Bipolar ve Depresyon

Bipolar bozukluk ya da bilinen diğer adıyla manik depresif bozukluk, kişinin yaşamını önemli ölçüde etkileyen ve eğer düzenli psikolojik destek ve tıbbi tedavi görmezse kişinin intihar etmesine sebep olabilecek bir duygudurum bozukluğudur. Bipolar bozuklukta maniden depresyona kadar uzanacak şekilde kişinin ruh halinde gerçekleşen bazı değişimler söz konusudur. Bipolar bozukluk, adından da anlaşılabileceği üzere iki uçlu bir duygudurum bozukluğudur. Bir uçta mani diğer uçta ise depresyon vardır. Mani dönemi sırasında kişi kendisini aşırı hareketli, enerji dolu, aşırı konuşkan, olduğundan fazla güçlü ve tam manasıyla öforik hisseder. Depresyon döneminde ise hüzünlü, ağlamaklı, kendini değersiz hisseden, enerjisi azalmış, hiçbir şeyden keyif almayan ve uyku sorunları yaşayan bir kişi halini alır. Bipolar bozukluğu mani ve depresyon dönemlerinin birbirini izlediği ve dalgalanmaların oluştuğu bir dönem olarak tanımladık. Bipolar bozukluk ile ilgili daha detaylı bilgi için TIKLAYIN. Unipolar depresyon ise kişinin depresif atağı yaşayıp daha sonra duygudurumunun normale döndüğü ve mani atağının görülmediği bir bozukluktur. Depresyon ile ilgili daha detaylı yazımız için TIKLAYIN. Yazımızın devamında bipolar depresyon ile unipolar depresyon arasındaki farkları inceleyeceğiz.

Erken Yaşta Başlar

Bipolar bozuklukta gördüğümüz depresyon ile unipolar depresyon arasındaki en önemli farklardan biri depresyonun başlama yaşıdır. Bipolar bozuklukta görülen depresyonun ortalama başlama yaşı unipolar depresyondaki başlama yaşına oranla çok daha küçüktür. Depresyonun ilk evre olarak görüldüğü vakalarda özellikle bu durumun değerlendirilmeye alınması gerekir. Böylece şu çıkarımı yapabilmemiz mümkündür: Eğer kişide görülen depresyon evresi erken yaşlarda görülmüşse, bir klinisyen olarak düşüncemiz ilerleyen dönemlerde bir manik veya hipomanik evrenin görülme şansının yüksek olduğu yönündedir. Hem bipolar bozuklukta görülen depresyonda hem de unipolar depresyonda genetik geçiş söz konusudur. Aile üyelerinden birinde depresyon görülmüşse diğer aile üyelerinde de görülme sıklığı toplumda görülme sıklığına oranla daha yüksektir. Her ne kadar unipolar depresyonda da genetik geçiş söz konusu olsa da bipolar bozuklukta gördüğümüz depresyonun genetik geçiş oranı çok daha yüksek ve belirgin düzeydedir. (Genetik geçiş gibi diğer bipolar bozukluk riskini arttıran etkenleri okumak için TIKLAYIN.)

Daha Fazla Nükseder

Bipolar bozuklukta gördüğümüz depresyon, unipolar depresyona göre çok daha fazla nükseder. Bipolar bozukluk hem manik hem de depresyon evreleri bakımından nükseden bir hastalıktır. Bu nedenle bipolar depresyonda nüks sayısı unipolar depresyona göre çok daha fazladır. Cinsiyet faktörü de bipolar depresyonu ile unipolar depresyon arasındaki farklardan biridir. Bipolar bozuklukta görülen depresyonun kadın ve erkekte görülme sıklığı eşit iken unipolar depresyon ise kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür. Bipolar depresyon ile unipolar depresyon arasındaki önemli farklardan biri de toplumda görülme sıklığıdır. Bipolar bozukluğun toplumda görülme sıklığı %1 iken unipolar depresyon ise ortalama %8-20 arasındadır. Bu da unipolar depresyonun toplumda bipolar bozukluğa oranla çok daha fazla görüldüğünü işaret etmektedir.

İntihar Riski Daha Fazla

Bipolar depresyon ile unipolar depresyon arasındaki farklardan biri de hastalarda görülen intihar riskinin farklılık göstermesidir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin yaklaşık %25’inde intihar görülürken unipolar depresyon vakalarının ise ortalama %9-15’inde intihar görülmektedir. Ayrıca antidepresanların yarattığı olumlu etkiler de bipolar depresyon ile unipolar depresyon arasındaki farkı ortaya koymaktadır. Unipolar depresyonda antidepresanlar çok daha fazla etki yaratırken bipolar bozuklukta ise antidepresanların etkisi daha kısıtlı kalmaktadır. Mevsimsellik hem bipolar bozuklukta görülen depresyon hem de unipolar depresyonda önemli bir belirleyicidir. Ancak iki depresyonu birbiriyle kıyaslarsak, bipolar depresyon, sonbahar ve kış aylarında unipolar depresyona göre görülme oranı çok daha yüksektir. Bilindiği üzere depresyon vakalarında uyku sorunları çift yönlü olarak görülebilir. Bu da hem uykusuzluğun hem de aşırı uykunun görülebileceği anlamına gelmektedir. İnsomni dediğimiz uykusuzluk daha çok unipolar depresyonda görülmekte iken hipersomni dediğimiz aşırı uyku haline ise daha çok bipolar bozuklukta gördüğümüz depresyonda daha sık rastlanır. İntihar riskini nasıl anlayabileceğinizi anlatan yazımızı okumak için TIKLAYIN.

Bu yazı 22 Mayıs 2020 tarihinde güncellenmiştir.

WhatsApp chat