Çocuklarda Anksiyete Tedavisi

Çocuklarda Kaygı Bozuklukları (Anksiyete) Tedavisi

Çocuklarda kaygı bozukluğu, yani anksiyete belirtilerini incelemek ve anksiyetenin nelere sebep olabileceğini öğrenmek için sayfamızı inceleyebilir ya da hemen bizimle iletişime geçerek ilk randevunuzu alabilirsiniz.

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Görülür Mü?

Çocukluk dönemi kişinin gelişiminde, karakterin gelişiminde ve öz benliğin gelişiminde oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemler de yaşanan travmalar, olaylar, durumlar, hissedilen stres duyguları, korkular, kayıplar, maruz kalınan şiddet türleri, tanık olunan görüntüler, işitilen sesler, yaşanan anılar kişinin yetişkinlik dönemi için oldukça önemli ve de belirleyicidir. Kaygı bozukluğu, bazı travmatik sayılabilecek durumların veya olayların bir sonucu olabilmektedir. 

Yetişkinlerde olduğu gibi kaygı (anksiyete) çocuklarda da ortaya çıkabilmektedir. Kaygı duygusu veya kaygı bozukluğu yalnızca yetişkinlere özgü bir bozukluk olmamakla birlikte çocuklarda da çok sıklıkla gözlemlediğimiz bir durumdur. Kaygılı olan çocuğun hayatında bir çok olan biten vardır ve çocuğa kaygı yaratan durumlar için çocuğun hayatına, yaşantısına bakmak gerekmektedir. Bazen ebeveynlerin, öğretmenlerin, bakım verenlerin bile göremediği durumlar çocuklarda kaygı yaratabilir.

Çocuklarda Anksiyete

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Neden Olur?

Çocuklarda kaygı bozukluğu için neden olduğuna dair çok fazla çalışma ve de araştırma mevcuttur. Fakat en yaygın sebeplere baktığımızda aslında herkesin bildiği ve önemsiz bulduğu lakin çocuğun yaşantısında büyük bir yere sahip durumlar veya sebepler kaygılı çocuk oluşumuna neden olabilmektedir. Örneğin bir çocuğun ebeveynleri tarafından çok fazla akademik başarıya sahip olmasının istenmesi aslında ebeveynler için çok normal, klasik ve de abartısız bir durum olabilecekken çocuk için bu durum son derece endişe, kaygı ve korku yaratan bir durum olabilmektedir. Çocuk bu talep doğrultusunda üzerinde büyük bir baskı hisseder ve de başarısızlık kaygısı, performans kaygısı gibi durumlarla başa çıkmak zorunda kalabilir. Felaket senaryoları ile kaygısı o çocuğu başarısızlık senaryolarına iter ve kaygılı çocuk sürekli olarak akademik bir kaygı içerisinde mücadele edip durur. 

Bir diğer açıdan bakacak olursak eğer, ailelerin ev içi kavgaları, agresif tutumları çocuğu kaygıya itebilir. “Annem ve babam ayrılır mı?” veya “beni bırakırlar mı?”, “bizi sevmiyor mu?” gibi kaygı ve korku dolu düşünceler kaygılı çocuğun aklına kazınabilir ve çocukta sürekli bir kaygı durumuna neden olabilir. Bu nedenle ebeveyn tutumu çocuğu doğrudan etkilemiyor gibi gözükse de dolaylı yollardan etkileyebilecek olduğundan dolayı hem çocuğa yönelik olarak hem de eşlerin birbirine yönelik açıdan dikkat edilmesi oldukça önemlidir. 

Büyük travmalarda elbette ki doğrudan çocukta kaygı yaratabilir. Şiddetin ev içinde veya eğitim aldığı kurumda var olması, cinsel istismara uğraması veya devamı olarak bunun yaşanması gibi durumlar çocukta sürekli, yoğun ve de kalıcı olma ihtimali olan bir kaygıya neden olabilmektedir. Ebeveyninden veya bakım vereninden uzak kalan çocukta oldukça yoğun bir kaygı yaşayabilir. Güven duygusu burada da zedelenmiş olacaktır. Hayvanlarla ilgili olumsuz deneyimler veya travmalar çocukta kaygı uyandırabilir. O olaydan sonra bir daha o hayvana veya benzer hayvanlara karşı ürkek, korkak ve de temkinli yaklaşacaktır. Bu durum ilerlediğinde sosyal yaşantısı da etkilenecektir. 

Beğenilme kaygısı da özellikle ergenlik çağındaki bireylerde oldukça yaygınlaşmaya başlamıştır. Sosyal medya üzerinde gösterilen beden algısı da özellikle bu durumu ve bu durumun yarattığı kaygıyı tetiklemektedir. Ergenlikte özellikle görselliğine önem verilmesi o yaşlarda ki bireylerin kendileri hakkında olumsuz düşüncelere sahip olmasına neden olabilmektedir. Bu durumda ergen bireylerde beğenilme kaygısına neden olmaktadır. Aidiyet duygusu da çocuk veya ergen bireylerde oldukça önemlidir. Bir gruba ait olabilme, o grupta sevilme, eleştirilmeme, kabullenilme, değer verilme gibi olgular bireyler için önemlidir. Bu konuda kaygı duyan birey de de sosyal fobi dediğimiz sosyal konularla ilgili olan kaygı bozukluğuna da dikkat etmek gerekmektedir. 

Çocuklarda kaygı bozukluğu en çok anaokuluna veya ilk okula başlayacak bir çocuğun ilk zamanlarda evden veya ebeveyninden ayrılmak istememesi halinde görülebilir. Çok sık duyulan ve de tanık olunan bu durumda çocuk annesinden veya evinden ayrılırken fobik bir durum yaşar ve çok fazla kaygılanır. Sanki ebeveynleri onu terk edecekmiş gibi düşünür, bir daha eve dönemeyecek veya yalnız kalacakmış gibi düşünür. Özellikle bu tip durumlarda ailelere, durumun açıkça ve olumlu şekilde anlatılması gerektiğini, okul bittiğinde eve tekrar ailelerinin yanına dönebileceklerini, ailelerin her zaman onları bekleyeceklerini, okulda yeni sevdiği arkadaşları olabileceğini anlatmalıdırlar. 

Okul başlamadan önce çocukların alışmaları açısından ve çocukların okula gitme konusunda kaygılanmamaları açısından okul veya anaokuluna kısa bir gezinti ziyareti de yapılması anlamlı olacaktır. Çocuklarda kaygı bozukluğu özellikle güven duygusunun azalmasından dolayı ortaya çıkmaktadır. Çocuğun bu kısa gezinti ile beraber hem güven duygusu artacak hem de oluşabilme ihtimali olan bir aşırı kaygı sorununun önüne geçebilme şansı doğacaktır.

Ailelerin akademik başarı beklentisi de çocukta ‘artık sevilmeyecek miyim?’ düşüncesine neden olur. Evden ayrılma korkusu da ‘artık güvende değil miyim?’ gibi bir güven sorusuna işaret olur. O sebeple kaygılı çocuğa tedavi desteğinin yanı sıra ebeveynler tarafından bir güven desteği sağlanmalıdır. Kaygılı çocukta güven duygusu azalmışsa bu yeniden ve hissedilebilir şekilde desteklenmelidir. Çok önemli bir diğer neden ise, ailelerden öğrenilen davranışlardır. Ailelerin kaygılı olması çocuğun da gözlemleyerek öğrendiği bir kaygı türüdür. Bir anne sürekli çocuğunun hasta olmasından korktuğu için hijyen konusunda obsesyonlar gösterirse çocuk da bir zaman sonra gittiği yerlerde, tatillerde, restoranlarda benzer kaygılı durumları yaşayacak ve buna yönelik kompulsiyonlar uygulayacaktır.

 

Çocuklarda Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Çocuklarda anksiyete belirtileri arasında altını ıslatma oldukça yaygın ve de belirginlik düzeyi yüksek bir belirtidir. Ayrıca daha önce gidilen yerlere gitmeme çocuklarda anksiyete atakları esnasında görülebilir. Titreme, terleme, fazla tedirgin sorular sorma, geri durma gibi fiziksel belirtiler de kaygılı çocuk açısından yaygın belirtilerdir. Okula gitmek istememe, daha önce sevdiği kişilere karşı artık öfkeli olma, aşırı heyecanlı olma, ürkek olma ve tetikte olma da çocuklarda anksiyete belirtileri arasında önemli yer tutar. Çocuklarda anksiyete çocuğun sürekli ve ani irkilmesi, korkulu hareketler sergilemesi, sürekli kabuslarla uyanması veya uyku bozuklukları yaşaması şeklinde de belirebilir. Kaygılı çocuk ayrıca iştahında azalma, yeme bozuklukları, sürekli huzursuzluk ve ağlama, oyun oynama şeklinde değişiklikler de sergileyebilir.

 

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Çocuklarda kaygı bozukluğu tedavisinde ebeveynlere büyük rol düşmektedir. Kaygılı çocuk için ebeveynleri tarafından karşı güven duygusunun aşılanması veya tazelenmesi oldukça önemlidir. Dürüst davranmak ve de sevgi vermek çocuğa bu süreçte iyi gelecektir. Çocuğun koşulsuz şartsız her ne olursa olsun sevileceğini ve korunacağını bilmesi neredeyse tedavinin yarısını kapsayabilmektedir. İşlevselliğin bozulduğu noktalar da bir çocuk terapistinden psikoterapi desteği almak oldukça faydalı ve de önemlidir. Terapistin yardımları ve de yönlendirmeleri çocuğun kaygı düzeyini azaltarak eski düzenine dönmesine yardımcı olacaktır. Psikoterapi desteği kaygının çocuk üzerinde kalıcılaşmaması açısından, yetişkinlik sürecinde de devam etmemesi açısından ve çok daha sağlıklı bir çocukluk/ergenlik dönemi geçirebilmesi açısından çok önemlidir. Uzman desteği ile çok daha kolay ve etkili yöntemlerle kısa sürede tedvinin tamamlanması çocuk içinde oldukça sağlıklı olacaktır.

Mentalium Tedavi Programı

Kurumumuzda çocuklar için oyun terapisi ve de bilişsel davranışçı terapiler uygulanmaktadır. Kaygılı çocuğun kaygısını açıklayamadığı yerlerde, korkularını dile getiremediği veya kaygıya neden olacak travmalarını açıklayamadığı yerlerde oyun terapisi kullanılarak oyunlarını oynama şeklinden, hikayeleştirme şeklinden kaygılı çocuk hakkında bilgi alabilmekteyiz. Bunun yanı sıra bilişsel davranışçı terapi tekniklerinden olan ‘Üzerine Gitme Tekniği’ ile kademeli olarak kaygı yaratan durumun üzerine gitme çalışılarak kaygılı çocuğun kaygılandığı durumun aslında çok da büyük felaketlere yol açmadığına ve her ne olursa olsun kabul gördüğünü deneyimlemesi de amaçlanmaktadır. Kurumumuz bu tip tedavi yöntemleri ile kaygılı çocuklarla çalışmakta ve oldukça başarılı sonuçlar elde etmektedir.

Şimdi Randevu Alın!

    WhatsApp chat