Panik atak, genellikle beklenmedik bir şekilde başlayan ve yineleyici, insanı dehşete düşüren yoğun sıkıntı nöbetleridir. Diğer birçok ruhsal rahatsızlık durumunda olduğu gibi, panik atağın da kesin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Bazı travmatik durumlar sonucu, stresli süreçler ertesi ya da beyindeki nörotransmitter dengesizliğin sebep olduğu düşünülmekte ve hakkında araştırmalar hala devam etmektedir.

Uyku faktörünün bir sebep olduğu araştırmalarla henüz kanıtlanmış olmasa da, uyku panik atak ile bağlantılıdır. Panik atak, uyku sürecini etkileyici önemli bir faktördür. Bir başka deyişle, uyku sürecinin panik ataklara etkisi henüz ispatlanamamış ancak panik atakların gerçekleşmesi uyku sürecini olumsuz yönde etkilemektedir. Hem uyku sürecindeyken panik atak yaşayabilir, hem de gün içinde yaşadığınız panik ataklardan dolayı uyku sürecinize olumsuz bir etki yaratabilirsiniz.

Uyku Sırasında Panik Atak

Panik atağın en büyük ve en önemli yaygın özelliği aniden ortaya çıkması ve korku içinde bırakmasının ardından kişiye sıkıntı nöbetleri geçirtmesidir. Ani ve birdenbire olmasından dolayı uyku sırasında şiddetlenmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Uyurken ortaya çıkan ve kişiyi şiddetli duygu, düşünce ve dürtülerle uyandıran panik ataklara “Nokturnal Atak” adı verilir.

Uyku sürecinde panik atağın gelişi hissedilmez ve fark edilmez ama kişi yoğun kaygı duyguları ile birden uykusundan uyanır. Panik atak, uyku sürecinde devam ettikçe kişide huzursuzluk, korku ve panik ataktan korkma paniği bile yaşayabilir. Panik anında boğulma, uyuşukluk, kalp çarpıntısı, ölüm korkusu ve yoğun düşünceler ve buna benzer durumlar ortaya çıkar. Kişide gerginlik ve huzursuzluk panik atağın geliş ihtimali ile artar.

Uyku kalitesi, yaşanan nöbetler sonucunda otomatik olarak düşmeye başlar. Kişi uyku sürecini gergin ve huzursuz geçirir, konuşma dilinde kullandığımız “deliksiz uyku” durumunu yaşayamaz, bunun yanı sıra atakların verdiği yorgunluk ve bitkinlikle sabahları kalkmakta zorlanır.

Panik ataklar uyku sırasında geldiğinde kişi bir süre sonra bunu fark ettiği için uyku ile ilgili kaçınmalar gösterebilir ve davranış değişikliklerinde bulunabilir. Tek başına uyumaktan, yalnız kalmaktan korkmak, nöbet gelecek gerekçesi ile uyumak istememe gibi davranışlar sergileyebilir. Bir süre sonra kişide en yaygın uyku bozukluğu hastalığı olan “Insomnia (Uykusuzluk)” ortaya çıkabilir. Insomnia uyku sürecinde panik atak yaşayan kişilerde sıklıkla görülmektedir.

Panik Ataklar Uykuya Nasıl Yansır?

Uyku dışında, günlük hayatta da kişiler panik atakları sıklıkla yaşıyor. Kaygı uykuya dalmayı güçleştiren en önemli faktörlerden biridir. Gün içinde stres faktörü ile tetiklense de tetiklenmese de kişi panik atak geçirebilir. Aynı şekilde korku, dehşet ve yoğun kaygı ve kaygılı duygular hissedebilir. Bu durum ilerledikçe, kişi duruma bağlı olarak ve durumun ona hissettirdiklerinin bilincinde olmasından ötürü daha da kaygılanacaktır.

Davranışlarda değişiklik yaşayabilir, dışarı çıktığında panik ataklar geçiren birey dışarı çıkmayabilir, evde tek kaldığında ataklar yaşayan birey evde tek başına kalamaz hale gelebilir. Panik atağın sebepleri tam olarak kesinleşmese de yaşandıktan sonra ortaya çıkan davranışsal ve bilişsel bozukluklar sıklıkla aynı olmaktadır. Kişinin uyku düzeni değişebilir. Uykuda tekrarlayan yineleyici, dehşet verici, olumsuz ve umutsuz düşünceler kişinin sağlıklı bir uyku düzeni yaşamasına engel olacaktır. Hatta kişi yoğun düşüncelerle gece uykusunda uyandığında tekrar uykuya dalmada güçlük çekip tekrarlayıcı olumsuz düşünceleri fark etmeye yeniden başlayabilir.

Hızlı Solunum ve Panik Atak

Kaygılandığımızda nefes alıp veriş hızımız otomatik olarak artar, kalp ritmi hızlanır ve bu bizi daha çok kaygıya sürükler. Hızlı solunum ile panik atak oluşumu arasındaki durumun sebebi karbondioksittir. Bilindiği üzere insanlar her ne şekilde nefes alırsa alsın nefes alırken oksijen alır nefes verirken de karbondioksit verir.

Bu durumdan farklı olarak hızlı ve bozuk ritimli nefes alma sırasında vücuda oksijen alınır ama nefes verirken karbondioksit seviyesi tehlikeli ve hızlı biçimde düşer. Karbondioksit seviyesinin düşük olması kalp çarpıntısı, mide bulantısı gibi belirtiler ortaya çıkarır. Düşük karbondioksit seviyesi daha da paniğe neden olur ve panik de arttıkça karbondioksit seviyesi tekrar düşmeye başar. Bu bir döngü haline gelir.

Buradaki amaç hızlı düşen karbondioksit seviyesini normale çekmektir. Bunun yanı sıra hızlı ritimli solunum bireyse alarm durumu yaratır ve alarm sistemimiz panik atak sürecini devreye sokabilir. Beynin alarm sistemi yaşanan karbondioksit düşüş durumundan dolayı alarm sistemlerini aktif hale getiriyor. Şiddetli korku anında nefes nefese kalacak şekilde solunum yapmak yada depresyon durumlarında ortaya çıkan iç çekme ve esneme şeklindeki soluma da bu duruma örnektir.

Bazı kişiler ise doğru nefes alıp vermeyi alışkanlık haline getirmediklerinden dolayı hızlı solunuma adapte olmuşlardır. Bu bireyler genellikle göğüslerinin üst bölümü yüzeysel solunum yaparlar. Bu durum farkında olmadan kişiyi panik bozukluğa aday hale getirir.

Bu Durum Düzeltilir Mi?

Bir çoğumuz günlük rutinlerimizde doğru nefes almanın ne demek olduğunu ve nasıl yapıldığını düşünüp uygulamayı unutuyoruz. Doğru nefes hayatımızın her alanında olduğu gibi panik atak sürecinde de çok önemlidir. En basit haliyle anlatılacak olursa, kaygılandığınız bir anda 60 saniye sakince kalıp doğru şekilde nefesinizi kontrol ettiğinizde rahatlama yaşayıp, hissettiğiniz kaygılardan bir nebze arındığınızı fark edeceksiniz.

Bu bir tedavi yöntemi olmasa da günlük hayatta yaşanan sıkıntıların akabinde uygulandığında kısa süreli çözüm ve rahatlamaya yol açar. Panik atak süreci bazı zamanlarda kişinin elinde olmasa da bunu engelleme ihtimalinizde elbette ki vardır. Hızlı nefes alıp verdiğinizde ve bunu fark ettiğinizde solunum hızınızı kontrol altına alıp gevşeme egzersizleri yaptığınızda panik atağı geri itme ihtimaliniz vardır.

Gevşeme egzersizleri çok yönlüdür fakat hepsinin temelinde doğru ve yavaş solunum yatar. Günün her anında, stresli olsanız da olmasanız da nefes egzersizleri yaparak gerginliğinizi, kaygılarınızı, stresinizi ortadan kaydırabilirsiniz. Araştırmalara göre de solunum şeklini değiştirmek panik atakların sıklığını ve yoğunluğunu azaltmaktadır. Solunumun düzelmesi ile, gelen korku ve kaygı hissi ve dikkat, endişe gibi bilişsel davranışlar var olan ritmi kontrol altına almaya çalışarak değişebilir.

Ruh sağlığı uzmanlarının panik atak tedavisi için önerdiği en etkili yöntem karın solunumudur. Karın solunumu ile solunumunuzu hızla kontrol altına alma becerisini kazandığınızda panik atağı birkaç dakikada çözdüğünüzü göreceksiniz. Karın solunumunu daha detaylı bir şekilde anlatalım istedik. Karın solunumu gerçekleştirilirken solunum kontrolündeki amaç verilen nefes süresinin alınan nefes süresinden 2 kat daha fazla olmasıdır.

Örneğin 3 saniye nefes alıyorsanız, bu nefesinizi 6 saniyede yayarak vermeniz gerekiyor. Bunu tekrarlayarak yaptığınızda otomatik olarak oksijen ve karbondioksit seviyeniz dengeleniyor ve sisteminiz düzene giriyor. Normalinden uzaklaşmış sinir ve solunum sisteminiz de dengeli şekilde normal haline dönmüş oluyor. Sizin kontrolünüzün dışında bir durumda iseniz psikoterapi alarak, durumu çözüme kavuşturmanız da mümkün olacaktır.

Özetle;

Panik atakların gerçekleştiği panik bozukluk hastalığı tedavi edilebilir ve ortadan tümüyle kaldırılabilir bir ruhsal bozukluktur. Bunun için panik bozukluk hastasının ilaç tedavisini doktorunun düzenleyeceği şekilde düzenli olarak sürdürmesi gerekmektedir. Buna ek olarak hem ataklarla başa çıkmak hem de atakları ortaya çıkartan duygu ve düşüncelerle çalışılması gerekmektedir. Bu amaçla psikolojik desteğin de ilaç tedavisi ile eş zamanlı olarak yürütülmesi gerekmektedir.

Diğer tüm psikolojik sorunlarınız ya da merak ettikleriniz için sizi mentaliumist.com/blog adresindeki yazılarımızı okumaya davet ediyoruz.

Yahut aklınıza bir şey takılırsa veya bizden profesyonel destek almak istiyorsanız da mentaliumist.com/iletisim adresinden randevu alabilir ve süreci başlatabilirsiniz. Sağlıklı günler diliyoruz.