduğu önemlidir. Buna ek olarak, bu olayı kişi dolaylı yoldan mı yaşıyor, yoksa bizzat kendisi mi başrolde? Kişi, travmatik olayı kendisi yaşıyorsa risk daha yüksektir.

Kişinin travmatik olay sırasında vücudunun ne kadar hasar aldığı etkilidir. Ne kadar çok hasar alınırsa o kadar çok TSSB riski vardır.

Kişi bu travmatik olayda bir yakınını kaybederse, daha çok TSSB riski barındırıyor demektir.

Travmatik olay yaşandıktan sonra kişinin ihtiyacı olan sosyal desteği önemli bir belirleyicidir. Eğer kişinin yeterli sosyal desteği yoksa, TSSB geliştirme riski fazladır.

Stresle baş etme gücü yüksek kişilerin TSSB geliştirme riski daha azdır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileri

1. İstemsiz Zihne Gelen Düşünce veya Görüntüler:

Kişi bu düşünce ve görüntülerin zihnine gelmesini istememesine rağmen, travmatik anıların en acı verici kısımları kişinin zihnine gelir. Buna ek olarak, bazı kişiler travmatik olayı tekrar yaşar gibi net görüntüler gördüklerini söylerler.

Bazıları görüntünün yanı sıra ses ve koku da duyduklarını, bununla kalmayıp travma yaratan olay anında yaşanan hareketleri de hissettiklerini söylerler. Örneğin; 1999 depreminde enkaz altında kalan ve TSSB tanısı koyulan bir danışanım, zaman zaman aynı sarsıntıyı yaşadığını ve aynı şekilde sallandığını belirtmişti. Böyle bir travmada tekrar yaşanan belirtiler ürkütücü olabilir.

2. Kaçınma Tepkisi:

Bireyin travma yaratan olayla alakalı duygu, düşünce, etkinlik ve mekanlardan kaçınması demektir. Kişi, kendisine acı yaşatan travmayı hatırlatabilecek tüm unsurlardan yüzleşmemek için kaçmaktadır. Kişinin içinde olduğu bu duygu hali, eskiden ilgi duyduğu etkinliklerin ve diğer insanlarla iletişiminin azalmasına, duygusal küntlük, sınırlı duygular ve geleceğe yönelik olumsuz düşüncelere sebep olur.

3. Aşırı Uyarılma Tepkisi:

Travmatik olaylar, kişide yoğun bir fiziksel uyarılmaya sebep olur. Kalbin hızlı atışı, avuç içi terlemesi, odaklanma sorunları ve uyku sorunları bu belirtilerden bazılarıdır. Travmanın sonrası kişinin günlük hayatında travmayı hatırlatan bir tetikleyiciye karşı vücudu otomatik olarak tekrar aşırı bir fizyolojik uyarılma evresine girer.

4. Aşırı Heyecan ve Gerginlik:

Travma sonrası stres bozukluğu bulunan kişiler çok dikkatli hareket ederler ve çevresindekileri de dikkatle gözlemlerler. Devamlı tetiktedirler ve gelme ihtimali olan tehlikeyi önceden tanımak isterler. Bu gerginliğin sonunda kişinin vücudu tepki vermeye başlar. Bu tepkilerden biri de uyku sorunlarıdır. Geceleri uykuya geçmekte zorlandıkları gibi geceleri ter içinde sıçrayarak uyanırlar. Bitkin ve yorgun uyanırlar ve gün içinde odaklanma sorunu yaşarlar. Ayrıca ciddi bir öfke kontrol problemi vardır. Çok ufak bir uyarana karşı öfke patlaması şeklinde cevap verirler.

Travma Sonrası Vücutta Görülen Ağrılar

• Sırtta, bacak ve ayaklarda ağrı

• Eklemlerde ve baş bölgesinde ağrı

• Karın ve midede ağrı

• İdrar sırasında görülen ağrı

Travma geçmişi olan çoğu kişide ağrı şikayetleri de gözlemlenir. Ağrılarla ilgili doktora başvurulur, gerekli fizyolojik testler uygulanır ancak fiziksel herhangi bir nedene bağlanamaz. Stres düzeyi ile ağrı ilişkisi çok uzun zamandır bilinen bir konudur. Stres ve travmatik olayla başa çıkabilmek için birçok kişi alkol ve madde kullanımına başvurur. Bağımlılık alanında çalışırken alkol bağımlısı bir danışanım bu ilişkiyi şöyle açıklamıştı.

90’lı yıllarda Güneydoğu’da bizzat çatışma bölgesinde görevliydim. Dağda görev yaparken iş arkadaşı değilsindir, kardeş gibi olman gerekir. Yanındaki için ölümü göze alman gerekir. Bir gün baskın yedik. 10 kişiydik, terörist grup ise çok daha kalabalıktı ve mağaranın etrafını sarmışlardı. Bize destek gelene kadar hayatta kalabilmeliydik ama bu çok da mümkün görünmüyordu. Yanımdaki arkadaşların tek tek şehit düştüklerini görüyordum. En son G. isminde bir arkadaşım yanıma doğru geldi, ağır yaralıydı. Ben de yara almıştım ama onun durumu daha kötüydü. İlk müdahaleyi yapmaya çalıştım, direndi direndi ama dayanamadı daha çok. Ve ben oradaki 9 ceset ile birlikte saatlerce yardım gelmesini bekledim. Saatler geçtikçe kokular ağırlaşmaya başladı. Yıllardır o kokuları tekrar duyuyorum, o günkü kadar keskin, kurşun sesleri hala kulağımda, her gece kardeşlerim gözlerimin önünde yitip gidiyor. Ve bunları sadece alkol dindiriyor. Bu yüzden içiyorum

Travma Sonrası Stres Bozukluğu teşhisi alan danışanım aynı zamanda alkol bağımlısı idi. Yaşadığı belirtileri alkol ile dindirmeye çalışıyordu. Özetle, travma geçmişi olan kişilerde genellikle alkol veya madde sorununu da gözlemleriz.

Travma Tedavisi

Travma tedavisinde de diğer psikiyatrik rahatsızlıkların tedavi sürecinde olduğu gibi psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Merkezimizde de Travma tedavisinde literatüre göre en etkili yöntem olarak bilinen Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi’de kişinin belirtilerinin devam etmesine sebep olan hatalı düşüncelerinin sağlıklı düşüncelerle değiştirilmesi hedeflenir. Buna ek olarak, korku sebebiyle kaçınmak durumunda kaldığı olayların üstüne gitmesi sağlanarak bu olaylarda yaşadığı korkunun azaltılması hedeflenmektedir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu tedavisinde aynı zamanda antidepresan ilaçların da çok faydalı olduğunu görmekteyiz. Özellikle depresyonun TSSB’ye eşlik ettiği durumlarda antidepresanların kullanılması gerekmektedir. İlaç tedavisi psikiyatrist kontrolünde devam ettirilmeli, süre ve dozlara uyulmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.