kumar bağımlılığı psikolog

Anksiyete Terapisi

Anksiyete bozukluğu (kaygı bozukluğu), ortada herhangi bir tehdit bulunmamasına rağmen yaşamamasına rağmen kendini tehlike altında hissetmesi halidir. Anksiyete bir diğer adıyla aşırı kaygı olarak bilinir. Kısacası, anksiyete bozukluğu, kişinin kaygı hissedeceği herhangi bir durum olmasa da aşırı kaygı yaşamasıdır. Anksiyete bozukluğu tedavisi mümkün bir ruhsal rahatsızlıktır. 

Anksiyete bozukluğu, aynı zamanda kişinin sosyal yaşantısının da büyük ölçüde olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Aşırı kaygı yaşayan kişinin bu durumdan kurtulabilmek için psikolog desteği alması oldukça önemlidir. Eğer siz de anksiyete sorunu yaşıyorsanız ve destek almak istiyorsanız, uzman psikolog kadromuzdan destek almak için bize ulaşabilirsiniz.

hamilelikte panik atak

Anksiyete Terapisi Nedir?

Anksiyete terapisi, kişinin kaygı, korku ve endişe başta olmak üzere anksiyete bozukluğu sürecinde yer alan duygularının ve bu duygular esnasında aklından geçen düşüncelerinin değişimine yönelik bir ruhsal deste sürecidir. Anksiyete terapisi bir uzman psikolog eşliğinde gerçekleştirilmektedir. 

Genellikle seanslar haftada bir gerçekleşmekle birlikte bu sıklık kişinin yaşadığı soruna, mevcut sosyal desteğine ve ne kadar zamandır sorunun var olduğuna bağlı olarak değişebilir. Anksiyete terapisi genellikle bazı bilişsel çarpıtmalara odaklanmaktadır. Bilişsel çarpıtmalar kişinin yaşadığı olaylar ve içinde bulunduğu durumları değerlendirirken olumsuz şekilde yorumlamasına neden olabilen düşünce özelliklerdir. 

Bu düşünce özellikleri eğer doğru yerde ve doğru zamanda kullanılırsa kişinin işine yarar ve yaşantısını kolaylaştırır. Ancak doğru yer ve doğru zamanda kullanılmadığı takdirde, kişinin yaşantısını olumsuz yönde etkileyebilecek yorumlama, algılama ve değerlendirmeler ortaya çıkabilir. Bu yorumlamalara da otomatik düşünceler denmektedir.  

Elbette tek gündem bu değildir. Kişinin yakınmalarının sonlanması için bazı egzersizler ve bilişsel çalışmalar da ele alınmalıdır. Bugünkü yazımızda anksiyete terapisi gerçekleşirken ele alınabilecek bilişsel çarpıtmalara odaklanacağız.

anksiyete terapisi

Felaketleştirmelerden Kaçınmalı

Anksiyete bozukluğu, kişinin çoğu zaman kaçındığı bazı durumları felaket senaryoları eşliğinde değerlendirdiği bir ruhsal rahatsızlıktır. Aşırı kaygı, korku ve endişe hissedilen durumlardan bu nedenle kaçınılmaktadır. Aşırı kaygılı kişiler düşüncelerinin uç noktada olduğunu bilmek ve kendisinde bir sorunun olduğunun farkında olmakla beraber bu aşırı düşünceleri zihinlerinden çıkaramazlar. 

Anksiyete problemiyle baş başa kalan kişiler herhangi bir durumu mantıklı olsun ya da olmasın felaket senaryoları dahilinde değerlendirebilirler. Örneğin; işyerinde kendisine verilen bir işi yetiştiremediği için kovulacağını düşünen kişi aslında yaşadığı ve içinde bulunduğu durumu felaketleştirmektedir. 

Bir kişi gerçekten yalnızca bir tane projeyi yetiştiremediği için işinden atılır mı? Atılırsa bu her şeyin sonu mu demektir? Anksiyete bozukluğu bulunan kişinin düşünceleri ona her şeyin sonu olduğunu işaret etmektedir. Anksiyete terapisi bu anlamda kişinin çarpıtılmış bu düşünceleri yeniden değerlendirmesini sağlamaya çalışır.

anksiyete terapisi

Ya Olursa...

Anksiyete bozukluğu, kişinin her ihtimali aşırı değerlendirdiği bir ruhsal rahatsızlıktır. Yaşadığı herhangi bir durumu kendi kendine bazı sorular sorarak değerlendirir ve verdiği cevaplar tatmin edici değildir. Bu sorulardan birisi de “Ya Olursa” sorusudur. Kişi bu soruyu kendisine sormakla birlikte verdiği cevaplar kaygısını dindirmeyi bırakın daha da arttırır. 

Örneğin; uzun yola aracıyla çıkan bir kişi yolda kaza yapabileceğini düşünüp, ya kaza yaparsam diye sorar. Yapmam cevabını verse bile bu cevapla tatmin olmayacaktır. Anksiyete terapisi, kişinin kaygı, endişe veya korku duygularını pekiştiren bu düşüncelerin olumlu düşüncelerle değişimini amaçlamaktadır.

anksiyete terapisi

Kendinizi Etiketlemeyin

Aşırı kaygılı kişiler kendilerine sık sık etiketler yapıştırmaktadırlar. Bu etiketler anksiyete bozukluğu açısından düşündüğümüzde olumsuz etiketler olacaktır. Sınavlarının çoğunluğu iyi geçen bir öğrenci bir sınavdan kötü bir not aldığında kendisini aptal, başarısız, ezik veya tembel olarak etiketleyebilir. 

Bu olumsuz düşünceler neticesinde oluşturduğu etiketler üzerine adeta bir yafta gibi yapışmaktadır. Kendisini tembel olarak nitelendiren birisi bir sonraki sınava çalışırken daha az kaygılı olabilir mi? Elbette olamaz çünkü üzerinde kendi kendine oluşturduğu baskı onu rahatsız edecek ve sıkıntı yaratacaktır. 

Bir kişi elbette zaman zaman kötü notlar alabilir ancak bunu sert bir şekilde tembel olarak nitelemek yerine sonucu nasıl değiştireceğine odaklanması daha olumlu neticeler getirecektir. Anksiyete terapisi etiketleme vb. tüm bilişsel çarpıtmaları kişinin tekrar değerlendirmesini sağlamaktadır.

Özetle, anksiyete bozukluğu yaşayan kişiyi kaygı, korku ve endişeye büründüren yaşadığı olaylar değil, o olayları değerlendirmeleridir. Nasıl düşünürsek öyle yaşarız ve aşırı kaygılı düşünceler de yaşamımızı oldukça olumsuz etkileyecektir. Siz de aşırı kaygı, korku ve endişe yaşıyorsanız, anksiyete terapisi alabilir ve bu düşüncelerden kurtulabilirsiniz.